masanın ile cümle
masanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Büyük haritayı masanın üstüne yaydım.Я разложил большую карту на столе.
Masanın üzerinde bir kitap var.На столе лежит книга.
Masanın üstünde bir kitap var.На столе лежит книга.
Masanın altında kedi var.Под столом кошка.
Kedi masanın üstünde uyuyor.Кошка спит на столе.
İstersen evin anahtarını vereyim de git, masanın üstüne bıraktığım parayı al?Может быть, тебе дать ещё ключ от квартиры, где деньги лежат?
O niçin masanın altına saklanıyor?Почему он прячется под столом?
Masanın üzerinde zaten tabak, bıçak, çatal, kaşık ve bir tuzluk var; Tencereyi getirin.На столе уже есть тарелки, ножи, вилки, ложки и солонка; принесите кастрюлю супа.
Dün Kadıköy'de bir restoranda gri renk ve siyah çizgili bir kedi benim masanın üzerine atladı.Вчера в ресторане в Кадыкёе ко мне на стол запрыгнула серая кошка в чёрную полоску.
Kedi masanın altında duruyor.Кот лежит под столом.
Mavi telefon masanın üstünde.Синий телефон на столе.
Şarkının sözlerinin söylenmeye başlanması ile bir masanın önünde şarkıyı söylemeye başlar.Она сказала, что сначала должна песню послушать в нашем исполнении.
Klavyenin tersine, oyun kumandası masanın üzerine konulmaz; elde tutulur.Струбцина: в отличие от настольного штатива, не стоит на столе, а прикручивается к столу.
"Bardağı masanın kehine koydun.Найти истину на дне стакана.
Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.Вадим Селин за повесть «Свой в доску!
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.В конце зала расставлены столики.
Bunun üzerine Fred parayı masanın üstüne bırakır.عندئذ ترك Fred المال على الطاولة.
Bu suça kanıt olarak da Fred'in kadının almayı reddettiği için masanın üzerine koyduğu on doları gösterirler.ومن أجل رفض فريد أخذ المرأة كدليل على هذا الذنب يعرضون عليها 10 دولارات على الطاولة .
Döndükten sonra masanın liderliğini aldı.اشترت الحكومة اللوحة فور عودته.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.وقد اشتهر أيضًا وجود الطاولة بجانب السرير.
Kedi masanın üzerinde uyuyor.القط ينام على الطاولة.
Kitapları masanın üstüne koyma.لا تضع الكتب على الطاولة.
Tom, Mary'nin elini masanın altında tuttu.أمسك "توم" بيد "ماري" تحت الطاولة.
Ardından The Riott Squad, bir masa kurdu ve ringin köşesinden Natalya'ya masanın üzerine powerbomb yaptı.The Riott Squad então montou uma mesa e aplicou um powerbomb em Natalya do ringue para o meio da mesa.
"Bardağı masanın kehine koydun.Ele colocou a água do copo na boca.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Em uma cena ela coloca um vaso de flores sobre uma mesa.
Masanın bir üyesidir.É membro da Mensa.
Kibrit kutusu masanın üzerinde(dir).Met het mes op tafel.
Bir masanın üstü (idealde) iki boyutlu bir düzlemdir.De volgorde van de waarde van de kaarten loopt van twee (laagst) naar aas (hoogst).
Hemen ardından bu ödül yine masanın üzerinde durmaktadır.Die plannen verdwenen later weer van tafel.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Ook ander klein gedierte stond op zijn menu.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.De zwart gelakte stoelen stonden netjes geordend rondom de tafels.
Maşanın görevi çalgının kök kaydseini düzenlemektir.Dit is om de functie van de remschakelaar te controleren.
Eşşek kelimesini duyulur duyulmaz herkes elini masanın üstüne koyar.Dit betekent dat alle schijven van je tegenstander nog op het bord liggen.
Kitabın masanın üstünde.Uw boek ligt op tafel.
Para masanın üzerinde duruyor.Het geld ligt op de tafel.
Beyaz top masanın üzerinde yarım daire şeklindeki bölgenin içinde herhangi bir yerdedir.Biała bila jest umieszczona w dowolnym miejscu pola bazy po przeciwnej stronie stołu.
Kibrit kutusu masanın üzerinde(dir).Karty dziadka leżące na stole.
Masanın üstündeki hesap makinesi benim.Kalkulator na stole jest mój.
Masanın üzerinde bir kedi var mı?Czy na stole jest kot?
Drayton hemen masanın altına girer.Draughton ligger uppe på en höjd.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.Звичайно сідають за круглий стіл.
Tabloda, iki kişi kolları yanlarındaki masanın üzerinde olacak şekilde resmedilmiştir.Два хлопчики-путті зображені майже під столом з книгою.
Bazı masalarda kaleciler topu top masanın köşesinde hareketsiz kaldığında alamamaktadırlar.Бити по кулі палицею, коли куля стоїть біля краю столу, було незручно.
Ve beynini masanın üzerindeki dökülen bir kutu süte benzetirler.Також його третє око визирає зі сміттєвої корзини біля столу.
Sanırım masanın altında su var.Я думаю, що під столом є вода.
Köpek masanın etrafında yürüyor.Собака ходить навколо стола.
Lütfen onu masanın üstüne koy.Будь ласка, поклади це на стіл.
Kitap masanın üstünde mi?Книжка на столі?
Klavyenin tersine, oyun kumandası masanın üzerine konulmaz; elde tutulur.Svorkový stativ: na rozdíl od stolního stojanu nestojí na stole, ale je ke stolu připevněn.
Drayton hemen masanın altına girer.To už je dost i na Orgona pod stolem.
Masanın üzerinde vazo var.Na stole je váza.
Masanın 3 kurucusundan biridir.3 tacâmuri de masă.
Masanın üzerindeki kalemler yere yuvarlandı.Pantele acoperișului sunt învelite în tablă.
Köpek, masanın altındaki kutudaydı.Câinele a fost în cutia de sub masă.
Masanın bacakları sallanıyor.Picioarele mesei se mișcă.
Bir kedi masanın üstündeydi.O pisică a fost pe masă.
Masanın altındaki bir kedidir.Sub masă este o pisică.
Köpek, masanın altındaki bir kutunun içindeydi.Câinele a fost într-o cutie de sub masă.
Bunun üzerine Fred parayı masanın üstüne bırakır.Fred betuszkolja egy fiókba.