Ana içeriğe geç
Sözlük

mary ile cümle

mary kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Tom, John'a vurduğu için Mary'yi suçlamadı.Tom didn't blame Mary for hitting John.
Tom, John'un masum olduğu konusunda Mary'yi ikna etti.Tom convinced Mary that John was innocent.
Tom Mary'ye John'un nerede olduğunu sordu.Tom asked Mary where John was.
Tom Mary'ye John'un nerede yaşadığını sordu.Tom asked Mary where John lived.
Tom, Mary'nin ev ödevinde John'a yardım etmesini rica etti.Tom asked Mary to help John with his homework assignment.
Tom, Mary'nin John'u arabayla havaalanına götürmesini rica etti.Tom asked Mary to drive John to the airport.
Tom, Mary'nin John'a bir mesaj iletmesini rica etti.Tom asked Mary to deliver a message to John.
Tom, Mary'ye John'un sanat sergisine gidip gitmeyeceğini sordu.Tom asked Mary if she'd go to John's art exhibit.
Tom, Mary'ye John'un karısını tanıyıp tanımadığını sordu.Tom asked Mary if she knew John's wife.
Tom, Mary'ye John'un yeni telefon numarasını bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew John's new telephone number.
Tom Mary'ye John'un adresini bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew John's address.
Tom Mary'ye John'u tanıyıp tanımadığını sordu.Tom asked Mary if she knew John.
Tom, Mary'ye John'u sordu.Tom asked Mary about John.
John kapıyı çaldığında Tom ve Mary akşam yemeği için oturmak üzerelerdi.Tom and Mary were about to sit down for dinner when John knocked on the door.
Tom ve Mary bebeklerine John ismini verdiler.Tom and Mary named their baby John.
Tom ve Mary John'u öldürme girişiminde bulundular.Tom and Mary attempted to murder John.
Tom her zaman John ve Mary'nin çok hoş bir çift olduklarını düşündü.Tom always thought that John and Mary were such a nice couple.
Tom, Mary'ye John'dan çok fazla ödünç para almamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to borrow too much money from John.
Tom, Mary'ye John'un söylediği her şeye inanmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to believe everything John says.
O zaman, Tom, Mary ve John arasında oturuyordu.At that time, Tom was sitting between Mary and John.
Tom'un sorusu Mary'yi tamamen hazırlıksız yakaladı.Tom's question caught Mary completely off-guard.
Tom Mary'nin onu niçin Fransız öpücüğüyle öpmeyeceğini merak etti.Tom wondered why Mary wouldn't French kiss him.
Tom Mary'nin özürünü kabul edecek durumda değildi.Tom wasn't in the mood to accept Mary's apology.
Mary'ye gerçeği söylemesi için Tom kışkırtıldı.Tom was tempted to tell Mary the truth.
Mary gitmek için özendirildi fakat son anda gitmemeye karar verdi.Tom was tempted to go, but at the last moment he decided not to.
Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
Tom Mary'nin yarışı kazanması hakkındaki övünmelerinden bıkıyordu.Tom was getting tired of hearing Mary bragging about winning the race.
Tom Mary'yi beklemekten bıkmıştı.Tom was fed up with waiting for Mary.
Tom Mary'yi onun evinden uzak kalması için uyardı.Tom warned Mary to stay away from his house.
Tom Mary hakkında her şeyi bilmek istiyordu.Tom wanted to know everything about Mary.
Tom Mary'ye yardım etmek istiyordu fakat nereden başlayacağını bilmiyordu.Tom wanted to help Mary, but he didn't know where to begin.
Tom elinden geldiği kadar Mary'den uzaklara gitmek istedi.Tom wanted to get as far away from Mary as he could.
Tom Mary'nin söylediğinin gerçek olduğuna umutsuzca inanmak istedi.Tom wanted desperately to believe what Mary said was true.
Tom Mary'nin ne demek istediğini tam olarak anladı.Tom understood exactly what Mary meant.
Mary kendini öldürmeden önce Tom silahı ondan aldı.Tom took the gun from Mary before she could kill herself.
Tom Mary'ye dikkatli olmasını söyledi.Tom told Mary to be careful.
Tom Mary'ye bilmesi gereken her şeyi söyledi.Tom told Mary everything she needed to know.
Tom Mary'nin iyi bir kelle avcısı olacağını söyledi.Tom thought that Mary would make a good bounty hunter.
Tom Mary'yi öldürebilmenin birçok yolunu düşündü.Tom thought of the many ways he could kill Mary.
Tom, Mary'nin bir silahının olmasının iyi bir fikir olacağını düşündü.Tom thought it would be a good idea if Mary got a gun.
Tom Mary'nin gereksiz yere ihtiyatlı olduğunu düşünüyor.Tom thinks that Mary is being unnecessarily cautious.
Tom Mary'nin çok fazla içtiğini düşünüyor.Tom thinks that Mary drinks like a fish.
Tom Mary ile kavgaya başladı.Tom started a fight with Mary.
Mary'nin kasabayı terk ettiğini ona söylediğimde, Tom gerçekten şaşırmış görünüyordu.Tom seemed genuinely surprised when I told him that Mary had left town.
Tom Mary'nin onun için yaptığı jambonlu sandviçi yiyiverdi.Tom scarfed down the ham sandwich that Mary had made for him.
Tom bardağa biraz süt koydu ve Mary'ye uzattı.Tom poured some milk into a glass and handed it to Mary.
Tom Mary'ye bir fincan kahve koydu ve kendi fincanını tepeleme doldurdu.Tom poured Mary a cup of coffee and topped off his own.
Tom nezaketen Mary'nin ağlamasını görmemezlikten geldi.Tom politely pretended not to notice that Mary had been crying.
Tom mümkün olduğu kadar Mary'nin apartmanına yakın parketti.Tom parked as close to Mary's apartment building as he could.
Mary'nin çalma fırsatı olmadan Tom kapıyı açtı.Tom opened the door before Mary had a chance to knock.
Tom Mary'nin masayı hazırlamasına yardım etti.Tom helped Mary set the table.
Tom Mary'den kaçınmaktadır.Tom has been avoiding Mary.
Tom, Mary'ye kötü haberi söylemeyi mümkün olduğu kadar uzun süre erteledi.Tom had put off telling Mary the bad news for as long as possible.
Mary'nin ne zaman varacağını Tom'un bilmesi imkansızdı.Tom had no way of knowing when Mary would arrive.
Tom'un Mary geri dönünceye kadar beklemeye niyeti yoktu.Tom had no intention on waiting until Mary got back.
Tom'un asla Mary'yi tekrar görmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of ever seeing Mary again.
Tom, o hatırlayabildiği kadar uzun süre Mary'nin en yakın arkadaşı olmuştu.Tom had been Mary's best friend for as long as she could remember.
Tom'un alnında Mary onu son gördüğünden beri yeni bir yara vardı.Tom had a new scar on his forehead since the last time Mary had seen him.
Tom buzdolabından iki bira çıkardı ve birini Mary'ye uzattı.Tom got two beers out of the refrigerator and handed one to Mary.
Tom Mary'yi kucakladı ve yanağından öptü.Tom gave Mary a hug and a kiss on the cheek.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod