malları ile cümle
malları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş: "Senin malların nerede?"Mannen frågar sig omedvetet (kören i bakgrunden): "Måste du åter uppleva det som du så ofta har upplevt?
Türkiye ithal malların parasını ödeyemez haldeydi.Saudiarabien kommer inte längre att kunna exportera olja.
Tütün malları gibi mallara boykot düzenlediler.De erhöll privilegium på tobaksimporten.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Hans förmögenhet är det ingen som kan hitta.
İthalat ya da dışalım, yurtdışında üretilmiş malların, ülkedeki alıcılar tarafından satın alınmasıdır.Något man bör komma ihåg ifall man köper utrustning utomlands.
Bu durumu değiştirmek için bir fabrikadan aldığım malları pazarda satmaya başladım.En del modifikationer kom att börja säljas i affärer.
Kilise malları hükümdarlık altında tutuluyordu.Han ställde sedan kyrkans tillgångar under statens kontroll.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Тепер же взагалі ніхто не стане її купувати.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Більшість промислових товарів і нафтопродукти імпортуються.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Я тільки брав від багатих і давав бідним.
Satıcının sorumluluğu malları belirtilen varış limanına getirene kadardır.Вважається, що продавець виконав постачання, коли товар перетнув борт судна в порту відвантаження.
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Vzali s sebou veškeré jmění, výzbroj a výstroj a zničili město i jeho opevnění.
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.Ve srovnání se změnami úrokových sazeb účinnějším.
Dizdar, ocaklıktan başka Kütahya cizye mallarından da ayrıca yevmiye alırdı.Nárok na nové území si kromě Olomouce činil i Unka z Majetína.
İnsanlar paralarını ve mallarını, mülklerini, yaşam ve bedenlerini vermeyi teklif ettiler.Jejich pán je pánem jejich majetku, jejich těla, jejich života.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Robin Hood je archetyp anglického lidového hrdiny, který bohatým bere a chudým dává.
Bu malların benzerlerine Hacınebi Höyüğü'nde de rastlanmaktadır.Podobné obsahové látky jsou i v náprstníku velkokvětém.
Irak'taki mallarını sattılar, içimizde onların işleyebileceği toprak yok.Și-au vândut proprietățile din Irak, nu au pământuri în țară, pe care să le cultive.
Yahudilerin malları yağmalandı ve 900 Yahudi evi harabeye çevrildi.Au fost jefuite numeroase magazine și alte proprietăți ale evreilor, iar 900 case de evrei au fost distruse.
Değiş tokuş şu anlamlara gelebilir: Terim Takas, iktisadi olarak malların karşılıklı değiştirilmesi.Trocul face parte din schimburile numite de compensație, schimb de servicii egale.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Legenda spune că el lua de la bogați și dăruia celor săraci.
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Membrele lor erau neatinse și lângă ele se aflau lămpi de aur si de argint”.
Malların mülkiyetini temsil etmediği için ciro edilemez.Putem doar cerceta indirect proprietățile lor.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba mallarına ambargo koydu.1962: SUA instituie blocada economică asupra Cubei.
Kendisi hiç evlenmemiş, elde ettiği tüm hediyeleri, para ve ganimet mallarını kız kardeşlerine sarf etmiştir.Si niciodata nu a luat bani: toate lucrarile le facea cadou, le dona.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.Judecarea tuturor criminalilor de război.
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.Végakaratában Liviára hagyta vagyonának egyharmadát, a fennmaradó kétharmadot pedig Tiberius örökölte.
Bu dönemde vasiyetini yazdı ve tüm mallarını eşine bıraktı.Végrendeletében mindenét feleségének hagyta.
Abs ayrıca yahudilere ait malların arileştirilmesinden de sorumluydu.Az OMIKE a zsidótörvények következményeinek enyhítésében is szerepet vállalt.
Bir yöredeki zengin kişinin veya ağanın mallarını kendi isteğiyle talan ettirmesi anlamına gelir.Hallgass a gazdagabbra, hátha megszerezheted a vagyonát.
Müslümanların evleri tek tek aranarak Ermenilere ait malları kendilerine verilmek üzere toplattı.A muzulmánoknak a vagyonukhoz mérten kell adományokat adni.
Kilise okullarını kapattı ve mallarını elinden aldı.Feloszlatta a vallási egyesületeket, vagyonukat lefoglalta.
