masanın ile cümle
masanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bazen yiyecek yüklü bir masanın üzerinden dörtnala geldikleri gösterilmiştir.They are sometimes shown arriving at a gallop over a food-laden table.
Diğer oyuncu isteka topunu masanın dilediği noktasına koyabilir.Players 'lag' for who breaks off.
Genellikle bir şöminenin, piyanonun veya masanın üzerine oyulmuş bir heykeldir.Usually it is a sculptured head on a mantelpiece or a piano or desk.
Altlıklar masanın veya içeceğin konulduğu herhangi bir yerin yüzeyini korurlar.Coasters protect the surface of a table or any other surface where the user might place a drink.
Ben bu bardakları sevmiyorum, onları masanın üstünde tercih ederim.Diese Tassen gefallen mir nicht, die auf dem Tisch gefallen mir besser.
Kedi masanın üzerinde uyuyor.Die Katze schläft auf dem Tisch.
Masanın üzerinde vazo var.Auf dem Tisch steht eine Vase.
Kitap masanın üzerindedir.Das Buch liegt auf dem Tisch.
"Anne, mandallar nerede?" "Masanın üzerinde."„Mama, wo sind die Wäschekluppen?“ – „Auf dem Tisch.“
Masanın başında oturan bir adam, tepsiden aldığı tabakları konuklara uzatmaktadır.Ein an der Stirnseite der Tafel sitzender Mann reicht die Teller an die Gäste weiter.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.Die Ziegel werden verdeckt auf dem Tisch gemischt.
Brian denemeyi Kahvaltı Kulübü adına imzalar ve gitmeden Vernon'ın okuması için masanın üstüne bırakır.Doch Fiona verbietet ihr, den Schulball zu besuchen, und lässt sie stattdessen im Diner arbeiten.
Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.Gemeinsam mit seinem Parteikollege Walter Suppan rief er „Alles Juden!“ in den Plenarsaal.
Dirseklerini masanın üstüne koymayı kes.Arrête de mettre tes coudes sur la table.
Masanın üzerinde birkaç kitap var.Sur la table se trouvent quelques livres.
Tükenmez kalem masanın üstünde.Le stylo à bille est sur la table.
Masanın üzerinde kaç tane dolmakalem var?Combien y a-t-il de plumes sur le bureau ?
Ben masanın altına saklandım.Je me suis cachée sous la table.
Ellerimi masanın üzerine koydum.J'ai mis les mains sur la table.
Kedim masanın altına geliyordu.Mon chat venait de sous la table.
Masanın altına saklandım.Je me suis cachée sous la table.
Masanın üzerinde bir kitap, bir kalem ve bir kağıt var.Il y a un livre, un crayon et une feuille de papier sur la table.
Fransa'da ekmeği masanın üstüne ters çevrilmiş koymamak gerekir.En France, il ne faut pas poser le pain à l'envers sur la table.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Une autre fleur est posée sur la table.
Masanın bir üyesidir.Il est membre de son bureau.
Eşşek kelimesini duyulur duyulmaz herkes elini masanın üstüne koyar.Si on ne veut pas pousser, on tapera de la mains sur la table.
Tabloda, iki kişi kolları yanlarındaki masanın üzerinde olacak şekilde resmedilmiştir.La jeune femme écrivant a les deux avant-bras posés sur la table.
Drayton masanın altına saklanır.Glouton couché sur le dos.
Kutuyu masanın üzerinde bıraktı.Ella dejó la caja sobre la mesa.
Onu masanın üzerine koydum.Lo dejé encima de la mesa.
Onu masanın üzerine bırak.Déjalo encima de la mesa.
Masanın üstünde bir kitap var.Hay un libro sobre la mesa.
Bir masanın dört bacağı var.Una mesa tiene cuatro patas.
"Cep telefonumu gördün mü?" "Masanın üstünde.""¿Has visto mi móvil?" "Está sobre la mesa."
Masanın altında bir köpek var.Hay un perro debajo de la mesa.
Anahtarlarımı masanın üstüne bıraktım. Onları bana getirir misin?Dejé mis llaves sobre la mesa. ¿Me las puedes traer?
Masanın altında bir kedi var mı?¿Hay un gato debajo de la mesa?
Anahtar masanın üstünde.La llave está encima de la mesa.
Ben masanın üstündeki kitaplarla ne yapmalıyım?¿Qué debería hacer con los libros que hay encima de la mesa?
Tom, anahtarlarını masanın üzerine bıraktı.Tom dejó sus llaves encima de la mesa.
Masanın üzerinde oturuyorum.Estoy sentado encima de la mesa.
Jessie masanın ucunda oturdu.Jessie se sentó al extremo de la mesa.
Niçin masanın altındasın?¿Por qué estás debajo de la mesa?
Kitap masanın üstündedir.El libro está sobre la mesa.
Telefon masanın üstünde.El teléfono está encima de la mesa.
Sabun neden masanın üstünde?¿Por qué está el jabón sobre la mesa?
Sonraki sahnede Diane, evinde otururken, masanın üstündeki mavi kapı anahtarına bakmaktadır.En su departamento, Diane mira la llave azul en su mesa de café.
Soylunun köpeği masanın altından kafasını çıkarmıştır.Detalle del perro escondido bajo la mesa.
Bunların dışında masanın alt tarafında şekli bozulmuş bir kafatası figürü bulunmaktadır.Otra variante tiene una tabla falsa debajo de la caja.
Bir masanın üstü (idealde) iki boyutlu bir düzlemdir.Un plano es un objeto de dos dimensiones.
"Bardağı masanın kehine koydun.«Solo le faltó levantar la copa».
Kendisine verilen not masanın üzerinde parlamaktadır.La lectura por la escritura.
Naiade Masanın Çevresinde (Yazarlar), 1872.Un rincón de la mesa, de 1872.
Tom, anahtarlarını masanın üzerine bıraktı.Tom ha lasciato le sue chiavi sul tavolo.
Masanın üzerinde bir kedi vardı.C'era un gatto sul tavolo.
Osborne 1 1984 yapımı The Philadelphia Experiment adlı bir filmde bir masanın üzerinde durmaktadır.L'Osborne Executive compare in una scena del film Philadelphia Experiment del 1984.
Masanın üzerindeki kalemler yere yuvarlandı.La penna è sul tavolo.
Kibrit kutusu masanın üzerinde(dir).La matita è sulla sedia.
Bazen istekten ziyade niyet veya plan bildirir: Şu vazoyu masanın üzerine koyayım.Compiuta la Scartata lo Scartatore annuncia “L'HO FATTA”, battendo le nocche sul tavolo.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Altri libri, aperti, sono sul tavolo.