Örneğin masanın doğramasındaki işçiliğe bakın.It's that physicality that we expect of Caravaggio.
Açıklamaları da sözde bunun masanızın mürekkeple kirlenmesine engel olmak istemeleri.Oni se pravdaju kako ti ne �ele tintom zaprljati stol.
Kendinizi Brüksel'de bir masanın etrafında hayal edin.Picture yourselves around the table in Brussels.
Masanızın üzerine bakıyorsunuz ve sarı bir kalem görüyorsunuz.You look down and see a yellow pencil lying on your desk.
Masanın üzerine bir kağıt para koyun ve üzerine bir şişe yerleştirin.Place a note on the table and balance a bottle on top of it.
Masana döneceğe benziyorsun.Looks like the tables have turned.
Herkes masanın etrafında yerini aldı.And everyone kind of sat at the table.
Diyelim ki w masanın bacağın genişliğinin alabileceği sayıları ifade etsin. .So the way to think about this, let's let w be the width of the table leg.
Bu eski masanın ofisinde olmasının sebebi nedir?"Why is this old table in your office?"
Ve işte bu fotoğrafları çıkartarak, annesi görsün diye masanın üzerine bırakmıştı.And he took the photographs because they had these photographs taken by their friends in the army.
Pekala, ya masanızda duran sarı bir kaleminiz olsaydı?So, what if you had a yellow pencil sitting on your desk?
Ben masanın sonuna doğru seslendim, " Hey, sen pek birşey söylemedin,I called down to the end, "Hey, you haven't said much.
Bardağı masanın üzerine koyun Arkadaşınızdan portakalı bardağın üstüne koymasını isteyinPlace the glass on the table and challenge your friends to balance the orange on top of the glass.
Mumları masanın üzerine koyar mısın?Would you put the candles on the table?
O seni şansın yardımıyla, masanın üzerinde ayakta tutar.With luck he'll take you standing on a table.
Ve hala kendi masanızdaki raflar gibi eğlenceli şeyler yapabilirsinizAnd you can still do fun things like make shelves on your desktop.
Bitirdiklerinde ise robotu alıp masanın altına koyduk.And when they finished, we took it, we put it under the table, and we said,
Bitirdiklerinde hepsini alıp masanın altına koyduk.After they finished every one of them, we put them under the table.
- Masanın altında.- Under the table.
Carafe*'yi masanın üzerinde mi istersiniz?Do you want the carafe on the table?
Ama sadece kendi masanda kalabilirsen.But only if you stay at your own table.
Beyliği çekiliş onu kazandı ve bağlı onu masanın bacak.His lordship won him in a raffle, and tied him to the leg of the table.
Her birini bitirdiklerinde, onları masanın altına koyduk.After they finished every one of them, we put them under the table.
İşte burada. masanın altında oturuyor.And so, here he is sitting under the table.
Masanın arkasından geç.Come on.
Şu resimdeki siz olabilirsiniz ya da masanızın altındaki bir şey.Whether that's you in that picture or something under your desk.
Masanızın altına bile yerleştirebilirsiniz.They could go, actually, underneath your desktop.
Bir kitabın masanın üstünde durduğu gibi oturacak. .It's just going to sit there the way a book on a table just sits there.
Masanın üstüne, domatese ve arkadaki duvara yayılan dalgaları görebilirsiniz.You can watch the ripples, again, washing over the table, the tomato and the wall in the back.
Neden ısrar ediyorsun el ile işaret etmeye masanın üstünde?Why do you insist on manipulating the table like that with the fist, coming down?
Ve bu ofiste, artık masanda alışmana gerek yok, politikacılar gibi.So, in this office, you do not work anymore at your desk, like a politician.
Sanırım masan burda değil.I guess your desk isn't here.
Masanın taşınması için sırıkların içinden geçeceği halkalar kenarlığa yakın olmalı.the rings shall be close to the rim, for places for the poles to carry the table.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››You shall set bread of the presence on the table before me always.
Masanın taşınması için sırıkların içinden geçeceği halkalar kenarlığa yakındı.The rings were close by the border, the places for the poles to carry the table.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.You shall set them in two rows, six on a row, on the pure gold table before Yahweh.
MasanCity in Gyeongnam KoreaMasan
Düşmeli-yaprak masa menteşesi Düşen yapraklarla bir masanın yüzeyinin altına monte edilir.Drop-leaf table hinge Mounted under the surface of a table with leaves that drop down.
Gruplar genellikle bir masanın etrafına oturmuş, her biri izleyiciye bakıyordu.Groups were often seated around a table, each person looking at the viewer.
Güney Gyeongsang Eyaleti , Masan'ın yerel bir spesiyalitesidir.It is a local specialty of Masan, South Gyeongsang Province.
Bazen yiyecek yüklü bir masanın üzerinden dörtnala geldikleri gösterilmiştir.They are sometimes shown arriving at a gallop over a food-laden table.
Diğer oyuncu isteka topunu masanın dilediği noktasına koyabilir.Players 'lag' for who breaks off.
Genellikle bir şöminenin, piyanonun veya masanın üzerine oyulmuş bir heykeldir.Usually it is a sculptured head on a mantelpiece or a piano or desk.
Altlıklar masanın veya içeceğin konulduğu herhangi bir yerin yüzeyini korurlar.Coasters protect the surface of a table or any other surface where the user might place a drink.
Ben bu bardakları sevmiyorum, onları masanın üstünde tercih ederim.Diese Tassen gefallen mir nicht, die auf dem Tisch gefallen mir besser.
Kedi masanın üzerinde uyuyor.Die Katze schläft auf dem Tisch.
Beş kişilik masanız var mı?Haben Sie einen Tisch für fünf Personen?
Masanın üzerinde vazo var.Auf dem Tisch steht eine Vase.
Kitap masanın üzerindedir.Das Buch liegt auf dem Tisch.
Masanın başında oturan bir adam, tepsiden aldığı tabakları konuklara uzatmaktadır.Ein an der Stirnseite der Tafel sitzender Mann reicht die Teller an die Gäste weiter.
1 Temmuz 2010 tarihinde Masan ve Jinhae şehirleri Changwon ile birleşti.Am 1. Juli 2010 wurden die Nachbarstädte Jinhae und Masan eingemeindet.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.Die Ziegel werden verdeckt auf dem Tisch gemischt.
Brian denemeyi Kahvaltı Kulübü adına imzalar ve gitmeden Vernon'ın okuması için masanın üstüne bırakır.Doch Fiona verbietet ihr, den Schulball zu besuchen, und lässt sie stattdessen im Diner arbeiten.
Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.Gemeinsam mit seinem Parteikollege Walter Suppan rief er „Alles Juden!“ in den Plenarsaal.
Dirseklerini masanın üstüne koymayı kes.Arrête de mettre tes coudes sur la table.
Masanın üzerinde birkaç kitap var.Sur la table se trouvent quelques livres.
Tükenmez kalem masanın üstünde.Le stylo à bille est sur la table.
Masanın üzerinde kaç tane dolmakalem var?Combien y a-t-il de plumes sur le bureau ?
Ben masanın altına saklandım.Je me suis cachée sous la table.
Ellerimi masanın üzerine koydum.J'ai mis les mains sur la table.