Şükürler olsun ki, yeni bir makinemiz var, manyetoensefalografi (MEG), bunu yapmamızı sağlıyor.Untungnya, kami memiliki mesin baru, magnetoencephalography, yang memungkinkan kami melakukannya.
Şükürler olsun ki, yeni bir makinemiz var, manyetoensefalografi (MEG), bunu yapmamızı sağlıyor.Ευτυχώς, έχουμε ένα νέο μηχάνημα, μαγνητοεγκεφαλογράφημα (ΜΕΓ), που μας επιτρέπει να το κάνουμε αυτό.
Şükürler olsun ki, yeni bir makinemiz var, manyetoensefalografi (MEG), bunu yapmamızı sağlıyor.За щастие, имаме една нова машина, магнетоенцефалограф (МЕГ), която ни позволява да направим това.
Şükürler olsun ki, yeni bir makinemiz var, manyetoensefalografi (MEG), bunu yapmamızı sağlıyor.К счастью, у нас есть новый прибор — магнитоэнцефалограф, который позволяет нам это делать.
Şükürler olsun ki, yeni bir makinemiz var, manyetoensefalografi (MEG), bunu yapmamızı sağlıyor.На щастя, є новий апарат, магнітоенцефалограф, котрий дозволяє нам це зробити.
Şükürler olsun ki, yeni bir makinemiz var, manyetoensefalografi (MEG), bunu yapmamızı sağlıyor.למזלנו, יש לנו מכונה חדשה, MEG - שממפה פעילות מוחית באמצעות הדמיה מגנטית, אשר מאפשרת לנו לבצע זאת.
Şükürler olsun ki, yeni bir makinemiz var, manyetoensefalografi (MEG), bunu yapmamızı sağlıyor.حمداً لله, لدينا ماكنة حديثة, تعرف بإسم الدماغ المغناطيسي, والتي تمكننا من القيام بذلك
Şükürler olsun ki, yeni bir makinemiz var, manyetoensefalografi (MEG), bunu yapmamızı sağlıyor.脳磁図(MEG)と呼ばれる 新しい装置を使うと それができます 何か火星の美容室みたいですが
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.A minha única arma era o meu portátil e a minha Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Egyetlen fegyverem a hordozható számítógépem és a Leica fényképezőgépem volt.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.제가 가진 무기라고는 공책과 라이카 카메라밖에 없었습니다.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.La mia unica arma erano il mio computer e la mia Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Ma seule arme, c'était mon carnet et mon Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Meine einzige Waffe waren mein Notebook und meine Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Mijn enige wapens waren mijn notitieboek en mijn fototoestel.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Mitt enda vapen var min anteckningsbok och min Leica. (Kamera)
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Mi únicas armas eran mi cuaderno y mi Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Moją jedyną bronią był notatnik i aparat Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Mojí jedinou zbraní byl můj notebook a můj fotoaparát Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Mojou jedinou zbraňou bol môj notebook a môj fotoaparát, Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Satu-satunya senjata saya adalah buku catatan dan Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Singura mea armă era carneţelul şi camera mea Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Το μόνο μου όπλο ήταν το σημειωματάριό μου και η φωτογραφική μου μηχανή.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Единственным моим оружием были блокнот и моя Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Моето единствено оръжие, беше тетрадката ми и моя фотоапарат Лейка.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Моєю єдиною зброєю був мій записник і моя Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.הנשק היחידי שלי
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.سلاحي الوحيد كان حاسبي وكاميرتي
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.我唯一唧武器 就喺我本筆記簿同我部相機。
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.私のノートとライカでした 私はスーフィ教のお祈りを聞きました
Ve evet ivmenin tam değerini hesaplamak için hesap makinemizi alalım.계산기를 꺼내서 정확한 계산을 해보겠습니다.
Ve evet ivmenin tam değerini hesaplamak için hesap makinemizi alalım.Vytáhněme si tedy kalkulačku a zrychlení přesně vypočítejme.
Ve evet ivmenin tam değerini hesaplamak için hesap makinemizi alalım.נשלוף את המחשבון מהכיס האחורי, ונחשב את התאוצה המדוייקת.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.A samozrejme, môj hriankovač musel mať plastový kryt.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Căci, bineînţeles, prăjitorul meu trebuia să aibă o carcasă de plastic.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Dan sudah pasti, pemanggang roti saya harus punya penutup plastik
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Dĩ nhiên, máy nướng bánh mì của tôi phải có một lớp vỏ nhựa chứ.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Et bien sûr, mon grille pain devait avoir une enveloppe de plastique.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Je jasné, že můj toaster musel mít plášť z plastu.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.물론, 제 토스터는 플라스틱 케이스로 덮여져야 했습니다.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Luonnollisestikin leivänpaahtimessani tuli olla muovikuori.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Natuurlijk had mijn broodrooster een plastic buitenkant.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Ovviamente il tostapane deve avere l'involucro di plastica.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Természetesen a kenyérpirítómnak műanyag burkolatúnak kellet lennie.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Toster musiał mieć obudowę z plastiku.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Und natürlich musste mein Toaster eine Plastikhülle bekommen.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Y, claro, mi tostadora tenía que tener una cubierta de plástico.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Адже, без сумніву, мій тостер мусив мати пластиковий корпус.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.И разбира се, тостера ми трябваше да има пластмасова кутия.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.Конечно же, мой тостер должен был иметь пластиковый корпус.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.וכמובן, היה צורך בקופסת פלסטיק שתכיל את המצנם שלי.
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.وطبعاً يتوجب ان تغلف محمصة الخبز الكهربائية بغلاف بلاستيكي
Ve tabii ki, tost makinemin plastik bir kutusunun olması lazımdı.私のトースターにはプラスチックのケースが必要です プラスチックは安い電化製品の
Yine de, fotoğrafçılığa olan ilgim 15 yaşındayken ilk fotoğraf makinemi aldığımda başladı.하지만, 제가 사진술에 관심을 가지게 된 것은 제가 15살이었을 때 제 첫 디지털 카메라를 가지게 되었을 때였습니다.
Yine de, fotoğrafçılığa olan ilgim 15 yaşındayken ilk fotoğraf makinemi aldığımda başladı.Akkor kezdtem a fényképezés iránt érdeklődni, amikor megkaptam az első digitális fényképezőgépem 15 évesen.
Yine de, fotoğrafçılığa olan ilgim 15 yaşındayken ilk fotoğraf makinemi aldığımda başladı.Cu toate astea, interesul meu pentru fotografie a început când am primit primul aparat foto digital la 15 ani.
Yine de, fotoğrafçılığa olan ilgim 15 yaşındayken ilk fotoğraf makinemi aldığımda başladı.Il mio interesse per la fotografia è nato con la mia prima macchina digitale, all'età di 15 anni.
Yine de, fotoğrafçılığa olan ilgim 15 yaşındayken ilk fotoğraf makinemi aldığımda başladı.Ketertarikan saya dalam fotografi bermulai saat saya mendapat kamera digital pertama kali pada umur 15.
Yine de, fotoğrafçılığa olan ilgim 15 yaşındayken ilk fotoğraf makinemi aldığımda başladı.Men trots det så började mitt intresse för fotografi när jag fick min första digitalkamera när jag var 15.
Yine de, fotoğrafçılığa olan ilgim 15 yaşındayken ilk fotoğraf makinemi aldığımda başladı.Mi interés por la fotografía se despertó con mi primera cámara digital a los 15 años.