Toplam maliyet de 28.340.700 Amerikan doları oldu.A renda per capita do Estado, por sua vez, foi de 28 340 dólares.
Fakat filmin yapımı 1993 Haziranında, maliyet sorunları yüzünden kesintiye uğradı.Foi à falência em 1993, vitimada por problemas financeiros.
Tüm proje maliyeti yaklaşık $55.000.000 değere ulaşırken, sadece heykelin maliyeti $18.000.000 tuttu.No projeto todo foram gastos cerca de 55 milhões de dólares, sendo que dos quais 18 milhões na estátua.
Telefon iletişim maliyetlerini ciddi bir şekilde düşürmektedir.Desvantagens: Tem alto custo na comunicação.
Üretiminin 1942'de bitmesi planlanan yüksek maliyetli Luger P08'in yerine geçmesi için geliştirilmiştir.O objectivo era a substituição da pistola Luger P08, cuja produção estava prevista para terminar em 1942.
Maliyeti yaklaşık £70 milyon olmuştur.O montante da taxa era de 7 milhões de libras.
1998'de Rusya’nın enflasyonu yüzde 84’e ulaştı ve refah maliyetleri oldukça arttı.No ano de 1998 o PIB russo encolheu 4,9% e a inflação daquele ano atingiu 84%.
Önemli olan üretimdeki mutlak maliyetler değil fakat fırsat maliyetidir.O que importa aqui não é o custo absoluto de produção, mas a razão de produtividade que cada país possui.
Aracın üretim maliyeti 100.000 $ dı.O custo do tecido era de 100 000 libras.
Bu bileşen için satın alma değerlendirme maliyeti de denilebilir.Esse valor será creditado a esse preço de compra.
Köprünün inşaat maliyeti 15,1 milyon ABD Dolardır ve yapımında yaklaşık 27 kişi ölmüştür .A construção da ponte custou 188 milhões de dólares e 27 pessoas morreram durante a construção.
Diğer bir araştırma, HIV'in düşük maliyetli seks işçilerinin %5'ine bulaştığını bildirdi.O censo também revelou que menos de 5% da população ativa estava desempregada.
Düşük yakıt maliyeti.Baixo consumo de combustível.
Sezgi dışı görünmesine rağmen bu kontrol metotları az zaman ve az maliyet içerir.Ainda que não seja obrigatório, pode poupar custos e tempo.
Fakat gerçek maliyet analizleri yapılmamıştır.Tampouco se fez um controle de custos eficiente.
Birim satış fiyatı ve birim değişken maliyet arasındaki fark ayrıca katkı payı olarak adlandırılmaktadır.A diferença do custo variável com a receita de vendas é a chamada margem de contribuição.
Projenin toplam maliyetinin 21 milyon dolar olduğu bildirildi.O custo total da construção foi relatado em ₤ 24 milhões.
Doğruluk her zaman daha fazla hesaplama maliyetiyle geliştirilebilir.A precisão nos cálculos pode sempre ser melhorada com um aumento do custo computacional.
1901'de kızağa konuldu, Aralık 1903'te tamamlandı, toplam maliyeti 15.665.000 Goldmark idi.Encerrou seu mandato em dezembro de 2008 com um saldo financeiro positivo de 15.600.000,00.
Bir sunucuyu çalıştırmanın ve satın almanın maliyeti yüksektir.Mas os custos de erguer e manter obras desse tipo são altíssimos.
Merkez, 2009 yılının başlarında 40 milyon dolarlık bir maliyetle genişletilmiştir.Cerca de $40 milhões seriam pagos no primeiro ano.
Binanın yapım maliyeti 2,2 milyon dolar olup, günümüzdeki değeri 320 milyon dolara karşılık gelmektedir.O preço total incluiu 32.000.000 € para o edifício como é, e um compromisso de € 23 milhões para reformas.
Bu sistemle hizmet maliyeti çok düşük tutulmaktaydı.Este carro tinha a suspensão um pouco rebaixada.
Maliyeti düşüktür.O salário diminui.
Yeni Afgan e-pasaportun maliyeti 5.000 Afgani'dir (100 ABD Doları).O seu custo pode facilmente ultrapassar os 500 dinares tunisinos (500 euros).
Efektlerin on yedi dakikalık maliyeti yaklaşık 30.000.000$'dır.Um cartão de 30 dias custa cerca de 73€.
İç başarısızlık maliyetleri, müşteri beklentilerini karşılama eksikliği açısından şu şekilde sıralanır.O balanço dos custos é por vezes feito com base no efeito da própria insatisfação dos clientes.
İşletmenin sürekliliği kavramı maliyet esasının temelini oluşturur.A essência do conceito está em gerar valor para negócios.
Filmin toplam maliyeti $23 milyonun üzerindeydi.O orçamento total do filme foi estimado em $USD 23 milhões.
