Hikayeler mahrum etmek ve kötülemek için kullanıldı,Рассказом можно оклеветать и лишить достоинства.
Hikayeler mahrum etmek ve kötülemek için kullanıldı,סיפורים שימשו בכדי לנשל ולהשמיץ.
Hikayeler mahrum etmek ve kötülemek için kullanıldı,أستخدمت القصص للسلب والإهانة.
Hikayeler mahrum etmek ve kötülemek için kullanıldı,物語とは人に力を与え人間味を与えることも出来るのです
Kadınların mümkün olan her türlü haktan nasıl mahrum bırakıldıklarını gözlerimle gördüm.그리고 여성의 권리가 어떻게 박탈되고 있는지 직접 보았습니다.
Kadınların mümkün olan her türlü haktan nasıl mahrum bırakıldıklarını gözlerimle gördüm.Είδα από πρώτο χέρι πως έχει αφαιρεθεί από τις γυναίκες κάθε δικαίωμα που θα μπορούσαν να έχουν.
Kadınların mümkün olan her türlü haktan nasıl mahrum bırakıldıklarını gözlerimle gördüm.וראיתי ממקור ראשין איך נשים נושלו מכל זכות שהיה ניתן לנשל אותן ממנה.
Kadınların mümkün olan her türlü haktan nasıl mahrum bırakıldıklarını gözlerimle gördüm.و رايت مباشرة كيف ان النساء قد جردن من كل حق يمكن تجريد المراة منه
Kadınların mümkün olan her türlü haktan nasıl mahrum bırakıldıklarını gözlerimle gördüm.教育や雇用の機会を奪われ アイスクリームを食べることさえ
Kosova halkının kendi geleceklerinden mahrum edilmiş olmalarıydı.코소보인들이 그들의 참정권을 박탈당했기 때문입니다.
Kosova halkının kendi geleceklerinden mahrum edilmiş olmalarıydı.הייתה משום שלאנשי קוסובו נשללה הזכות לעתיד שלהם.
Kosova halkının kendi geleceklerinden mahrum edilmiş olmalarıydı.كان أن شعب كوسوفو كانوا محرومين من مستقبلهم.
Kosova halkının kendi geleceklerinden mahrum edilmiş olmalarıydı.コソボの将来を決める権利を奪われたことにありました 当時 コソボの将来をめぐって
"Lazım değildir" diyen Ehlul İslam'dan değildir, sürgün ve mahrum edilsin, cebabireden sayılsın.Quien diga "no es necesario" no es musulmán, debe ser exiliado y contado entre los tiranos.
Rüyadan önce, Avusturalya kıtası dümdüz, özelliği olmayan, yaşamdan mahrum bir yerdi.Antes del sueño, el continente australiano era un lugar llano y desprovisto de vida.
Rüyadan önce, Avusturalya kıtası dümdüz, özelliği olmayan, yaşamdan mahrum bir yerdi.Avant le temps du rêve, le continent australien était un endroit plat sans forme et sans vie.
Rüyadan önce, Avusturalya kıtası dümdüz, özelliği olmayan, yaşamdan mahrum bir yerdi.Prima del "Tempo dei Sogni", il continente australiano era un luogo piatto, uniforme e privo di vita.
Rüyadan önce, Avusturalya kıtası dümdüz, özelliği olmayan, yaşamdan mahrum bir yerdi.Przed Czasem Snu, kontynent australijski był tylko pustą i pozbawioną życia równiną.
Rüyadan önce, Avusturalya kıtası dümdüz, özelliği olmayan, yaşamdan mahrum bir yerdi.Trước khi tưởng tượng, lục địa Châu ÚC là miền đầm lầy không có gì đặc biệt, nơi đây không có sự sống
Rüyadan önce, Avusturalya kıtası dümdüz, özelliği olmayan, yaşamdan mahrum bir yerdi.Перед предрассветным временем австралийский континент был плоским, невыразительным, безжизненным местом
Seni mirasımdan mahrum bıraktım diye... ...prensesi göndermek için elinden geleni ardına koymadın.Megpróbáltad elküldeni a hercegnőt az országból az örökséged védelme érdekében.
Seni mirasımdan mahrum bıraktım diye... ...prensesi göndermek için elinden geleni ardına koymadın.Επειδή σου αφαίρεσα την κληρονομιά σου. Προσπάθησες να εμποδίσεις την πριγκίπισσα να έρθει εδώ.
Seni mirasımdan mahrum bıraktım diye... ...prensesi göndermek için elinden geleni ardına koymadın.انت شخص اراد ان يرسل الاميرة الى الخارج ليحافظ على ميراته
Son olarak da crack kokain çoğu zaman marjinalleşmiş ve mahrum kesimleri (örneğin evsizler, seks işçileri)Crack-kokaiinin käyttäjät ovat usein syrjäytyneitä ja vähäosaisia (esim. kodittomat, seksityöntekijät).
Son olarak da crack kokain çoğu zaman marjinalleşmiş ve mahrum kesimleri (örneğin evsizler, seks işçileri)Topiramate, εβόλια κατά τη κοκαΐνη) είχαν ελpiιδοφόρα piρώτα αpiοτελέσατα.
Son olarak da crack kokain çoğu zaman marjinalleşmiş ve mahrum kesimleri (örneğin evsizler, seks işçileri)Възможно е те да потърсят лечение и помощ на покъсен етап от
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.Anda akan menemukan bahwa banyak sekali belahan dunia yang terpotong secara sistematis.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.En dan merk je dat sommige delen van de aarde systematisch afgesloten zijn.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.E podem ver que há partes do mundo que estão sistematicamente desligadas.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.E scopriremo che ci sono zone del mondo che vengono sistematicamente tagliate fuori.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.És rá fogsz jönni, hogy a Föld egyes részei szisztematikusan el vannak vágva.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.Il y a des parties du globe qui sont systématiquement en dehors.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.그리고 여러분은 지구상의 어떤 지역은 철저하게 단절되어 있음을 발견할 것입니다.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.Odkryjecie, że niektóre części świata są systematycznie odcinane.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.Und Sie entdecken auch, dass Teile der Welt systematisch abgeschnitten sind.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.Và bạn sẽ khám phá ra một phần của trái đất đã bị cắt đứt khỏi hệ thống kết nối.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.Y descubrirán que hay partes del mundo que están sistemáticamente aisladas.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.Και θα ανακαλύψετε ότι υπάρχουν κάποια μέρη στον κόσμο τα οποία είναι συστηματικά αποκομμένα.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.Вы обнаружите что существуют части земного шара, которые систематически отсекаются.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.И ще откриете, че това са части от глобуса, които са системно откъснати.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.ותגלו שיש בעולם חלקים שהם מנותקים באופן שיטתי.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.وستكتشفون أن هناك أنحاء من هذا العالم هي معزولة بشكل نظامي.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.地域もあることが分かります。 コネクションを可能とするインフラを脇に置き
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.Așadar, sunt privați de înțelegerea realității lor.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.Así, esta gente no puede entender su realidad.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.Assim, são impedidos de compreender a sua realidade.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.Donc ils sont dans l'incapacité de comprendre leur réalité.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.국민이 진실을 알 권리가 수탈된 상태입니다.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.Man enthält ihnen somit vor, ihre Wirklichkeit verstehen zu können.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.Quindi sono impossibilitati a capire la realtà in cui vivono.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.Więc zostają pozbawieni możliwości zrozumienia własnej rzeczywistości.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.Ze blijven dus verstoken van begrip van hun werkelijkheid.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.Така че те са лишени от разбиране на тяхната реалност.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.То есть эти люди лишены понимания своей дйствительности.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.כך שהם מקופחים בהבנת המציאות שלהם.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.لذلك فهم محرومون من فهم واقعهم.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.これでこの問題の規模と重要性が わかって頂けたと思います
Yani, işsiz ve sosyal haklardan mahrum olanlar.Her henviser jeg til arbejdsløse og samfundets bund.
Yani, işsiz ve sosyal haklardan mahrum olanlar.Ich spreche von Arbeitslosen, Unterprivilegierten.
Yani, işsiz ve sosyal haklardan mahrum olanlar.Ik bedoel de werklozen, de kansarmen.