Ana içeriğe geç
Sözlük

manzara ile cümle

manzara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Biz bizim otel odasından okyanusun muhteşem manzarasına sahibiz.We have a magnificent view of the ocean from our hotel room.
Güzel manzaranın tadını çıkarmak için fazla hızlı sürdük.We drove too fast to enjoy the beautiful scenery.
Fuji Dağı'nın manzarasına hayran kaldık.We admired the view of Mt. Fuji.
Evim full deniz manzaralı.My house faces the sea.
Akiruno şehrindeki manzaraları görmek istiyorum.I want to see the sights in Akiruno city.
Manzaraları görmek için geldim.I've come to see the sights.
Pencereden dışarı manzaraya baktım.I gazed out of the window at the landscape.
Nara manzaralarını seyredeceğim.I am going to see the sights of Nara.
Gelecek hafta Londra'nın manzaralarını göreceğim.I'm going to see the sights of London next week.
Manzaranın güzelliğine hayran kaldık.We admired the beauty of the scenery.
Tepenin zirvesinden manzarayı inceledik.We surveyed the view from the top of the hill.
Biz güzel manzaraya bakarak ayakta durduk.We stood looking at the beautiful scenery.
Trafik kazasının olay yeri korkunç bir manzaraydı.The scene of the traffic accident was a horrible sight.
Manzara Batı Virginia'nın uzak bir kesimindeki küçük bir dağ köyüydü.The scene was a tiny mountain village in a remote section of West Virginia.
Pencereden güzel bir deniz manzaramız var.We have a good view of the sea from the window.
Büyük bir direk göl manzarasını engelliyor.A large pillar obstructs the view of the lake.
Herkes buradan manzaranın güzel olduğunu söylüyor.Everyone says the view from here is beautiful.
İyi manzaralı bir oda istiyorum.I'd like a room with a good view.
Hava müsait olursa, biz güzel manzaranın tadını çıkaracağız.Weather permitting, we will enjoy the beautiful scenery.
Japonya manzara güzelliğiyle ünlüdür.Japan is famous for her scenic beauty.
Güzel manzaranın bir resmini çekti.He took a picture of the beautiful landscape.
O iyi bir manzaranın tadını çıkarmak için üst katta bir oda kiraladı.He rented a room on the top floor in order to enjoy a good view.
O, sıklıkla manzara resmi yapar.He often paints landscapes.
Bütün dikkatimi dışarıdaki manzaraya yöneltti.He addressed my full attention to the landscape outside.
Manzara araştırırken tepede durdu.He stood on the hill surveying the landscape.
Tepeden güzel manzaraya hayran kaldılar.They admired the fine view from the hill.
Onlar güzel manzaraya hayran kaldı.They admired the lovely scenery.
Onlar aileleri ile birlikte Kyoto manzaralarını gördü.They saw the sights of Kyoto with their family.
Onlar Kyoto'nun manzaralarını seyrediyorlar.They are seeing the sights of Kyoto.
Bir veya iki gün içinde görecek bir sürü manzara vardı.There were too many sights to see in a day or two.
Muhteşem bir manzara, değil mi?It's a magnificent view, isn't it?
Hava iyi olursa buradan güzel bir manzara alabilirsin.You can get a nice view from here when the weather is good.
Sana muhteşem bir manzara göstermek istiyorum.I want to show you a spectacular view.
Bu unutmayacağın bir manzara.It's a spectacle you won't forget.
Japonya'nın kırsal manzarasının büyük ölçüde değiştiği söylenir.It's said that Japan's rural landscape has changed greatly.
Cinayet yeri korkunç bir manzaraydı.The murder scene was a grisly sight.
Araba kazası olay yeri korkunç bir manzaraydı.The scene of the car accident was a horrifying sight.
Okyanusun manzarası harikaydı.The view of the ocean was wonderful.
Kasvetli bir manzara, her yöne millerce yayıldı.A dreary landscape spread out for miles in all directions.
Xinjiang'ta birçok manzaralı yer var.There are many scenic places in Xinjiang.
Avusturya'nın tepelik manzaraları Bay Bogart'a Müziğin Sesini hatırlattı.Austria's hilly landscapes reminded Mr. Bogart of The Sound of Music.
Tom ve Mary el ele tutuşurken manzaraya hayran kaldılar.Tom and Mary admired the scenery as they held hands.
Bu dağdaki manzara çok güzel.The scenery at this mountain is very beautiful.
Manzara şaşırtıcı.The view is amazing.
Bu güzel bir manzara, değil mi?This is a pretty view, isn't it?
Tom'un bir manzara değişiklikliğine ihtiyacı var.Tom needs a change of scenery.
Bu dağa ilk kez tırmandım. Manzara gerçekten harika.This is the first time I've climbed this mountain. The sight is really awesome.
Bu ağaçlardan dolayı manzarayı göremiyoruz.We can't see the view because of these trees.
Manzarayı gördüğümde gözlerim doldu.When I saw the sight, tears came into my eyes.
Manzaramı kapatıyorsun.You're blocking my view.
Manzara hep aynıdır.The scene is always the same.
Manzaralı bir oda istiyorum.I want a room with a view.
Güzel manzaralı bir oda istiyorum.I'd like to have a room with a nice view.
Güzel manzaraya sahip bir oda isterim.I'd like to have a room with a nice view.
Dağın tepesinden manzara nefes kesiciydi.The view from the top of the mountain was breathtaking.
Ditatörün devrilmesi siyasi manzarayı alt üst edecek.Dictator's fall will upend political landscape.
Katedral şehir manzarasına hakimdir.The cathedral dominates the cityscape.
Şehrin manzarasında katedral ön plana çıkıyor.The cathedral dominates the view of the city.
Şehrin manzarasına katedral hakim durumda.The cathedral dominates the view of the city.
O tepeden çok iyi bir manzara var.There's a very good view from that hill.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod