Makine, iki büyük ters dönen diskler ile farklı bir görünüşe sahiptir.El disco doble cuenta con dos facetas bien distintas.
Günümüzde elektrostatik üreteçlerden sadece Wimshurst makinesi ve Van de Graaff üreteci kullanılmaktadır.Ejemplos de tales generadores son el electróforo, la máquina de Wimshurst y el generador de Van de Graaff.
1714 - İngiliz mühendis Henry Mill, daktilo makinesinin patentini aldı.1714: primera patente concedida al inglés Henry Mill.
Özellikle İsveç, savaş sırasında Almanya'ya çelik ve makine taşımacılığı yapmasıyla bilindi.Asimismo, también proporcionó acero y maquinaria a Alemania durante la guerra.
Oldukça düşük basınçta işletilebilir, böylece tipik buhar makinelerine göre daha emniyetlidir.Debe ser suficientemente resistente como para soportar las tensiones mecánicas.
Günümüzde bu iş soğutucu makineler tarafından gerçekleştirilir.Actualmente se hace con máquinas cardadoras.
Makinenin içine yatay olarak yerleştirilmiş metal tambura kirli çamaşırlar konuluyordu.Sí es cierto que existieron cámaras de desinfección de ropas con apertura hacia adentro.
İnsan-makine uyumu sonucunda verimli çalışma hayatının kalitesi yükselir.Método de trabajo: la productividad de un método de trabajo eficiente será mucho mayor.
Alev makinesi, kullanıcı için psikolojik, ona maruz kalan kişi için fiziksel olarak son derece acı vericidir.Este comando también causa daño físico extremo para el usuario.
1833'te Ermeniler şehrin ilk matbaa makinesini kurdular.En 1843, el general Prim ordenó un nuevo bombardeo de la ciudad.
Makineli tüfekleriyle!¡Pasa las municiones!
Taylor endüstriyel verimliliği arttırmayı hedefleyen bir makine mühendisiydi.Jane es propietaria de un negocio que revende máquinas.
Neo, makineleşen bir insanı, Smith ise insanlaşan bir makineyi temsil ediyor.Y como de costumbre con el Sr. Smith, que es un genio...
Çıkma makineli tüfekler söküldü.Dispara los Wagon Missiles.
Tekrar makineyle kalan fazla etler sıyrılır.Los trozos más grandes pueden ser reconducidos a la máquina.
Image Capture - Dijital fotoğraf makinesi ve Tarayıcılardan görüntüleri elde etmek.Image Capture, para descargar imágenes de cámaras digitales y escáneres.
Beldede gıda, mobilya ve makine imal eden küçük işletmeler de vardır.También hay algunas pequeñas fábricas de la industria de la alimtención, mecánica y del mueble.
Modern makineli toplar dakikada 90 mermi atar.Frecuencia cardíaca >90 latidos por minuto.
Hafif makineli tüfekler normal bir silah gibi veya bir taktiksel araç olarak da tanımlanabilir.Una ametralladora ligera puede ser identificada o por el arma o por su función táctica.
M3/M3A1 Satan Alev Makineli.M3/M3A1 Satan (tanque lanzallamas).
Diffy ailesi taş devrine gezmeye gittiğinde zaman makinesine gizlice bindi.Cuando los Diffy fueron en sus vacaciones a la Edad de Piedra.
Nanorobotik, nano-ölçekte çalışan bazı işlevselliğin kendi kendine yeten makinelerine odaklanır.La nanorrobótica se centra en máquinas autosuficientes con alguna funcionalidad operando a nanoescala.
Taşıt sürme veya makine kullanımı üzerinde bilinen bir etkisi yoktur.No se han descrito efectos sobre la capacidad para conducir y utilizar maquinaria.
Ayrıca beldede tarım mallarınını işleyen besin sanayi ve makine aletler sanayi imalatı kurulmuştur.Dentro de este sistema el conjunto de maquinarias y equipos utilizados para sus labores agrícolas es propio.
Bilgisayar söz konusu makineyi simüle eder.El ordenador debe permanecer encendido.
İşte bu makalelerde sözü geçen sanal makine daha sonraları bu adla isimlendirildi.Para este disco utilizaron también algunas máquinas en temas como El día después.
Phoenix alır üzerinde makineli tüfek ve savunur helikopterden bir baraj düşmanları.Hangar para resguardo de un helicóptero y camiones autobomba.
Tarım makineleri tarım ve çiftlik faaliyetlerinde kullanılan makinelerdir.La maquinaria agrícola es el conjunto de máquinas y equipos que utilizan los agricultores en sus labores.
O her sabah elektrikli tıraş makinesi ile tıraş olur.Ogni mattina si rade con un rasoio elettrico.
O, eski makineyi tamir ettirdi.Fece riparare la vecchia macchina.
Çamaşır makinesi bozuldu.Si è rotta la lavatrice.
