malları ile cümle
malları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedan drev köpenskap hos dig med sadeltäcken att rida på.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedã negociava contigo em suadouros para cavalgar.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedan handlet med dig med dekkener til å ride på.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedan hat mit dir gehandelt mit Decken zum Reiten.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedan je bil v kupčiji s teboj z dragimi preprogami za ježo.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedan kävi kauppaa sinun kanssasi ratsastussatulain loimilla.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedan kupčíval v tobě v suknech drahých k vozům.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedan kupczył w tobie suknami kosztownemi na wozy.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedán obchodoval s tebou širokými pokrývkami pre jazdu.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedan trafficava con te in coperte di cavalli
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedan trafiquait avec toi En couvertures pour s`asseoir à cheval.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Dedanul făcea negoţ cu tine cu învelitori de pus pe cal.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.드단은 네 장사가 되었음이여 탈 때 까는 담으로 너와 무역하였도다
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Những người ở Ðê-đan buôn với mầy bằng thứ vải hoa để phủ trên ngựa.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Những người_ở Ðê - đan buôn với mầy bằng thứ vải hoa để phủ trên ngựa .
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Penduduk Dedan membayar barang-barangmu dengan kain-kain pelana
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.terwijl Rhodos dure zadeldekens te koop aanbiedt.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Η Δαιδαν εμπορευετο μετα σου εις πολυτιμα υφασματα δια αμαξας.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Дедан торговал с тобою драгоценными попонами для верховой езды.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.Дедан търгуваше с тебе със скъпи платове за колесници.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.דדן רכלתך בבגדי חפש לרכבה׃
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.ددان تاجرتك بطنافس للركوب.
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.底 但 人 、 用 高 貴 的 毯 子 、 鞍 、 屜 、 與 你 交 易
Dedan halkı mallarına karşılık Sana eyerlik kumaş verdi.底 但 人 、 用 高貴 的 毯子 、 鞍 、 屜 、 與 你 交易
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.A föld kalmárai is siratják és jajgatják õt, mert az õ árúikat immár senki nem veszi;
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Aj kupci zeme budú plakať a žialiť nad ním, pretože nikto viac nekúpi ich tovaru,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Anche i mercanti della terra piangono e gemono su di lei, perché nessuno compera più le loro merci
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Ano i kupci zemští budou plakati a kvíliti nad ním; nebo koupí jejich žádný nebude kupovati více,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Các nhà buôn trên đất cũng vì nó khóc lóc rầu rĩ, vì không ai mua hàng hóa mình nữa:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Các nhà_buôn trên đất cũng vì nó khóc_lóc rầu_rĩ , vì không ai mua hàng_hóa mình nữa :
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Do tego i kupcy ziemscy płakać będą i narzekać nad niem, przeto iż towaru ich żaden więcej kupować nie będzie,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.E sobre ela choram e lamentam os mercadores da terra; porque ninguém compra mais as suas mercadorias:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.In trgovci zemlje jokajo in žalujejo za njo, ker njih blaga ne kupuje nihče več:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Ja maanpiirin kauppiaat itkevät ja surevat häntä, kun ei kukaan enää osta heidän tavaraansa,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.땅의 상고들이 그를 위하여 울고 애통하는 것은 다시 그 상품을 사는 자가 없음이라
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Negustorii pămîntului o plîng şi o jălesc, pentrucă nimeni nu le mai cumpără marfa:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Och köpmännen på jorden gråta och sörja över henne, då nu ingen mer köper de varor som de frakta:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Og Jordens Købmænd græde og sørge over hende, fordi ingen mere køber deres Ladning:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Og kjøbmennene på jorden skal gråte og sørge over henne, fordi ingen mere kjøper deres skibsladninger,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Und die Kaufleute auf Erden werden weinen und Leid tragen über sie, weil ihre Ware niemand mehr kaufen wird,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık."Y los comerciantes de la tierra lloran y se lamentan por ella, porque ya nadie compra más su mercadería
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Και οι εμποροι της γης κλαιουσι και πενθουσι δι' αυτην, διοτι ουδεις αγοραζει πλεον τας πραγματειας αυτων,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.И купцы земные восплачут и возрыдают о ней, потому что товаров их никто уже не покупает,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.І купці земні заплачуть, і засумують по нїй; товару бо їх нїхто вже не купить,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.וסחרי הארץ בכים ומתאבלים עליה כי עתה לא יקנה עוד איש את משא אניותם׃
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.ويبكي تجار الارض وينوحون عليها لان بضائعهم لا يشتريها احد فيما بعد
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.地 上 的 客 商 也 都 為 他 哭 泣 悲 哀 、 因 為 沒 有 人 再 買 他 們 的 貨 物 了
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.地上 的 客商 也 都 為 他 哭泣 悲哀 、 因為沒 有 人 再 買 他 們的貨物了
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Áno, tak je; vyhladený je ten, ktorý bol povstal proti nám a ich ostatok strávil oheň.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›"De veras han sido destruidos nuestros adversarios, y el fuego ha devorado lo que quedó de ellos.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›dizendo: Na verdade são exterminados os nossos adversários, e o fogo consumiu o que deixaram.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›For vist, vore Fjender forgik, og Ild fortæred de sidste af dem.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›"Fürwahr, unser Widersacher ist verschwunden; und sein Übriggelassenes hat das Feuer verzehrt."
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›govoreč: Res, iztrebljeni so, ki so se vzpenjali zoper nas, in ogenj je požrl, kar je ostalo za njimi.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›»Ja, nu äro förvisso våra motståndare utrotade, och deras överflöd har elden förtärt.»
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Kẻ dấy lên cùng chúng tôi quả hẳn bị diệt, Và kẻ sót lại của chúng lửa đã thiêu đốt đi.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Kẻ dấy lên cùng chúng_tôi quả hẳn bị diệt , Và kẻ sót lại của chúng lửa đã thiêu_đốt đi .
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›우리의 대적이 끊어졌고 그 남은 것이 불사른 바 되었다 하느니라
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Sannelig, våre fiender er tilintetgjort, og ild har fortært deres overflod.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Segala milik orang jahat telah hancur binasa, dan api membakar habis apa yang masih tersisa
İlgili Sayfalar