Eyaklar, Ahtnalarla bakır karşılığında kürk ve diğer ticari malları değiş tokuş ederlerdi.Az emberek ott sajt, gyapjú vagy bőrért cserébe megkapták a megélhetésükhöz szükséges árukat.
Kilise malları hükümdarlık altında tutuluyordu.Az egyházi birtokait az uradalom foglalta el.
Malların kendileri ya da ambalajları ve beraberindeki belgeler veya etiketler işaretlenmiştir.Nämä ruumiit tunnistettiin ulkonäön perusteella tai mukana olevien papereiden ja tavaroiden perusteella.
Bu nedenle de sermaye ve malların serbest dolaşımına karşı çıkılır.Se kieltää heiltä terveydenhuollon ja liikkumisvapauden.
Schindler bu malların satışında aracılık etmiş ve çalıntı malları alıkoymuştur.Divariin voi myydä löytämänsä ylimääräiset tavarat.
Ekonomik liberalizm kamu mallarının sağlanması için kamu girişimini destekleyebilir.Ο οικονομικός φιλελευθερισμός μπορεί να υποστηρίξει τη δημόσια πρωτοβουλία για την παροχή δημοσίων αγαθών.
Sermaye malları, malların veya hizmetlerin üretiminde kullanılan dayanıklı ürünlerdir.Η βιομηχανία είναι η παραγωγή αγαθών ή συναφών υπηρεσιών σε μια οικονομία.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Ο βιομηχανικός τομέας δεν είναι ανεπτυγμένος και τα καύσιμα εισάγονται.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Εκείνος δίνει τα πλούτη του στους αγαθούς και τους κακούς τους κάνει φτωχούς.
Restytucja: Sorunların malların İadesi Polonya (1939-2001).Hovedartikel: Besættelsen af Polen (1939–1945).
Bunun nedeni malların fiyatlarının, sonuçta kullanılan girdilerin fiyatları tarafından belirlenmesidir.Beløb, der naturligvis via varepriserne til syvende og sidst betales af forbrugerne selv.
İnsanların yakınında yaşayan Keme türleri, insanların mallarına zarar veren hayvanlar olarak görülür.Alle dyr, som generer mennesker, betegnes som skadedyr.
Söz konusu gri malların Troya II'nin gri malları ile benzerlik gösterdiği ileri sürülmektedir.I Amys ret der det Dalys naturlige grå hår, der vises.
Bu çalışmaların sonucunda Asya ticari mallarının 2,5 milyon tondan fazla kısmını taşıdı.Alene den amerikanske hær havde overført 2,5 mio. tons materiel.
1975 yılında tüketim malları, sanayi sermaye ürünlerinden %9 daha yavaş büyüdü.Fra 1975 vokste produksjonen av kapitalvarer 9 % mer enn produksjonen av konsumvarer.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.Avstraffelse av alle krigsforbrytere.
Fransız Devrimi ile kilise malları satıldı ve merkez yönetiminin binalarına çevrildi.Under den franske revolusjon ble abbediets eiendommer solgt, og kapittelet oppløst.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Robin kjemper for de fattige med å stjele penger fra de rike og gi til de fattige.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba mallarına ambargo koydu.1962 – USA forbyr all import og eksport fra/til Cuba.
Malların güvenliği idare memurlarının sorumluluğu altındaydı.Sikkerheten til handelsvarene ble garantert av administrasjonens embetsmenn.
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.Dalam surat wasiatnya, ia mewariskan sepertiga hartanya kepada Livia, dan dua pertiga lainnya kepada Tiberius.
Ticaret malları taşınarak gelir elde edilir.Maka dari itu dibentuklah Hukum Pedagang (Koopmansrecht).
Hazine ve malları Ebû Müslim'in eline geçti.Rumah dan hartanya akhirnya berpindah tangan.
Vicenza şehri sanayi malları ihracat hacmi itibarı ile İtalya'nın üçüncü büyük sanayi şehridir.Vicenza adalah kota industri terbesar ke-3 di Italia menurut nilai ekspornya.
Hristiyanların malları yağmalanıyor ve öldürülüyorlardı.Penganut Kristen dianiaya dan diburu.
Ostrogotlar taşınır ve taşınmaz mallarının sahipliliğini korudular.Berkemahlah mereka mengepungnya dan didirikan merekalah tembok pengepungan sekelilingnya.
Mallarını satmak zorunda kaldı.Mereka bebas menjual barang-barang mereka.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Vì thế, chẳng ai mua sữa của cậu nữa.
İlgili Sayfalar