'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.En los años 70, gente de mente previsora empezó a reconocer el valor de los ingredientes locales.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.In anii '70, oameni cu viziune au inceput sa recunoasca valoarea ingredientelor locale.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Negli anni '70, le persone più lungimiranti iniziavano a riconoscere il valore degli ingredienti locali.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Tegen de jaren '70 begonnen vooruitstrevende mensen de waarde van lokale ingrediënten te zien.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.V sedemdesiatych rokoch progresívni ľudia začali rozpoznávať hodnotu miestnych surovín.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.W latach siedemdziesiątych postępowi ludzie zaczęli zdawać sobie sprawę z wartości lokalnych składników.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Τη δεκαετία του '70, κάποιοι οραματιστές άρχιζαν να αναγνωρίζουν την αξία των τοπικών συστατικών.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.К 70 годам продвинутые люди начали понимать ценность местных продуктов.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Около 70-те, прогресивно мислещите хора започнаха да признават стойността на местните съставки.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.כשהגיעו שנות ה-70, אנשים עם מעוף התחילו להכיר בערכם של מצרכים מקומיים.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.لكن في السبعينات، بدأ التقدميون بإدراك قيمة المكونات المحلية.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.七十年代,思想先進嘅人 開始意識到本地食材嘅價值
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.地元産食品の価値に気づき始めた 庭を造ったり、オーガニック食品に興味が沸いたり
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Anh gặp riêng quản lí, và giới thiệu cho anh ta tài liệu về kĩ thuật nề chặt chẽ.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Dia berbicara dengan bosnya, dan menunjukkan bahan-bahan tahan gempa.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Ele alertou o seu chefe, e mostrou-lhe os materiais usados na alvenaria confinada.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Er nahm seinen Chef zur Seite und zeigte ihm die Materialien für sicheres Mauerwerk.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Ha preso in disparte il suo capo, e gli ha mostrato la documentazione sulla muratura confinata.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Hij nam zijn baas ter zijde en toonde hem de materialen voor ingesloten metselwerk.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.그는 그의 상사를 따로 불러서 내진 석조 공법의 자재들을 상사에게 보여주었습니다.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Llevó a un lado a su jefe y le mostró los materiales de mampostería confinada.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Şi-a luat şeful deoparte, şi i-a arătat materialele pentru zidăria compactă.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Wział swojego szefa na bok, pokazał mu materiały treningowe i powiedział:
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Κάλεσε το αφεντικό του παράμερα, και του έδειξε τα συστατικά της τοιχοποιίας πλήρωσης.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Он отвел в сторону своего начальника, показал ему материалы по методу ограниченной каменной кладки.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.Той завел шефа си настрана, и му показал материалите от ограничаната зидария.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.הוא לקח את הבוס שלו הצידה, והוא הראה לו את החומר על בניה מתוחמת.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.فأخذ رئيسه جانباً، و عرض عليه الخامات المستخدمة في البناء الإحتوائي.
Amirini kenara çekip, yığma yapılarda malzemelerin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini gösterdi.枠組組積造の資材を見せて言いました 「誤った方法を続ける必要はないよ
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.우리가 똑같은 건축물을 볼 때마다 우리는 건물의 각, 빛, 재료들의 세상에 익숙해져버립니다.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.Mikor ugyanazt az építészetet látjuk hozzáedződünk azon szögek, fények, anyagok világához.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.Patrząc na taką samą architekturę, przyzwyczajamy się do świata jej kątów, świateł i tworzyw.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.Quando vemos o mesmo tipo de arquitetura, habituamo-nos àquele mundo dos mesmos ângulos, luzes, materiais.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.ואנו רואים שבארכיטקטורה זהה אנו נכלאים בעולם של אותן זויות, אותה תאורה, אותם חומרים.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.عندما نرى نفس النوع من العمارة نصبح معتادين في هذا العالم من هذه الزوايا ، من تلك الأضواء ، من تلك المواد.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.同じ観点、同じ光線、同じ素材の世界に 慣れさせられてしまいます 我々は世界が自分たちの建物の様だと考えます
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Az alapanyagokat megkóstoljuk a kertészkedés órákon.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Gusta acele ingrediente in orele de gradinarit.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Họ nếm các thành phần trong các lớp học làm vườn.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Ils font des dégustations de ces ingrédients dans les classes de jardinage.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.물론 밭가꾸기강좌에서는 각각의 재료들의 맛도보지요.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Loro degustano questi ingredienti durante i corsi di giardinaggio.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Pri urah vrtnarjenja poizkušajo vse te sestavine.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Provam estes ingredientes nas aulas de jardinagem.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Prueban estos ingredientes en las clases de horticultura.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Składników próbują na zajęciach z ogrodnictwa.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Und sie können die Zutaten im Schulgarten kosten.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Ze proeven deze ingrediënten in de tuinonderhoud-lessen.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Они пробуют ингридиенты в садоводческих классах.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.Правят дегустации на тези съставки на уроците по градинарство.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.הם טועמים את המרכיבים בשיעורי הגינון.
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.انهم يقومون بتذوق هذه المكونات في صفوف الزراعة
Bahçe işleri derslerinde bu malzemelerin tadına bakıyorlar.材料によっては栽培し それを食堂で出すのです
Ben benim malzemelerin nereden geldiğini biliyordu.내 자료가 어디서 왔는지 알고 있다고.
Ben benim malzemelerin nereden geldiğini biliyordu.Ştiam că în cazul în care materialele meu a venit de la.
Ben benim malzemelerin nereden geldiğini biliyordu.כי ידעתי היכן החומרים שלי באו.
Ben benim malzemelerin nereden geldiğini biliyordu.لم أكن أعرف أين جاءت المواد من بلدي.
Ben benim malzemelerin nereden geldiğini biliyordu.私が持っていた場合、私は、マイルまたは2つの内の良い石灰岩を持って、それを自分自身を燃やしている場合があります
Bu malzemelerin kârlı ve piyasaya çıkacağına dair kuvvetli umutlar var.이 소재들은 수익성이 매우 높아 시장에 나올 수 있다는 큰 희망이 전제 되어 있습니다.
Bu malzemelerin kârlı ve piyasaya çıkacağına dair kuvvetli umutlar var.כך שיש יסוד לתקווה שדברים אלה יהיו כה רווחיים, שניתן יהיה להכניסם לשוק.