marka ile cümle

marka kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
14
ORT. KELİME
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Đây là những chiếc ví hiệu Coach mà Min đã cho tôi trên chuyến tàu về nhà thăm lại gia đình mình.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Dit is de portemonnee van Coach die Min me gaf op de trein naar huis om haar familie te bezoeken.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Esta é a carteira Coach que a Min me deu no comboio na viagem até à casa da família.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Este es el monedero Coach que me dio Min en el tren a casa para visitar a su familia.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Ez az a Coach pénztárca, amit Min adott nekem a vonaton hazafelé, amikor a családját látogattuk meg.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Iată poșeta Coach pe care mi-a dat-o Min în trenul spre casa familiei sale.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Questo è il portafoglio Coach che mi ha dato Min sul treno mentre tornava a casa dalla famiglia.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.To je Coach denarnica, ki mi jo je podarila Min na vlaku med potjo k njenim domačim.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.To jest portmonetka firmy Coach, którą dała mi Min w pociągu, w trakcie podróży do jej rodziny.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Voici le porte-monnaie Coach que Min m'a donné dans le train vers chez elle pour rendre visite à sa famille.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Αυτό είναι το πορτοφόλι Coach που μου χάρισε η Μιν στο τρένο για το χωριό της.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Ось гаманець від Coach, що його мені дала Мін у потязі, коли ми їхали відвідати її сім'ю.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Това е портмонето Коуч, което Мин ми даде на влака за в къщи, посещавайки нейното семейство.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.Это сумочка Coach, которую Минь дала мне на поезде домой, когда мы ездили навестить её семью.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.זהו הארנק של "קואץ'" שמין נתנה לי כשנסענו ברכבת לבקר את משפחתה.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.هذي هي هدية الكوش التي أهدتني اياها Min على القطار في الطريق لزيارة عائلتها.
Bu Coach marka cüzdan ailesini ziyarete giderken Min'in trende bana verdiği hediye.これが実家への電車の中で 明がくれたCOACH のバッグです 私の取材した 若い女性達との つながりを忘れないように
Bu çok ünlü bir marka. Milano tasarımcılar tarafından hazırlanmış bir Gucci.Dieser Anzug kam vor zwei Tagen aus Mailand.
Bu çok ünlü bir marka. Milano tasarımcılar tarafından hazırlanmış bir Gucci.Tämä puku saapui kaksi päivää sitten Milanosta.
Bu çok ünlü bir marka. Milano tasarımcılar tarafından hazırlanmış bir Gucci.Пару дней назад этот костюм прислали из Италии.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Alors cela devient une force très puissante pour eux pour rendre leur marque plus élastique.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Das wird für sie also eine starke Kraft, um ihre Marke dehnbarer zu machen.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Deci asta devine o forta puternica pentru ei sa-si faca brandul mai elastic.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Dus dat wordt een zeer krachtig vermogen voor hen om hun merk meer elastisch te maken.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.그래서 그건 그들의 브랜드를 더 신축적으로 만들어주는 아주 강력한 힘이 됩니다.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Quindi questo diventa una punto di forza per loro per rendere la loro marca più flessibile.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Tak więc mocną stroną Zagat są ludzie, którzy czynią ich markę elastyczną.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Και αυτό γίνεται ένα πανίσχυρο εργαλείο για εκείνους κάνοντας την επωνυμία τους πιο ελαστική.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.И это становится очень серьезной силой для них, позволив сделать бренд более эластичным.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Така че това става много мощна сила за тях, която прави марката им по-еластична.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.כך שהם הפכו לכוח רב-עוצמה עבורה שמאפשר לה להגמיש את המותג שלה.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.لذا فهي تصبح قوى ضاربة بالنسبة لهم لجعل علامتهم التجارية أكثر مرونة
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.強い力の源になりました ロサンゼルスで 移動式の飲食店を営む
Bu durum Coca Cola gibi çok güçlü bir markası olan bir şirkete de uygulanabilir. -Este argumento puede ser fácil con una empresa como Coca Cola, que tiene una marca poderosa.