Yanına bir fotoğraf makinesi almayı unutma.Non dimenticare di portare una macchina fotografica con te.
Mühendis makineyi nasıl kullanacağımızı söyledi.L'ingegnere ci ha detto come utilizzare la macchina.
1973'te Kobe'de bir elektrikli makine şirketi satın aldı ve Shin Nihon Kikaku'yu kurdu.Nel 1973, acquisì una società di impianti elettrici a Kōbe, creando la Shin Nihon Kikaku.
Yedi mürettebattan üçü yaralandı, ancak makineli tüfek yuvası yok edildi.Tre dei sette inservienti furono feriti, ma il nido di mitragliatrici fu distrutto.
1496 - Leonardo da Vinci bir uçma makinesini test etti, fakat başarısız oldu.1496 - Leonardo da Vinci sperimenta senza successo una macchina volante.
Onun yanında 30 kişi PK makineli tüfeng ile silahlanmiş istibaratçı vardı.Attorno a lui c’erano 30 esploratori armati con mitragliatrice PK.
2006 yılında HDTV, kameralar ve dijital fotoğraf makinelerinde de görülmeye başlamıştır.Nel 2006 l'HDMI ha cominciato ad apparire su videocamere HDTV e fotocamere digitali.
1972: Gregory Yob, Hunt the Wumpus adlı oyunu bir PDP-10 makinesinde yazdı.1972: Gregory Yob scrisse Hunt the Wumpus per il PDP-10.
Krona, yaratılış anını görmesine sağlayan bir makine icat etmiştir.Krona creò una macchina che gli avrebbe permesso di vedere il momento esatto della creazione.
Aynı zamanda saat hesap makinesi de satmaya başladı.Ha anche iniziato a vendere orologi calcolatrice durante questo periodo.
Turing testinin amacı, bir makinenin düşünebildiğini söyleyebilmenin mantıksal olarak mümkün olup olmadığıdır.Il test di Turing è un criterio per determinare se una macchina sia in grado di pensare.
1718 - Londralı avukat James Puckle, makineli tüfeği icat etti.1718 – James Puckle, un avvocato di Londra, brevetta la prima mitragliatrice.
KCalc, KDE için yazılmış bir bilimsel hesap makinesi programıdır.KCalc è una calcolatrice scientifica per KDE.
Bu soyut makinelere otomat denir.Queste calze sono chiamate autoreggenti.
AG36: Grenade Launcher sahibi makineli tüfek.Grenade Launcher: il lancia-granate.
Bir anda, makineyi alev aldı.Subito spegne la macchina.
Makinenin orijinal hafızası 128 32 bit kelimeydi fakat daha sonra bu hafıza 352 kelime olarak geliştirilmişti.La memoria inizialmente aveva una capacità di 128 parole di 32 bit ma in seguito venne espansa a 2522 parole.
Zirve noktasında 8.000’den fazla müşteri ve 12.000’den fazla makineye sahip bir platform oldu.Al suo apice, il sito ha avuto oltre 8.000 clienti e più di 12.000 macchinari.
Paralel bilgisayarlar, teorik olarak, Paralel Rastgele Erişim Makineleri (PRAM) olarak modellenir.I computer paralleli sono in teoria strutturati come PRAM (Parallel random access machine).
Birçoğunun gövde kısmında makineli tüfek bulunmuyordu.Su alcuni aerei non era installata la mitragliatrice anteriore.
Kinfocenter içindeki protokoller sekmesi makine üzerinde mevcut tüm protokollerin listesini sunar.La pagina Protocolli del programma KInfoCenter mostra l'elenco dei protocolli disponibili sul computer.
Bloembergen burada ilk NMR makinesini geliştirmek için işe alındı.Bloembergen fu nominato in quel momento responsabile dello sviluppo della prima macchina a RMN.
İlk gaz işleyişli makineli tüfek M1985 Colt-Browning makineli tüfeğidir.Ha inoltre sviluppato la prima mitragliatrice a ricircolo di gas, la Colt-Browning M1895.
Periyodik olarak makine mühendisleri tarafından bakımları yapılmalıdır.Se ne occupano di norma i macchinisti.
Makine çevirisi: Bir dilde ifade edilen cümleyi farklı bir dile çevirmek.Traslazione – indica la traduzione di una lingua in un'altra..
Makineli tüfek için 4 ila 6 kişilik bir mürettebat gerekiyordu.L'armamento secondario invece prevedeva 4-6 mitragliatrici.
EOS serisinde hem analog hem de dijital fotoğraf makineleri vardır.Prima con macchine fotografiche analogiche e poi digitali.
Moleküler makineler, sentetik ve biyolojik olarak iki geniş kategoriye ayrılabilir.Le macchine molecolari possono essere divise in due ampie categorie: sintetiche e biologiche.
Oyunda zaman makinesiyle geri dönüş yapılır.All'orario previsto viene effettuata la corsa di ritorno.