masası ile cümle
masası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Toplantıdan sonra o doğrudan masasına doğru yöneldi.After the meeting she headed straight to her desk.
Ateş maşasıyla işaret parmağımı yaktım.I burned my forefinger on fire tongs.
Danışma masası nerede?Where is the information counter?
Meg kendi masasını temizledi.Meg cleared her desk.
Tom masasını temizlemek için tam zamanında ofise gitmek istedi.Bill wanted to get to the office in good time to clean his desk.
Kabul masasında güzel çiçekler vardı.There were beautiful flowers on the reception desk.
Akşam yemeği masasına oturduk.We were seated at the supper table.
Erkek kardeşimin masasını taşımasına yardım ettim.I helped my brother move his desk.
Ona masasını taşıması için yardım ettim.I helped him carry his desk.
Lütfen bilgi masasında sor.Please ask at the information desk.
Dedem masasında sık sık okur ve çalışırdı.My grandfather would often read and study at this desk.
Kardeşim masasındadır.My brother is at his desk.
Onun masasındadır.He is at his desk.
O, masasını temizledi.He cleared out his desk.
Küçük odasında büyük bir masası var.He has a large desk in his small room.
O, bulaşık masasını temizleyecek.She will clear the table of the dishes.
Erken sabah karşılama masasında ilk kimin gideceğine karar vermek için kura çektik.We drew lots to decide who would go first at the early morning reception desk.
O çalışma masası Meg için çok küçük.That desk is too small for Meg.
O, masasında çalışıyor.He is studying at his desk.
Biz kimlik belgelerimizi güvenlik masasına göstermek zorunda kaldık.We had to show our papers at the security desk.
Bir piknik masası yapmanın bu kadar zor olacağını asla düşünmemiştim.I never thought it'd be this hard to build a picnic table.
Bir piknik masasını kurmanın bu kadar zor olacağını asla düşünmemiştim.I never thought it'd be this hard to build a picnic table.
Tom çantasını masasının üstüne bıraktı.Tom left his briefcase on his desk.
Tom masasında.Tom is at his desk.
Tom emekli olmadan önce bir cinayet masası dedektifi idi.Tom was a homicide detective before he retired.
Tom anahtarlarını mutfak masasına koydu.Tom laid his keys on the kitchen table.
Tom ve Mary öğle yemeklerini yerken boyanmamış bir piknik masasında oturdular.Tom and Mary sat at an unpainted picnic table eating their lunch.
Tom ve Mary boş bir piknik masası bulamadı.Tom and Mary couldn't find an empty picnic table.
Tom'un eskiden uyuduğu odada bir dikiş makinesi ve bir ütü masası var.There is a sewing machine and an ironing board in the room where Tom used to sleep.
Tom iş yerindeki masasının çekmecesinde fazladan bir kravat tutuyor.Tom keeps an extra tie in his desk drawer at work.
Tom masasında oturdu.Tom sat at his desk.
Tom bütün gün masasına oturup sayılar hesapladı.Tom sat at his desk all day crunching numbers.
Mary masasını düzenledi.Meg straightened up her desk.
Bay Tanaka şu anda masasında değil.Mr. Tanaka is not at his desk right now.
Birçok fotoğraf Xiaoding'in masasının üzerine yerleştirilir.Many pictures are placed on Xiaoding's desk.
Kedi sandalyede oturuyor ve mutfak masasında duran ete bakıyor.The cat is sitting on the chair and looking at the meat that's lying on the kitchen table.
Tom, Mary'nin yemek odası masasında bıraktığı elmayı yedi.Tom ate the apple that Mary had left on the dining room table.
Tom masasında bir sandviç yiyor.Tom is at his desk eating a sandwich.
Tom genellikle mutfak masasında oturur ve sabah gazetesini okurken hububat yer.Tom usually sits at the kitchen table and eats cereal while reading the morning paper.
Tom'a, masasında öğle yemeği yemesi için izin verilmedi.Tom wasn't allowed to eat lunch at his desk.
Tom masasına doğru yürüdü.Tom walked over to the desk.
Tom masasında oturuyor.Tom is sitting at his desk.
Tom masasından bir mektup açacağı çıkardı.Tom grabbed a letter opener off his desk.
Tom ofisine girdi ve masasının üstünde bir kutu gördü.Tom entered his office and saw a box on his desk.
Muayene masasına uzan.Lie on the examining table.
Tom masasında bir şey yazmakla meşgul.Tom is busy writing something at his desk.
Muayene masasına uzanın.Lie down on the examination table.
Tom bir köşe masasında tek başına oturdu.Tom sat alone at a corner table.
Tom mutfak masasında tek başına oturdu.Tom sat alone at the kitchen table.
Mary içeri girdiğinde Tom mutfak masasında yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone at the kitchen table when Mary walked in.
Tom'un masasının üstündeki rafta bir bovling kupası vardı.There was a bowling trophy on the shelf above Tom's desk.
Tom ve Mary birbirine bakarak yemek odası masasında oturdu.Tom and Mary sat at the dining room table facing each other.
Tom masasında yokken Mary onun defterine bir şey yazdı.Mary wrote something in Tom's notebook while he was away from his desk.
Odanın sadece bir yatağı, bir masası ve bir sandalyesi vardı.The room had only a bed, a table and a chair.
Tom çantasını masasının yanında yere koydu.Tom put his briefcase on the floor next to his desk.
Tom, bıçağı mutfak masasının üzerine koydu.Tom put the knife down on the kitchen table.
Tom, bıçağı mutfak masasının üzerine bıraktı.Tom put the knife down on the kitchen table.
Tom yemek yerken mutfak masasında oturdu.Tom sat at the kitchen table eating dinner.
Tom bazı evrak işlerini yaparken masasında oturdu.Tom sat at his desk doing some paperwork.
Tom bütün sabah masasında çalışıyordu.Tom was working at his desk all morning.
İlgili Sayfalar