Bu durum Coca Cola gibi çok güçlü bir markası olan bir şirkete de uygulanabilir. -Myslím, že podobný argument je možné jednoduše udělat s firmou jako Coca-Cola, která má velmi silnou značku.
Bu durum Coca Cola gibi çok güçlü bir markası olan bir şirkete de uygulanabilir. -أظن ان الجدال بإمكانه أن ينطلق بسهولة مع شركة مثل شركة كوكا كولا، حيث أن شعارها قوي جداً.
Bu durum Coca Cola gibi çok güçlü bir markası olan bir şirkete de uygulanabilir. -それは非常に強いブランドを持っています。 そのブランドとその公式、秘密の公式は、
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Det gör denna distribution av energi en demokratiserande kraft, som i slutändan är bra för ditt varumärke.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Distribúcia energie je demokratizujúca sila, ktorá nakoniec je dobrá pre vašu značku.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Distribuirea energiei este o forță democratizatoare, care în final este bună pentru marca ta.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Ebből az energia eloszlásból egy demokratizáló erőt csinál, amelyik végül jó a márkádnak.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Es macht die Verbreitung der Energie zu einer demokratischen Kraft was im Endeffekt gut für eine Marke ist.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Het maakt deze distributie van energie tot een democratische kracht, die uiteindelijk goed is voor je merk.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.이것은 대중화 된 에너지 즉 힘의 분배를 만듭니다, 이 힘은 궁극적으로 여러분의 브랜드에 좋은 것이죠.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Rende questa distribuzione di energia una forza democratica, che in ultima analisi fa bene al vostro marchio.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Rozšiřování potenciálu je demokratizující silou, což je pro vaši značku určitě skvělé.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Se tekee tästä energian jakamisesta demokraattisen voiman, mikä on lopulta hyvä asia brändin kannalta.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Sự phát tán năng lượng này là một động lực dân chủ hóa, và sẽ là điều tốt đẹp với công ty bạn.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Takie rozproszenie energii jest demokratyzującą siłą, która w rezultacie jest dobra dla twojej marki.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Torna esta distribuição de energia uma força que democratiza, o que acaba por ser bom para a vossa marca.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Κάνει αυτή τη διανομή ενέργειας μία δύναμη εκδημοκρατισμού, η οποία είναι εν τέλει καλή για την μάρκα.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Поширення цієї енергії стає демократизуючою силою, яка в кінцевому підсумку корисна для вашого бренду.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.Това разпределение на енергия е демократизираща сила, което в крайна сметка е добре за вашата марка.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.פיזור זה של אנרגיה הוא כוח דמוקרטי, אשר בסופו של דבר הוא טוב למותג שלך.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.هذا التوزيع للطاقة هو القوة الديمقراطية، التي هي أخيرا جيدة لعلامتك التجارية.
Bu enerjinin dağılımını demokratikleştiren bir güç yapar, ki bu da markanız için son derece yararlıdır.最終的にはブランドにとっていいことです ということで物理から学ぶことは
Bu gibi şirketler sadece markalarından dolayı daha fazla para kazanabiliyor. -Dicen que con la marca se hace mas dinero que todos los demás.
Bu gibi şirketler sadece markalarından dolayı daha fazla para kazanabiliyor. -Říkají, že jen díky své značce jsou schopni vydělat více peněz než kdokoli jiný.
Bu gibi şirketler sadece markalarından dolayı daha fazla para kazanabiliyor. -يقولون، فقط بشعارهم يستطيعون خلق المزيد من الأموال أكثر من غيرهم.
Bu gibi şirketler sadece markalarından dolayı daha fazla para kazanabiliyor. -言うでしょう。 彼らは、その何らかの資産で多くの事が出来、 私達は彼らに支払います。

İlgili Sayfalar