Ana içeriğe geç
Sözlük

mal varlığı ile cümle

mal varlığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ailenin mal varlığı akrabalar arasında dağıtıldı.The family property was distributed among the relatives.
O, mal varlığından memnun değil.He is none the happier for his wealth.
O, babasının büyük mal varlığının varisi oldu.He succeeded to his father's large property.
O, benim mal varlığımı elimden aldı.She defrauded me of my property.
Mal varlığınının bir kısmını oğlu Robert'a bıraktı.He settled part of his estate on his son Robert.
Bir milyon doların üzerinde mal varlığı var.He has over a million dollars in assets.
Tom tüm mal varlığını bir kayyuma devretti.Tom put all of his assets in a blind trust.
Vasiyetinde tüm mal varlığını Türk Eğitim Vakfı ve Mehmetçik Vakfına bıraktı.He left all his assets in his will to the Turkish Education Foundation and Mehmetçik Foundation.
Tüm mal varlığını oğlu Alessandro’ya bırakmıştır.He left all his belongings to his adopted son Alessandro.
Öldüğünde mal varlığı 22,122 Euro’ydu.When he died, his wealth was £22,122.
Balliol Kolej, 2012 itibarıyla 62,5 milyon £'luk bir mal varlığına sahiptir.In 2012 Balliol had an endowment of £62.5m.
Pegatron'un başlıca icra daireleri ve birçok mal varlığı Tayvan'da bulunuyor.Pegatron's principal executive offices and many assets are located in Taiwan.
Borsa ile ilgilendiği dönemde iyi bir mal varlığına da sahip olmuştur.It was around this time that he also took an interest in the stock market.
Milletvekili adayları okuma-yazma bilmek ve belirli bir mal varlığına sahip olmak zorundaydı.Candidates for deputy had to be able to read, write and have a certain amount of wealth.
2006 itibarıyla kolejin mal varlığı 33,5 milyon £'dur.As of 2006, the college had a financial endowment of £33.5 million.
Mal varlığının geri kalanına el konuldu.The rest of his property was confiscated.
Okulun büyümesindeki en büyük sebep ise okula ait mal varlığının olmasıdır.Due to the relatively large size of the school it has its own headmaster.
Sunday Times Zenginler Listesi'ne göre Minogue'un mal varlığı Mayıs 2011'de £40 milyon düzeyindeydi.According to the Sunday Times Rich List, Faldo has a net worth of £34 million as of May 2012.
Mal varlığına el konulmuş ve kayıtları silinmiştir.His bank accounts were frozen and his assets confiscated.
Mal varlığı ile sorumluluk, borç ilişkisinin niteliğine göre iki biçimde olabilir.A pecuniary or proprietary interest can arise in two ways.
Öldüğünde, yaklaşık 200.000.000$ mal varlığı bırakmıştır.At the time of his death his estate was worth approximately $200,000.
Bazı hukuk sistemlerinde mal varlığına el konulması, müsadere de bir ceza olarak düzenlenmektedir.In some jurisdictions it may also be possible to use intellectual property as security for a loan.
Bütün şahsi mal varlığımı... ...halkın yararı için bağışlayacağım.I will take all my estate and donate it to the community.
Gerçekten mal varlığınızdan vazgeçecek misiniz?Are you really thinking of donating your estate to the community?
Önce, mal varlığını halka açıklamak zorundayız.For starters, they'll probably expose your property and assets.
Neden mal varlığımı halka açıklamak zorundayız?Why would they expose my property and assets?
Masai toplumunda keçiler ve inekler en değerli mal varlığıdır.And in the Maasai community, goats and cows are the most valued possession.
Yani sonuç olarak ödenecek borçlar artı net varlık, mal varlığına eşittir.And so liabilities plus equity is equal to assets.
Veya mal varlığı eksi ödenecek borçlar, net varlığa eşittir.Or assets minus liabilities is equal to equity.
Şimdi, ben sadece mal varlığımı düşürdüm ama net varlığımı değiştirmedim.Now, I just reduced my assets, but I didn't change my equity.
