Onların mantığı aptalca.Their logic is stupid.
Ben mantıklı bir kişiyim.I'm a rational person.
Bence bu mantıklı.I think it's sensible.
Bu mantıklı olmayacak.It won't make sense.
Onların mantığı iyiydi.Their logic was OK.
Tom mangalda kül bırakmaz.Tom talks big.
Tom'un söylediği çok mantıklıydı.What Tom said made a lot of sense.
Tom'un söylediği mantıklı değil.What Tom said doesn't make sense.
Tom Heimlich manevrasını yaparak Mary'nin hayatını kurtardı.Tom saved Mary's life by performing the Heimlich maneuver.
Mantarı serbest bıraktı.He released the cork.
Mantarı çıkardı.He removed the cork.
Tom böyle mantıklı bir adamdır.Tom is such a sensible man.
Tom'la mantıklı davranmaya çalışmanın faydası yok.There's no use trying to reason with Tom.
Ben bir mankenim.I'm a model.
Ben bir manyak değilim.I'm not a maniac.
Dania manipülatif bir kadındı.Dania was a manipulative woman.
Ben mantıklı şeyi yapmaya çalıştım.I tried to do the sensible thing.
Öyle bir mantıkla nasıl tartışabilirsiniz?How can you argue with logic like that?
Japonya, doğal manzaraları ile ünlüdür.Japan is famous for its scenic landscapes.
Mantolardan birini denedim ama o uymadı.I tried one of the coats on, but it didn't fit.
Mandarin dünyanın en çok konuşulan dilidir.Mandarin is the most spoken language in the world.
İngilizce, Mandarin ve İspanyolca'dan sonra dünyadaki en çok konuşulan üçüncü dildir.English is the third most spoken language in the world, after Mandarin and Spanish.
Kaçırma senaryosu hiç mantıklı değildi.The kidnapping scenario didn't make any sense.
Tom'a mandolin çalmayı öğreten bendim.I was the one who taught Tom how to play the mandolin.
Mantık onun güçlü yönü değil.Logic is not his strong suit.
Mantık onun güçlü noktası değil.Logic is not her strong suit.
Mantık onların güçlü noktası değil.Logic is not their strong suit.
O manyağın bir hayranı değilim.I'm not a fan of that maniac.
O tam bir manyak.He's a complete maniac.
Bu dili öğrenmek için Mandarince bilmek zorundasınız.You have to know Mandarin to learn this language.
O çok mantıklı.That's very sensible.
Mantıklı bir cevap veren tek kişi sizsiniz.You're the only one who has given a sensible answer.
O bir mantar.It's a fungus.
Mantarlar ve bitkiler farklı alemlere aittir.Mushrooms and plants belong to different kingdoms.
Gülünç bir manzaraydı.That was a ridiculous scene.
Deyimlerin mantıklı olması gerekmez.Idioms aren't supposed to make sense.
Dilbilimsel sadelik mantıksızdır.Linguistic purism is unreasonable.
Tom ve Maria, mantar toplamak için ormana gittiler.Tom and Mary went into the forest to collect mushrooms.
Tom'un cevabı hiç mantıklı gelmedi.Tom's answer didn't make any sense.
Tom, Mandarin öğreniyor.Tom is learning Mandarin.
Tom, Mandarince öğreniyor.Tom is learning Mandarin.
Bu manyak kim?Who's that maniac?
Mary bana manikür yaptı.Mary gave me a manicure.
O inanılmaz bir manzaraydı.It was an incredible sight.
Bu mantar yenilebilir değildir.This mushroom is not edible.
Mangal yapmak hoşuma gidiyor.I like to barbecue.
Bu mantar nedir?What is this mushroom?
Mantıklı bir kişi olduğumu düşünmek hoşuma gidiyor.I like to think I'm a rational person.
Ben mantıklı bir kişi değilim ve başkası da öyle değil.I'm not a rational person, and neither is anyone else.
Kimse mantıklı değil.No one is rational.
Biz mantıksız varlıklarız.We are irrational beings.
İnsanlar temelde mantıksızdır.Humans are fundamentally irrational.
Beni manipüle ediyorsun.You've been manipulating me.
Bence mantıksız davranıyorsun.I think you're being unreasonable.
O, aklen dengesiz bir manyaktır.He is an unhinged maniac.
O, dengesiz bir manyaktır.He's an unhinged maniac.
Buradaki manzara inanılmazdır.The view here is amazing.
Buradaki manzara nefes kesicidir.The view here is breathtaking.
Sana mantıklı geliyor mu?Does it make sense to you?
Esperanto tamamen mantıklı bir dildir.Esperanto is a completely logical language.