Ucuz cihazlar için, işletim sistemini lisanslama maliyeti önemli idi.No entanto, por conta das taxas de importação, os aparelhos eram caros.
Onun maliyeti hakkında bir fikrim yok.Não tenho ideia de quanto custe.
Maliyeti yaklaşık dokuz milyon euro olmuştur.De kosten worden op ongeveer negen miljoen euro geschat.
1990ların teknolojik gelişmeleri sebebi ile, Formula 1 de yarışmanın maliyeti önemli ölçüde yükseldi.Vanwege de technologische vooruitgang in de jaren negentig stegen de kosten van de Formule 1 snel.
Müzenin maliyetinin 83-108 milyon euro arasında olacağı tahmin edilmektedir.Het bouwwerk heeft een kostprijs tussen 83 en 108 miljoen euro.
Hastalık yükünün fazla olduğu ülkelerde ise aşılama maliyeti halen daha oldukça yüksek.In de landen waar de ziektelast het hoogst is, is het vaccin echter nog te duur.
Yakıt maliyeti sıfırdır.Brandstof kost geld.
Projenin ilk tahmini maliyeti 250 Milyon TL oldu.De kosten voor de aanleg van het circuit waren aanvankelijk geraamd op 250 miljoen dollar.
Bu faydalar da işletmeye zaman, kalite, maliyet, hız ve kâr olarak geri dönmektedir.Op hun beurt hangen hier weer zaken als klemtoon, ritme en duur van af.
Bu çalışmaların maliyeti 440 milyon İsviçre frankı olarak duyuruldu.De waarde van de order bedroeg 494 miljoen Zwitserse frank.
Burada maliyet önemli bir etkendir.Hierin is zelfeffectiviteit een belangrijke factor.
Düşük yakıt maliyeti.Lagere accijnzen op brandstof.
Böylelikle film en maliyetli siyah beyaz film olma unvanını da kazanmış oldu.Daarmee zou de film lange tijd de duurste zwart-witproductie blijven.
Maliyetinin 5-7 milyar dolar olacağı ve 2018 yılında tamamlanacağı öngörülmektedir.Het moet ongeveer €25 miljoen gaan kosten en in 2016 operationeel zijn.
Minimum maliyetle maksimum korumayı sağlayan çözüm belirlenir.Tegen minimale kosten maximaal voordeel verlangen.
Böylelikle tahıl üretim maliyeti de artacaktı.Bovendien ging ook de grootte van de oogst achteruit.
Yani işlem maliyetleri ekonomik kurumların bulunması maliyetleridir.Kosten bedrijfseconomische kostenvraagstukken.
Son senelerde maliyeti, ve sağlık bakımından tercih edilmeye başlanmıştır.Het begrip welzijn wordt gebruikt in plaats van het vroegere veiligheid en gezondheid.
Binanın yapım maliyeti 7,198,000 İsviçre frangı olmuştur.De totale kosten bedroegen circa 7.198.000 Zwitserse frank.
Organizasyon maliyetlerini min. indirgemek.Verlaging van exploitatiekosten.
Alımsatım maliyeti veya vergi yoktur.Geen administratieve of onderhoudskosten.
Bu maliyet ise işletmelere yansıtılımaktadır.Met deze opbrengsten dienen de exploitatiekosten te worden gedekt.
Bu şekilde daha az kaliteli fakat daha düşük maliyet ile ürün elde edilir.Deze laatste procedure is eenvoudiger, maar het product is ook van mindere kwaliteit.
Yine de bu başarıların Kızıl Ordu'ya maliyeti oldukça yüksektir.De tol van de overwinning was hoog voor het Rode Leger.
Maliyet hesabı olarak biraz pahalı bir teknolojik yöntemdir.Nadeel is dat het een vrij dure techniek is.
Bu ayrıca Yeni Zelanda içindeki posta maliyetini yarıya indirdi.De kosten voor het slepen werden voor de helft gedragen door de regering van Nieuw-Zeeland.
Tezgâh maliyeti çok yüksektir.Onderhoudskosten zijn zeer hoog.
Genişleme gerektiren ekleme daha yüksek bi maliyete sahiptir.Brief 2 gaat om nog veel meer geld.
Ekstranetlerin kullanımı işletmelere aşağıdaki yararları sağlamaktadır: Düşük maliyet.Bij geschikte toepassingen zijn belangrijkste voordelen: Lage kostprijs.
Uçak, Short Skyvan'ın uzatılmış modeli olup nispeten ucuzdu ve düşük bakım maliyetlerine sahipti.Southwest hanteerde een model van lage kosten en goedkope vliegtickets.
Bununla birlikte, 2013'te toplam maliyetin 5 milyar dolara yaklaştığı tahmin edilmektedir.In 2003 werd de totale investering geraamd op zo’n $ 5 miljard.