malları ile cümle

malları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Semt, gümrük ödemeden malları transfer etmek için bir serbest bölge olarak inşa edildi.Khu phố đã được xây dựng lang một khu vực tự do để chuyển hàng hóa mà không phải trả thuế phí hải quan.
Alman malları Fransa dışında kıtadaki bütün büyük pazarları ele geçirdi.Các nhà hàng Đức được trao tặng huy chương nhiều thứ nhì thế giới sau Pháp.
Malların fiyatları ve dağıtımı ağırlıklı olarak piyasadaki rekabet tarafından belirlenir.Ông nhấn mạnh rằng giao của cả cung và cầu là mức giá cân bằng trong một thị trường cạnh tranh.
Örneğin, taşınmaz malların satış sözleşmesinin resmi biçimde yapılması zorunludur.Việc làm đại lý mua bán hàng hóa phải được xác lập bằng hợp đồng.
Denizde gemileri olanların hepsi Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla Zengin olmuşlardı.凡て、海にある雑(くさぐさ)の魚(うを)は、載するにた勝ふべからず。
Mallarına el konuldu; kendisi de eski saray'a gönderildi.遺骨は指の骨だけになったが杉元により遺族へ渡された。
Bunun nedeni malların fiyatlarının, sonuçta kullanılan girdilerin fiyatları tarafından belirlenmesidir.これは、財の価格は究極的にはその投入物の価格によって決定されるからである。
Sürgün edilen Ermenilere ait malların tümüne 1930'ların başında el konuldu.1930年代の閉鎖時に自殺したオーナーの幽霊が出るといわれている。
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.またクワも枯れてしまって養蚕も出来なくなり、生計の維持が困難になりつつあった。
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.これら亡命者(亡命貴族)の財産や身分の保護を訴えた。
Hristiyanların malları yağmalanıyor ve öldürülüyorlardı.キリスト教徒によって拷問にかけられ、死亡した。
Bu yüzden ülkenin bu malları ithal etmesi kendi yararına olacaktır.そのため、その国は、労働集約財は輸入した方がよりよい。
Kendilerini dövüp mallarını gasbettikten sonra yine yoldan geçen, 3 kişiyi öldürmüşlerdir.すそがえし 〔あまそぎ〕が第三者に破壊された場合に持ち主に降りかかる災難。
Kalan para Irak hükümetine devrediliyor ve izin verilen malların satın alınması için harcanıyordu.残った大部分の金は、イラク政府が規制に合致した物資を買うために使うことができた。
Malların ihracatında yirminci, ithalatında on sekizinci sıradadır.以降左膳は大河内の十八番となる。
Alınıp satılan malların fiyatlarının ya da kurların belirlenmesi arz ve talebe göre düzenlenir.賣出和買進之間的差價就是你的獲利或虧損。
Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş: "Senin malların nerede?"」諸葛亮問此人在何處,劉備回答說:「剛起身如廁該人。
Mallarına el konuldu; kendisi de eski saray'a gönderildi.後奉詔出使元朝,被强留馆中。
Homer, antika satıcısı John ile tanışır ve şaşaalı malların değerinin çok olduğunu açıklar.霍默在店里结识了古董商人约翰,后者告诉他店里大部分东西的价值所在。
Öte yandan bazı lüks malların ticareti yasaklanmıştır.禁止奢侈品出口。
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.在他的遺囑中,他留他財產的三分之一給莉薇婭,而其它的三分之二給繼承人提庇留。
Denizde gemileri olanların hepsi Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla Zengin olmuşlardı.諸當道海上事宜皆就決,知無不言;奸宄斂跡,盜賊相戒不入境。
İdamını takiben tüm malları ve eşyası devlet tarafından müsadere edildi.根据他的遗嘱,所有藏品都捐赠给国家。
Para karşılığında verilen hizmet, malların birbiriyle takas edilmesini tamamıyla unutturmuştur.可見得軍事採購一直與利益交換無法脫鉤。
Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.他的妻子和女兒們都向他保密奇魯米的事情。
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.蘇峻之亂時,司馬羕支持叛亂的蘇峻,在事平後被賜死。
Ayrıca tüketim malları ihracatı da önemli bir gelir kaynağıdır.另一方面,干擾敵方的資源採集也是致勝的方法。
Katılmak isteyenlerin, satılacak malları müzayede başlamadan görmelerine izin verilir.※成員不須專任,可兼顧入团前的演藝活動。
Daha önce kentten aldıkları malları, aynı kalitede olmasa bile, üretmeye başladılar.牠們以往被分類在鵐科中,但其實並非接近牠們。
Borçlunun mallarına el koyularak satılır ve alacaklılara alacağı miktar ödenir para artarsa borçluya verilir.債權的標的即為債權之客體,也就是債務人所應為之給付。
Denizde gemileri olanların hepsi Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla Zengin olmuşlardı.또한 그것들은 본래 바다에 살았지만, 그 후 5취(趣)로 흘러들게 되었다.
