masası ile cümle
masası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.In Casa Alba, acolo se afla biroul la care sta.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.In het Witte Huis zit hij aan een bureau.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var. Kararlı masa deniliyor.Di Gedung Putih, meja kerja yang ditempatinya bernama "Resolute desk."
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var. Kararlı masa deniliyor.Im Weißen Haus, und der Schreibtisch, an dem er sitzt, heißt "Resolute Desk".
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var. Kararlı masa deniliyor.W Białym Domu jego biurko nazywa się biurko Resolute.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var. Kararlı masa deniliyor.Στον Λευκό Οίκο υπάρχει το γραφείο στο οποίο κάθεται. ονομάζεται "Resolute" (Αποφασιστικός).
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var. Kararlı masa deniliyor.У Білому домі є стіл, за яким він сидить, цей стіл називається Рішучий.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.Na Casa Branca, está a secretária onde ele se senta.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.Nella Casa Bianca, c'è la scrivania a cui siede.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.그 Office에는 제 남편이 항상 앉아서 업무를 보는 책상이 있는데요.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.Trong Nhà Trắng, anh ấy ngồi ở một bàn làm việc.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.Valkoisessa talossa on työpöytä, jonka ääressä hän istuu.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.V Bielom dome je stôl, za ktorým sedí.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.V Bílém domě se nachází stůl za kterým sedí.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.В Белом Доме есть стол, за которым он сидит.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.Там, в Белия дом, е бюрото, на което седи.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.בבית הלבן יש שולחן
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.في البيت الأبيض، هناك المكتب الذي يجلس عليه.
Beyaz Saray'da, oturduğu bir masası var.レゾルート デスクと呼ばれています
Bir çizim masası, o zamandan beri üzerinde çalıştığım masa.1 cái bàn vẽ mà tôi vẫn luôn sử dụng đến giờ.
Bir çizim masası, o zamandan beri üzerinde çalıştığım masa.20年たった今でも
Bir çizim masası, o zamandan beri üzerinde çalıştığım masa.그 이후로 계속 쓰고 있는 제 그림 그리기용 책상입니다.
Bir çizim masası, o zamandan beri üzerinde çalıştığım masa.שולחן שרטוט, ומאז אני עובד עליו.
Bir çizim masası, o zamandan beri üzerinde çalıştığım masa.طاولة مسودة التي مازلت أعمل عليها منذ ذلك الحين
Bir de kahve masası yaptım.Am făcut şi o măsuţă de cafea.
Bir de kahve masası yaptım.Csináltam egy dohányzó asztalt is.
Bir de kahve masası yaptım.Ik heb ook een koffietafel gemaakt.
Bir de kahve masası yaptım. İsmi " Şimdi burada ol " .סוף סוף השלמתי עם הכלבים.
Bir de kahve masası yaptım.J'ai aussi fait cette table basse.
Bir de kahve masası yaptım.Saya juga membuat sebuah meja kopi.
Bir de kahve masası yaptım.También hice una mesa pequeña.
Bir de kahve masası yaptım.Tôi cũng đã tạo một bàn uống cà phê.
Bir de kahve masası yaptım.Направих също и масичка за кафе.
Bir de kahve masası yaptım.Я сделал ещё и кофейный столик.
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınAls in een film, het bevel landde op het bureau van de nieuwslezer, en de nieuwslezer had zoiets van,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınComo num filme, aquilo aterrou na mesa da redação e o locutor ficou:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınComo si fuera una película, la orden aterrizó sobre la redacción, y el presentador estaba como,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınGiống như một bộ phim, lệnh hoãn đặt ngay trên bàn đưa tin và người dẫn chương trình như thể,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınJadi tahu-tahu, perintah pencekalan sampai ke meja redaksi dan wartawannya kebingungan
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkın마치 영화처럼, 금지 통보가 뉴스 데스크로 날아들었죠. 뉴스 진행자는 이런 반응이었습니다.
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınKot v filmu je sodna prepoved pristala na novinarski mizi in voditelj poročil je rekel,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınKuin elokuvissa, kielto tuli uutispöydälle, ja uutistenlukija oli:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınLigesom i en film, ændringen landede på nyhedsskrivebordet og nyhedsoplæreren var sådan:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınMint valami filmben, a tiltás a bemondó asztalán landolt, és a bemondó csak csodálkozott,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınSo wie in einem Film, die Verfügung landet auf dem Schreibtisch und der Nachrichtensprecher sagte sich:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınTak, jak w filmie, zakaz wylądował na biurku w wiadomościach, a prezenter wygądał, jakby chciał powiedzieć:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınZákaz sa, ako vo filme, objavil na stole a moderátor správ povedal:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınZákaz se jako ve filmu objevil na stole a moderátor zpráv řekl:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınΌπως στις ταινίες, η απόφαση της διαταγής έφτασε στον επιμελητή ειδήσεων και ο εκφωνητής είπε:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınКак будто в каком-то фильме, бумага легла на стол и телеведущий сказал что-то вроде:"
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınКато във филмите се приземи на новинарското бюро и говорителят просто беше,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınכמו מתוך סרט, צו איסור פרסום נחת על שולחן החדשות, והקריין היה כמו,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınمثلما يحدث في الأفلام , جاء الإنذار القضائي إلى غرفة الأخبار، وقارئ الأخبار كان مثل ,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınニュースデスクに届き キャスターは "こんなの初めてです どうしましょう?" と
Bir marangoz el yapımı masasının son bacağına şekil vermek için torna kullanıyor. .Een timmerman gebruikt een draaibank om de vorm van de laatste etappe van een hand-bewerkte tafel te vormen.
Bir marangoz el yapımı masasının son bacağına şekil vermek için torna kullanıyor. .En tømrer bruger en drejebænk til at forme det sidste ben til et håndlavet bord.
Bir marangoz el yapımı masasının son bacağına şekil vermek için torna kullanıyor. .목수가 수공예 테이블의 마지막 다리를 만들기 위해 절단기를 사용하고 있습니다
Bir marangoz el yapımı masasının son bacağına şekil vermek için torna kullanıyor. .Truhlář na soustruhu vyrábí poslední nohu ručně vyráběného stolu.
Bir marangoz el yapımı masasının son bacağına şekil vermek için torna kullanıyor. .Um carpinteiro é usando um torno para dar forma a etapa final de uma tabela de mão-crafted.
Bir marangoz el yapımı masasının son bacağına şekil vermek için torna kullanıyor. .Един дърводелец използва колело, за да оформи последния крак на ръчно-изработена маса.
İlgili Sayfalar