Mal varlığı olarak 1 milyar liralık nakdimiz var. -So the assets, we had $1 billion in cash.
İflas mahkemeleri tüm mal varlığınıza el koyuyor. - -Well, in bankruptcy, the bankruptcy courts takes receivership of all of your assets.
Mal varlığınız alacaklılarınız arasında paylaştırılacaktır. -They will then split you amongst the stakeholders, the people who you owe money to.
Öncelikle alacaklılar firmanın mal varlığından pay alır.Well, the creditors get first dibs on everything.
Yani bir bakıma 'C' kredisini verenler mal varlığından ilk olarak pay alır. -So one way to think of it is Loan C gets first dibs on the assets.
Geriye kalan mal varlığı ise hissedarlar arasında paylaşılır. -And then anything that's left over goes to the equity holders.
Ve şimdi elimizde 2 milyar liralık mal varlığı var.So now we have $2 billion of assets.
Buna rağmen, hak ettiği mal varlığına sahip olmuyor. -And I'm still getting not everything that I deserve. But I'm going to get the whole company.
Sakın bana... ...mal varlığını bağışlama konusunda rahatsız olduğunu söyleme.Don't tell me... you're bothered about whether to return those assets?
Ve mal varlığımı bağışladıktan sonra.And that's after I've returned the assets too, you know.
Bilmiyor olabilirsin ama... ...mal varlığımı bağışlamak için belgeleri imzalamaya çok hevesliyim.You may not know it, but I'm really keen to sign those documents to return the assets.
Başkan Park'ın mal varlığı geri dönmese de... ...yine de bu meselenin takipçisi olacak mısınız?If Chairman Park's return of assets does not happen, do you still intend to pursue this matter?
Ve tüm mal varlığını Kraliyet Ailesi'ne verme kararı aldı.And also decided to give his estate to the Imperial family.
Bütün mal varlığımı vermeden önce... ...senin için bir şeyler yapmak istiyorum.Before I hand over my estate, I want to do something for you.
Mal varlığının iadesi meselesiyle ilgili olabilir mi?Are you talking about donating the estate?
Onun ilk günde 60 liralık bir mal varlığı varHe has $60 of assets on day 0.
Bu elindeki mal varlığıydı borcu ise simsara ödemesi gereken bir adet IBM hissesidir -And he owes-- this is his asset, and his liabilities is he owes one share of IBM to the broker.
Borcu kapanmış ve elinde 110 liralık mal varlığı olurSo then he's done. He's left with no liabilities, and just $110 of assets.
10. günde mal varlığının 160 lira olduğunu belirttimGoing in to day 10, his asset, we said, was $160.
Mal varlığı edinmek için.To acquire assets.
Mal varlığımız gibi davrandığımız robotik işçiler üretiyor, sonra da kaldırıp atıyoruz.We create robotic workers that we treat like assets, to lever and just throw away.
Hisseler sahibinin özkaynaklarının bölünmesidir, mal varlığının bölünmesi değil. .Remember the shares are split of the owner's equities not the split of the assets
Mal varlığım Li Gu'nun denetiminde,Li Gu has control of my assets
Mal varlığınız var, ve bu mal varlığınız nakit. Nakitinizin kira bedeli aldığınız faizdir.So when you have an asset, if the asset is cash, the rent on it is interest.
Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığıyla çıkacak.I will also judge that nation, whom they will serve. Afterward they will come out with great wealth,
Gizliyi bilseydim mal varlığımı arttırırdım, bana kötülük de dokunmazdı.Had I knowledge of the Unseen I would have acquired much good, and evil would not have touched me.
Toplam mal varlığı 288 milyon avro civarında.Total assets amount to around 288m euros.
Bu süreçte el Kadı’nın mal varlığı üzerindeki tedbir kararı devam etti.In the meantime, al-Kadi's assets remained frozen.
Mal varlığın satışınAsset selling
Parti ayrıca mali zorluklarla ve parti mal varlığının satılmasıyla da karşı karşıya kaldı.The party also faced financial difficulties and selling of party assets.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod