mahvetme ile cümle
mahvetme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bunu mahvetmeyelim.Let's not ruin this.
Senin için günü mahvetmek istemedim.I didn't want to ruin the day for you.
Seni mahvetmek istemedim.I didn't mean to overwhelm you.
Partinizi mahvetmekten kendimi kötü hissediyorum.I feel bad about ruining your party.
Giysini mahvetmedin.You didn't ruin your clothing.
Onu mahvetmeyeceğim.I'm not going to mess it up.
Bunu mahvetmene izin vermeyeceğim.I won't let you ruin this.
Bunu mahvetmenize izin vermeyeceğim.I won't let you ruin this.
Lütfen bunu benim için mahvetmeyin.Please don't ruin this for me.
Hayatımı mahvetmeye mi çalışıyorsun?Are you trying to ruin my life?
Tom akşamımızı mahvetmeye mi çalışıyor?Is Tom trying to ruin our evening?
Hayatını mahvetmene izin vermeyeceğim.I won't allow you to ruin your life.
İtibarımı mahvetmeye mi çalışıyorsun?Are you trying to ruin my reputation?
Umarım hiçbir şey birlikteki son günümüzü mahvetmez.I hope nothing ruins our last day together.
Onun gününü mahvetmek istemediğim için Tom'a ondan bahsetmedim.I didn't tell Tom about it because I didn't want to ruin his day.
Onu benim için mahvetme.Don't ruin it for me.
Herkes için akşamı mahvetmek istemiyorum.I don't want to ruin the evening for everyone.
Kedi benim kanapemi mahvetmeden önce iyi bir tırmalama tahtası almam gerekiyor.I need to buy a good scratching post before my cat destroys my sofa.
Tom projeyi mahvetmek için bir komplo düzenledi.Tom orchestrated a plot to destroy the project.
Ben gününü mahvetmek istemiyorum.I don't want to ruin your day.
"Neden o cadıya merhaba dedin?" "Ben kaderimi mahvetmek istemiyorum.""Why did you say hello to that shrew?" "I don't want to ruin my karma."
Bütün ticari anlayışımın Noel'imi mahvetmesine izin vermeyeceğim.I won't let all that commercialism ruin my Christmas.
Bu planlarımızı mahvetmekle tehdit ediyor.This threatens to ruin our plans.
Tom arkadaşlığını mahvetmek istemedi.Tom didn't want to ruin their friendship.
Mahvetmek, yaralamak veya yıkmak bir insanın yapabileceği en kötü şeydir.To smash, injure, or destroy is the worst thing a human being can do.
Eğer aranızda bir ilişki varsa, Shane bunu mahvetmek isteyecektir." açıklamasında bulunmuştur.So, yeah, if you've got a relationship, Shane would like to screw it up!"
"Beni mahvetmek için.""To ruin me."
"Beni mahvetmek için" "Ama nasıl?""To ruin me." "But how?"
Gezegeni mahvetmek için insanları da mahvetmemiz lazım.In order to trash the planet, you have to trash people.
Ama eğer insanları koruyabildiğimiz bir dünya yaratırsak gezegenimizi de mahvetmeyiz.But if you create a world where you don't trash people, you can't trash the planet.
Mahvetmeye programlanmıştım.I was programmed to destroy.
Ve bir yerinde şeyle dans ediyor-- ve sizin için 1967'deki bu bölümü mahvetmeyeceğim.And at some point he's dancing with his -- and I won't ruin the episode for you, from 1967.
Dünyayı mahvetmeden önce birazcık Hudson Nehri'nin içine dökülebilir.It might spill off into the Hudson a little bit before it destroyed the Earth.
Bu dünyayı, onu mahvetmeden enerji ile donatabilmemiz mümkün.I think we can power this world with energy that doesn't also destroy it.
"Demek sen beni mahvetmek istiyorsun."Oh, you want to screw me.
Bunu mahvetmek mi istiyorsun?You wanna spoil it?
Böcek kafalılara ve bizi mahvetmeye ne oldu?What happened to squid head and destroying us?
Mahvetmeyeceğim sizi!I won't destroy you!
Beni mahvetmeye mi çalışıyorsun?!Are you trying to ruin me?! Huh?
Kadınının hayatını mahvetmesine izin verme.Don't let your woman run your life.
Tüm bu parayı harcayıp, dolandırıcılık yoluyla kurbanın kredi notunu mahvetmek yerineRather than spending all this money, fraudulently ruining the mark's credit rating
Tamam, diyelim yüzünüzü mahvetmemek için maske giyeceksiniz.Okay, so you'll wear a mask to avoid destroying your face.
Çarpanlara ayırma üzerinde yaptığımız bütün çalışmayı mahvetmek istemiyorum. .I don't want this to ruin all of the training you've gotten on factoring so far.
Bu ekipmanı seviyorum, bilirsiniz, ona gerçekten değer veriyorum. yani, donanımı mahvetmeyeceğizI like this equipment, you know, and I really value it so we're not going to burn the gear.
Toprağı mahvetmeye de devam edemeyiz yada popülasyon artışına ve tüketimeWe can't keep ruining topsoil, we can't keep growing population and consumption.
Uzun zamandır düşman köleleri insanlarımızı mahvetmekte ve tek gurur olan Arnor KiralligiToo long the servants of evil have ravaged our people and this once-proud Kingdom of Arnor.
Yahut da yavaşyavaş azaltarak onları mahvetmeyeceğinden?Or He may seize them by diminishing their portion.
O halde o insanlardan ötürü üzülüp kendini mahvetme!So do not waste away your self with grief for them.
Bu da, Allah'ın indirdiğine hoşlanmadıklarındandır, artık o da, yaptıklarını mahvetmektedir.That is because they have been averse to what God has sent down, so He has made their works to fail.
O halde o insanlardan ötürü üzülüp kendini mahvetme! Çünkü Allah onların bütün yaptıklarını bilir.Do not let your soul be wasted in regrets for them; Allah has knowledge of all they do.
Eski kocasının sevdiği tek şey olduğu için takımı mahvetmek istiyor.She wants to ruin the team as it was the only thing her ex-husband loved.
Bir Kanadalı esir, Edwin Barnard Martin, "onu mahvetmek için" Kolorduya katıldığını söyledi.One Canadian captive, Private Edwin Barnard Martin, said he joined the Corps "to wreck it".
Oğlunu, kendi hayatını mahvetmekle suçladı.Elle a accusé son fils de gâcher sa vie.
Mahvetmek, yaralamak veya yıkmak bir insanın yapabileceği en kötü şeydir.Aplastar, herir, o destruir es lo peor que un ser humano puede hacer.
Filmdeki ana düşünce gerçek yeteneği mahvetmenin mümkün olmadığıdır.В фильме затронута такая мысль, что талант невозможно уничтожить.
Sayid, önceki gün kafasına vurup kurtulma şanslarını mahvetmesi konusunda Locke'u sorgulamaktadır.Locke udspørger Sayid om hans overfald dagen før, og den missede chance for redning.
İlk sezonun başlarında Şeyma, hep Öykü'nün hayatını mahvetmeye çalışır.נאבק בעונות הראשונות בניסיון לאזן בין עבודתו לבין חיי המשפחה.
Mahvetmek, yaralamak veya yıkmak bir insanın yapabileceği en kötü şeydir.Nende korjamine, kahjustamine või tapmine on ebaseaduslik.
Ama eğer insanları koruyabildiğimiz bir dünya yaratırsak gezegenimizi de mahvetmeyiz.Aber in einer Welt, in der wir Menschen nicht zerstören könnten wir den Planeten nicht zerstören.
Ama eğer insanları koruyabildiğimiz bir dünya yaratırsak gezegenimizi de mahvetmeyiz.Als je een wereld maakt waarin je geen mensen weggooit, gooi je ook de planeet niet weg.