Perakendeciler ise malları küçük miktarlar halinde satan işletmelerdir.이러한 마지막 주성분들은 가능한한 작은 분산을 가지므로 그들은 그들 나름대로 유용하다.
Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.그윽이 생각하건대, 신하와 자식의 도리는 충성과 효도뿐입니다.
Torba, küçük malları taşımaya yarar.주머니는 작은 물품을 담기 위한 도구이다.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.전쟁범죄자 조항을 삭제하자는 것 등이다.
Korkunç zulümler ve katliamlar yaparak, Müslümanların mallarını yağmalattı.불교의 지나친 부패와 타락은 필연적으로 유생들 사이에 배불론(排佛論)이 대두되게 하는 결과를 가져왔다.
Sermaye maddi mallar değil o malların değeridir ve daima aynı değerini muhafaza eder.이 가치는 무엇인가를 위해서가 아니라 그것만으로도 가치가 있는 절대 가치이다.
Bir yöredeki zengin kişinin veya ağanın mallarını kendi isteğiyle talan ettirmesi anlamına gelir.그런데 부자에게 꼭 필요한 것은 남과 그들의 재산을 나누어 가지는 방법입니다.
Irak'taki mallarını sattılar, içimizde onların işleyebileceği toprak yok.הם מכרו את רכושם בעיראק, אין להם אדמה בארצנו אותה הם יכולים לעבד.
Semt, gümrük ödemeden malları transfer etmek için bir serbest bölge olarak inşa edildi.האזור נבנה כאזור סחר חופשי להעברת מטענים ללא תשלום מכס.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.כפי שצריך לעשות לכל פושע מלחמה.
Bıçakçılık ise, piyasaya ucuz Çin mallarının girmesinden sonra terk edilmeye başlanmıştır.המפעל נסגר לאחר שהשוק הוצף במאווררים זולים מסין.
Torba, küçük malları taşımaya yarar.הם נשלחים עם המטען המועט שהם יכולים לסחוב...
Lüks tüketim malları bu kavram ile çok yakından ilişkilidir.הם מספיק קרובים כדי לספוח חומר זה עם זה.
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.ובכסף משנה תמה מהיכן מקורו.
Yahudilerin malları yağmalandı ve 900 Yahudi evi harabeye çevrildi.Имуществото на местната еврейска собственост е разграбено, а 900 еврейски домове са разрушени.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba mallarına ambargo koydu.1963 г. – САЩ налагат финансово и икономическо ембарго на Куба.
Dar anlamda yatırım, yatırım mallarının satın alınması şeklindeki yatırım harcamasıdır.В случая думата „инвестиция“ се отнася за закупуването на нефинансови продукти.
1951 - Halkevleri kapatıldı ve malları Hazine'ye devredildi.През 1951 година със закон, фондациите са прекратени, а имуществото им национализирано в полза на държавата.
Nüfus yoğunluğu çok az olmasına rağmen mallarını talan edilmesini hiç izin vermemişlerdir.В крайна сметка големият им брой въобще не се е оказал способен да ги запази.
Bu dönemde vasiyetini yazdı ve tüm mallarını eşine bıraktı.В завещанието си признава децата си и им оставя малкото, което има.
Bilgi ticareti diğer malların alım-satımına göre bazı farklılıklar göstermektedir.Той набира данни за развитието на продажбите на различни стоки във времето.
En önemli ihracat malları petrol, gübre ve kömürdür.Основни вносни суровини са петрол, метали и зърнени храни.
20 yıl çalıştıktan sonra Yakup mallarını ve ailesini alarak dayısının yanından kaçtı.На двадесет години той поема с братята си наследството на баща му и на чичо му.
Semt, gümrük ödemeden malları transfer etmek için bir serbest bölge olarak inşa edildi.Općina je izgrađena kao slobodna zonu za prijenos robe bez plaćanja carina.
Vicenza şehri sanayi malları ihracat hacmi itibarı ile İtalya'nın üçüncü büyük sanayi şehridir.Prema količini robe za izvoz, Vicenza je treći talijanski grad.
Alınıp satılan malların fiyatlarının ya da kurların belirlenmesi arz ve talebe göre düzenlenir.Itemi su predmeti koje dobivate ili kupovinom ili pobjedom neprijatelja (rjeđe).
En önemli ihracat malları petrol, gübre ve kömürdür.Najvažnije sirovine su zlato, nafta i bakar.
Ekonomi açısından, sermaye malları somut mülkiyettir.Konzervativci stoga osobito poštuju zemljišno vlasništvu.
Perakende ticaret, malların doğrudan doğruya tüketicilere satılmasıdır.Hawkins je odlučio prodavati proizvode direktno kupcima.
İlgili Sayfalar