mas ile cümle

mas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben masada bir çiçek gördüm.I saw a flower on the table.
Kedi masanın altına gizlenmiş.The cat is hidden under the table.
MasterCard ve Visa kabul edilmektedir.MasterCard and Visa are accepted.
Masamı kullanıp kullanmadığın umurumda değil.I don't mind if you use my desk.
Masada bazı çiçekler gördüm.I saw some flowers on the table.
Likör dükkanını soyan adam bir maske takıyordu.The man who held up the liquor store wore a mask.
İstersen, benim masamı kullanabilirsin.If you'd like, you may use my desk.
Bilgi masasında biletler ücretsiz olarak hazır.Tickets are available for free at the information desk.
Masada üç tane kahve bardağı vardı.There were three coffee mugs on the table.
Tom masanın üzerine mürekkep döktü.Tom spilled ink on the desk.
Her şey masanın üstünde.Everything is on the table.
Tom hemen hemen her gün masa tenisi oynar.Tom plays table tennis just about every day.
Tom şiddetle yumruğunu masaya vurdu.Tom pounded the table violently with his fists.
Genellikle hepimiz masada birlikte yemek yeriz.Generally we all eat together at the table.
Bu büyük pot mutfak masasının üzerinde.That big pot is on the kitchen table.
Masanın üstünde hiç kitap yok.There is no book on the table.
Masanın üzerinde bir kitap yok.There isn't a book on the table.
Kocama masaj yapıyorum.I'm giving my husband a massage.
O, muhtemelen masumdu.She was probably innocent.
Erkek arkadaşının masum olduğuna inanıyor.She believes her boyfriend is innocent.
O, telefon görüşmesi yapmak için birkaç kez masadan ayrıldı.She left the table several times to make phone calls.
Daha fazla masraf bekliyoruz.We're anticipating more charges.
Sen masanın altıda saklandın.You hid under the table.
O bir peri masalı gibiydi.It was like a fairytale.
Senin maskaralıklarından usandım.I've had enough of your shenanigans.
Tom Mary'ye masaj yaptı.Tom gave Mary massages.
Garson masaya beyaz bir masa örtüsü koydu.The waitress put a white tablecloth on the table.
Tom, Mary'nin tamamen masum olduğuna ikna olmuyor.Tom is not convinced that Mary is entirely innocent.
Tom Boston, Massachusetts'de marangoz olarak çalıştı.Tom worked as a carpenter in Boston, Massachusetts.
Tom'un davası Massachusetts'teki Boston'a taşındı.Tom's trial was moved to Boston, Massachusetts.
Masanın üzerinde bir sözlük var.There's a dictionary on top of the desk.
Tom'un masası o kadar dağınıktı ki, temizlikçi odayı temizlemeyi reddetti.Tom's desk was so untidy that the cleaner refused to clean the room.
Dans hakkındaki bir kitap masanın üzerinde duruyor.A book about dancing is lying on the desk.
Tom bakkaliye çantasını masaya koydu.Tom put the bag of groceries on the kitchen table.
Tom saatini çıkardı ve masanın üzerine koydu.Tom took his watch off and laid it on the table.
Hiç kimsenin masamı kımıldatmasına izin verme.Don't let anyone move my desk.
Tom masum olduğunu iddia ediyor.Tom claims he's innocent.
O bir masraflı hataydı.It was a costly mistake.
Garsonun masaya getirdiği tavuk hâlâ çiğdi.The chicken the waiter brought to the table was still raw.
Masanın üstünde bir kedi var.There's a cat on the desk.
Bir anahtar yazı masasının üstünde duruyor.A key is lying on the writing-table.
Tom klasörü masaya koydu.Tom put the folder on the table.
Günlük gazete dünya'nın sorunlarını kahvaltı masasına getirir.The daily newspaper brings the world's problems to the breakfast table.
Doğmamış bir bebek kadar masum.As innocent as a babe unborn.
Bizim kare şeklinde bir masamız var.We have a square table.
Bu çocuklardan hangisi Masao'dur?Which one of these boys is Masao?
Ailemin bir çerçeveli fotoğrafı masamın üstünde asılı.A framed photo of my family hangs above my desk.
Masanın üzerinde açık bir kitap var.A book is open on the desk.
Masanın üzerinde açık duran bir kitap var.There's a book lying open on the desk.
Benim Japonya'ya olan seyahat masraflarım üniversite tarafından ödendi.My travel fees to Japan are paid for by the university.
Elbette o masum.Of course he's innocent.
Tom her zaman yaptığı gibi anahtarını masanın üstüne bıraktı.Tom left his key on the desk, as he usually does.
MasterCard kullanıyor musun?Are you using the MasterCard?
MasterCard kabul ediyor musunuz?Do you take MasterCard?
Burada Master Card kullanabilir miyim?Can I use MasterCard here?
Masanı paylaşmamın sakıncası var mı?Would you mind sharing your table?
Masanızı paylaşmamın bir sakıncası var mı, bayım.Would you mind sharing your table, sir?
Tom masadaki arkadaşlarına katıldı.Tom joined his friends at the table.
Masanın üzerinde bir tabak, bir çatal ve bir bıçak var.On the table there's a plate, a fork, and a knife.
Dersten sonra sandalyeleri masaların üstüne koymayı unutmayın.Remember to put the chairs onto the tables after the lesson.

İlgili Sayfalar