Biz de Kony'i manşet yapacağız.אז אנחנו הופכים את קוני לחדשות עולמיות
Biz de Kony'i manşet yapacağız.لذا نحن سنجعل كوني على رأس الأخبار
Biz de Kony'i manşet yapacağız.毎日のように見かけるプロパガンダのように、
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Ce ni s-a părut interesant a fost că titlurile ziarelor europene au avut o abordare diferită: au spus,
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Co ciekawe tytuły europejskich gazet miały inne podejście, brzmiały:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Det der var interessant for os var, at de europæiske overskrifter havde en anden vinkel: De sagde,
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Điều thú vị là những nhà báo châu Âu có một cách tiếp cận khác. Họ viết
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,E fu interessante scoprire che i loro colleghi europei adottarono un approccio differente. Dissero infatti:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Interessant voor ons was: de Europese krantenkoppen hadden een andere insteek. Zij schreven:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,흥미로운 것은, 유럽쪽 기자들은 다르게 표현했죠. 그들의 경우는
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Lo interesante, para nosotros, fue que los titulares europeos tenían una mirada diferente, decían:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,O mais curioso para nós foi que os cabeçalhos europeus usaram uma abordagem diferente. Eles disseram:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Számunkra nagyon érdekes volt, hogy az Európai főcím írók teljesen máshonnan nézték, és azt mondták:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Zaujalo nás, že európski novinári to poňali inak. Napísali:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Αυτο που βρηκαμε ενδιαφερον ηταν οτι οι αντιστοιχοι ευρωπαικοι τιτλοι, ηταν διαφορετικοι: ελεγαν
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Интересното за нас беше, че европейските автори на заглавие имат различен подход - те казваха:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Интересно, что европейские журналисты восприняли это по-другому, там написали:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,אני חושב שהכותרת בניו-יורק טיימס הייתה, "האם אתה עולה במשקל?
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,ما كان مثيراً بالنسبة لنا هو عناوين الصحف الأوروبية التي أخذت الأمر بصورة مختلفة، مثل،
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,違った見方をしていたことで 彼らの見出しは 「友達が太り始めた?-それはあなたのせいかも」でした
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.In onze versnelde mediacultuur is verwoestijning gewoon te traag om de krantenkoppen te halen.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.오늘날 가속화된 미디어 문화에서 주요 뉴스가 되기에는 사막화의 진행속도가 너무 느린 것일 수도 있죠.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.La desertificación es, simplemente, demasiado lenta para alcanzar los titulares.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.W naszej kulturze szybkich mediów pustynnienie jest zbyt powolne by nadawało się na nagłówki.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.В нашата ускорена медийна култура, опустиняването просто е твърде бавно, за да достигне до заглавията.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.בתרבות המדיה המואצת שלנו, מדבור הוא פשוט איטי מדי כדי להגיע לכותרות.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.ففي حين أن ثقافتنا الإعلامية متسارعة يخطو التصحر خطو السلحفاة ليصل إلى العناوين الرئيسية
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.砂漠化は、あまりも足が遅くて 記事にならないのです 津波やカトリーナの様な形でなく
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."만약 이런 일이 미국에 하룻밤 동안 일어났다면 뉴스위크 1면에 났을 거예요
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Als dit gebeurd één nacht in Amerika, dan staat het op de cover van Newsweek.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Ha ez Amerikában történne meg csupán egyetlen éjszaka, a Newsweek címlapján lenne.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Hvis der er sket en nat i USA, ville det være på forsiden af Newsweek.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."În cazul în care s-a întâmplat într-o noapte în America, ar fi pe coperta Newsweek.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Jeśli coś takiego zdarzyłoby się jednej nocy w Ameryce, byłoby na okładce Newsweeka.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Jika itu terjadi suatu malam di Amerika, akan di sampul Newsweek.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Kdyby se tohle stalo jednu noc v Americe, bylo by to na obálce Newsweeku.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Le cortaron el cuello -¿Lo has visto? -Lo vi
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Nếu điều đó xảy ra một đêm tại Mỹ, nó sẽ là trên bìa của Newsweek.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Om detta hade hänt en natt i Amerika, skulle det vara på omslaget av Newsweek.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Se isso acontecesse uma noite na América, sairia na capa da Newsweek.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu.""Si ça arrivait une seule nuit aux Etats-Unis," "ça ferait la couverture de Newsweek."
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Ако това се беше случило в Америка, щеше да е на първа страница във вестника.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."אם זה היה קורה לילה אחד האמריקה, זה יהיה בכל העיתונים
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."لو حصل هذا لليلة واحدة في أمريكا، لانتشر في جميع الصحف
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."ニュースウィークの一面記事だよ。」
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."如果這發生在美國的話, 哪怕只是一個晚上, 一定會是新聞週報的封面
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.이 말은 얼마전 가디언지라는 영국 신문에 올라온 표제입니다.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Acesta a fost titlul unui articol dintr-un ziar britanic, The Guardian, nu cu mult timp în urmă.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Ceci était le titre d'un journal anglais, The Guardian, il n'y a pas si longtemps.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Das war eine Schlagzeile in einer britischen Zeitung, dem Guardian, vor nicht allzu langer Zeit.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Detta var en huvudrubrik i en storbritannisk tidning, "The Guardian", för inte så länge sedan.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Dit was een kop in een Engelse krant, The Guardian, nog niet zo lang geleden.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Đó là tiêu đề ở một tờ báo của Anh, Người Bảo Vệ, cách đây không lâu.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Este fue el titular de un periódico en el Reino Unido, The Guardian, hace no mucho tiempo.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Inilah berita utama di sebuah koran Inggris, The Guardian, baru-baru ini.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Lehetett olvasni egy angol újság főcímében, a The Guardian-ben, nem sokkal ezelőtt.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Questo è il titolo di un articolo pubblicato non molto tempo fa da un quotidiano inglese, The Guardian.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Taki nagłówek pojawił się niedawno w angielskiej gazecie The Guardian.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.To byl titulek v britských novinách, v Guardianu, celkem nedávno.
Bu, bir Birleşik Krallık gazetesinde, The Guardian'da çok da eski olmayan bir manşetti.Αυτός ήταν ο κύριος τίτλος μιας βρετανικής εφημερίδας, της Γκάρντιαν, πριν από λίγο καιρό.