Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.Вадим Селин за повесть «Свой в доску!
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.В конце зала расставлены столики.
Bunun üzerine Fred parayı masanın üstüne bırakır.عندئذ ترك Fred المال على الطاولة.
Bu suça kanıt olarak da Fred'in kadının almayı reddettiği için masanın üzerine koyduğu on doları gösterirler.ومن أجل رفض فريد أخذ المرأة كدليل على هذا الذنب يعرضون عليها 10 دولارات على الطاولة .
Döndükten sonra masanın liderliğini aldı.اشترت الحكومة اللوحة فور عودته.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.وقد اشتهر أيضًا وجود الطاولة بجانب السرير.
Kedi masanın üzerinde uyuyor.القط ينام على الطاولة.
Kitapları masanın üstüne koyma.لا تضع الكتب على الطاولة.
Tom, Mary'nin elini masanın altında tuttu.أمسك "توم" بيد "ماري" تحت الطاولة.
Ardından The Riott Squad, bir masa kurdu ve ringin köşesinden Natalya'ya masanın üzerine powerbomb yaptı.The Riott Squad então montou uma mesa e aplicou um powerbomb em Natalya do ringue para o meio da mesa.
"Bardağı masanın kehine koydun.Ele colocou a água do copo na boca.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Em uma cena ela coloca um vaso de flores sobre uma mesa.
Masanın bir üyesidir.É membro da Mensa.
Kibrit kutusu masanın üzerinde(dir).Met het mes op tafel.
Masanori Sanada (真田 雅則, Sanada Masanori, 6 Mart 1968 - 6 Eylül 2011), Japon eski futbolcudur.Masanori Sanada (Shizuoka, 6 maart 1968 - 6 september 2011) was een Japans voetballer.
Bir masanın üstü (idealde) iki boyutlu bir düzlemdir.De volgorde van de waarde van de kaarten loopt van twee (laagst) naar aas (hoogst).
Hemen ardından bu ödül yine masanın üzerinde durmaktadır.Die plannen verdwenen later weer van tafel.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Ook ander klein gedierte stond op zijn menu.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.De zwart gelakte stoelen stonden netjes geordend rondom de tafels.
Eşşek kelimesini duyulur duyulmaz herkes elini masanın üstüne koyar.Dit betekent dat alle schijven van je tegenstander nog op het bord liggen.
Kitabın masanın üstünde.Uw boek ligt op tafel.
Para masanın üzerinde duruyor.Het geld ligt op de tafel.
Masanori Sanada (真田 雅則, Sanada Masanori, 6 Mart 1968 - 6 Eylül 2011), Japon eski futbolcudur.真田 雅則 Sanada Masanori, ur. 6 marca 1968, zm. 6 września 2011) – japoński piłkarz.
Beyaz top masanın üzerinde yarım daire şeklindeki bölgenin içinde herhangi bir yerdedir.Biała bila jest umieszczona w dowolnym miejscu pola bazy po przeciwnej stronie stołu.
Hattori Hanzo ((服部 半蔵, ~1542 – Aralık 23, 1596), Hattori Masanari (服部 正成) olarak da bilinmektedir.服部 半蔵 Hattori Hanzō, ur. 1542, zm. 23 grudnia 1596), znany również pod imieniem Masanari lub Masashige (jap.
Kibrit kutusu masanın üzerinde(dir).Karty dziadka leżące na stole.
Masanın üstündeki hesap makinesi benim.Kalkulator na stole jest mój.
Masanın üzerinde bir kedi var mı?Czy na stole jest kot?
1 Temmuz 2010 tarihinde Masan ve Jinhae şehirleri Changwon ile birleşti.Den nuvarande staden bildades den 1 juli 2010 genom sammanslagning av städerna Changwon, Jinhae och Masan.
Drayton hemen masanın altına girer.Draughton ligger uppe på en höjd.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.Звичайно сідають за круглий стіл.
Tabloda, iki kişi kolları yanlarındaki masanın üzerinde olacak şekilde resmedilmiştir.Два хлопчики-путті зображені майже під столом з книгою.
Hattori Hanzo ((服部 半蔵, ~1542 – Aralık 23, 1596), Hattori Masanari (服部 正成) olarak da bilinmektedir.服部 半蔵; ? 1542 — 23 грудня 1596), також відомий як Хатторі Масанарі (яп.
Bazı masalarda kaleciler topu top masanın köşesinde hareketsiz kaldığında alamamaktadırlar.Бити по кулі палицею, коли куля стоїть біля краю столу, було незручно.
Ve beynini masanın üzerindeki dökülen bir kutu süte benzetirler.Також його третє око визирає зі сміттєвої корзини біля столу.
Sanırım masanın altında su var.Я думаю, що під столом є вода.
Köpek masanın etrafında yürüyor.Собака ходить навколо стола.
Lütfen onu masanın üstüne koy.Будь ласка, поклади це на стіл.
Kitap masanın üstünde mi?Книжка на столі?
Klavyenin tersine, oyun kumandası masanın üzerine konulmaz; elde tutulur.Svorkový stativ: na rozdíl od stolního stojanu nestojí na stole, ale je ke stolu připevněn.
Drayton hemen masanın altına girer.To už je dost i na Orgona pod stolem.
Masanın üzerinde vazo var.Na stole je váza.
Masanın 3 kurucusundan biridir.3 tacâmuri de masă.
Masanın üzerindeki kalemler yere yuvarlandı.Pantele acoperișului sunt învelite în tablă.
Köpek, masanın altındaki kutudaydı.Câinele a fost în cutia de sub masă.
Masanın bacakları sallanıyor.Picioarele mesei se mișcă.
Bir kedi masanın üstündeydi.O pisică a fost pe masă.
Masanın altındaki bir kedidir.Sub masă este o pisică.
Köpek, masanın altındaki bir kutunun içindeydi.Câinele a fost într-o cutie de sub masă.
Bunun üzerine Fred parayı masanın üstüne bırakır.Fred betuszkolja egy fiókba.
Masanın 3 kurucusundan biridir.Három párt egy asztalnál.
Kibrit kutusu masanın üzerinde(dir).Csizma az asztalon.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Az asztalon virág.
Masanın üzerindeki kalemler yere yuvarlandı.Azután otthagytam a tollat az asztalon.
Anahtar masanın üstünde.A kulcs a polcon van.
Kurucuları Kanō Masanobu (1434-1530) ve oğlu Kanō Motonobu'dur (1476-1553).Koulukunnan perustivat Kanō Masanobu (1434–1530) ja hänen poikansa Kanō Motonobu (1476–1559).
Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.Avajaisiltana Koschmider huuteli puolityhjästä salista "Tehkää show'ta!"-komentoja.
Masanın üstünde bir kedi vardı.Pöydän päällä oli kissa.
İçerideki masanın çevresinde SS askerleri ayakta bekliyorlardı.Στις εισόδους ήταν τοποθετημένη φρουρά από άνδρες των SS.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Τρεις γυναίκες κάθονται μπροστά σε ένα τραπέζι.