Bu mahrumiyet onu delirtti.Dat dreef hem tot waanzin.
Savaş, onları şanslarından mahrum etti.De oorlog ontneemt hun het geluk.
Böylece Petacchi 2007 sonuçlarından mahrum bırakıldı.Petersson frikändes emellertid i hovrätten 2007.
Nero onu tüm onursal unvalarından, gücünden ve hatta Romalı ve Germen muhafızlarında mahrum etti.Нерон позбавив матір усіх нагород і сил, і навіть римських і германських охоронців.
Bu mahrumiyet onu delirtti.Вона насилає на нього безумство.
Ancak ülkelerin çoğunda orta sınıf pek çok siyasal ve sosyal haklardan mahrumdular.Většina nových členských zemí byla výrazně pod průměrem sociálního a ekonomického rozvoje EU.
Sovyet Yüksek Başkanlığı yalnızca bir kişiyi bu unvandan mahrum etmiştir.Doar Prezidiul Sovietului Suprem al Uniunii Sovietice putea să lipsească o persoană de titlul său.
Ancak ülkelerin çoğunda orta sınıf pek çok siyasal ve sosyal haklardan mahrumdular.Majoritatea noilor state membre erau mult sub media UE la capitolul dezvoltare socială și economică.
Tahayyül edemeyenler nelerden mahrum kaldıklarını bilemezler.Az unatkozó katonák nem is tudják, hogy mit őriznek.
Sesimi beğeniyorum ve kimseyi bu sesten mahrum bırakmak istemedim." sözleriyle dile getirmiştir.Me no gusta como el parla. = En pidä tavasta, jolla hän puhuu.
Örneğin, hırsızlık yapan bir kişiye, özgürlüğünden mahrum kalması için hapis cezası verilmesi.Esimerkiksi vankilaan joutunut ihminen pidättyisi vastaisuudessa sanktioidusta teosta.
Bu mahrumiyet onu delirtti.Derfor lader den i Gal.
Örneğin, hırsızlık yapan bir kişiye, özgürlüğünden mahrum kalması için hapis cezası verilmesi.Frihedsberøvelse er et andet ord for at tage nogen til fange, altså at berøve dem deres frihed.
Titanlar babalarına karşı geldiler ve onu hakimiyetinden mahrum bıraktılar.Titanerne lagde sig i baghold og overmandede faderen.
Gerçekten cezalandırılmazlar ama Tanrıdan ayrı olarak ve bağışlanma ümidinden mahrum elem içinde kalırlar.De får ingen straff, men kan ikke nå Paradiset, og de er nektet Guds nærvær for alltid.
Evliliğinin feshedilmesi Effie'yi bazı sosyal aktivitelerden mahrum bıraktı.Annulleringen av ekteskapet med Ruskin stengte Effie ute fra en del av det sosiale livet.
Sextus Pompeius Octavianus'u Akdeniz'deki hububat sevkiyatından İtalya'yı mahrum bırakmakla tehdit etti.Sextus Pompeius truet Octavius i Italia ved å nekte halvøya innførsel av korn gjennom Middelhavet.
İşçi sınıfı, yoğunluğuna karşın ekonomik ve siyasal haklardan mahrumdu.Staten hadde klassekarakter – styrt av økonomiske og sosiale interesser.
Yahudilerin Alman vatandaşlıkları ellerinden alıp sivil haklarından mahrum etti.Yahudi Jerman dilucuti kewarganegaraannya dan semua hak-hak sipil mereka dicabut.
Dolayısıyla deniz ticaretinin kazançlarından mahrumdu.Disana ia hidup dari berbisnis hasil laut.
Temel olarak aile bakımıı ve korunmasından mahrumdurlar.Chúng hoàn toàn không có sự chăm sóc và bảo vệ của gia đình.
Livia'nın gizli arzularından onu mahrum etmekten zevk alır gibi ona verilen tanrısal onurları da veto etti.彼らの不道徳な行為を止めさせるために、アッラーはロトを預言者として送ったとされる。
Temel olarak aile bakımıı ve korunmasından mahrumdurlar.仲間の安全と保護を最優先する。
Ayrıca hamileri Yapı Kredi Bankası'nın maddi desteğinden de mahrum kalmışlardı.さらに私は国立銀行から国への融資も停止した。
O günler, mahrumiyetten ve ayrılıktan hâsıl olan ateşlerle arkadaş oldu.炎や分身など多彩な攻撃を仕掛けてくる。
Bu mahrumiyet onu delirtti.「あの男は狂っている。
Bu mahrumiyet onu delirtti.正是那些美德使他发了疯。
Bhutan yıllarca çağdaş iletişimden mahrum kaldı.长期以来,不丹全国都没有现代化通讯设施。
Bu mahrumiyet onu delirtti.이 때문에 화가 그 형에게 미친 것이다.
Gerçekten cezalandırılmazlar ama Tanrıdan ayrı olarak ve bağışlanma ümidinden mahrum elem içinde kalırlar.그것은 어떤 물건을 아무런 조건도 달지 않고, 그리고 그것에 대한 일체의 권리를 포기한 채 하나님께 드리는 행동을 가리킨다.
Açlık ve mahrumiyetle boğuşan Fransız askerleri geceleri ordularından ayrılıp yiyecek aradı.계속되는 혹한과 배고픔에 떨던 프랑스 병사들은 죽은 전우의 옷을 빼앗아 입고 죽은 말을 뜯어먹으며 퇴각을 했다.
Bu mahrumiyet onu delirtti.קפה משגע אותו.
28 yıl süren bu uzun mahrumiyet yıllarında ailesi genişlemekle beraber kayıplar da yaşanmıştır.מאז ועד יומו האחרון, במשך 28 שנים, שימש ברבנות זו.
Hanlık bu imkandan mahrum idi.Ľudia, ten pohľad stál za to.
Sesimi beğeniyorum ve kimseyi bu sesten mahrum bırakmak istemedim." sözleriyle dile getirmiştir.Čakal sem, nisem jih ubil, preden ne slišim vaše besede o tem."
Sextus Pompeius Octavianus'u Akdeniz'deki hububat sevkiyatından İtalya'yı mahrum bırakmakla tehdit etti.Sekstas Pompėjus kėlė grėsmę Oktavianui stabdydamas javų siuntas į Italiją.
Bu mahrumiyet onu delirtti.Rohusöömine on teinud ta segaseks.
İşçi sınıfı, yoğunluğuna karşın ekonomik ve siyasal haklardan mahrumdu.Riigi ja poliitiliste parteide asemel töölisklassi majanduslik organisatsioon.
Afrika mahrum kalmış gibiydi.África había estado al margen.
Afrika mahrum kalmış gibiydi.Africa nu a beneficiat de ele.
Afrika mahrum kalmış gibiydi.Afrika többnyire kimaradt ezekből.
Afrika mahrum kalmış gibiydi.Afryka była jakby odcięta.
Afrika mahrum kalmış gibiydi.마치 아프리카는 제외된 듯 했습니다.
Afrika mahrum kalmış gibiydi.l'Africa ne è rimasta tagliata fuori.
Afrika mahrum kalmış gibiydi.l'Afrique en a été exclue, en quelque sorte.
Afrika mahrum kalmış gibiydi.Африка досить довго залишалася "відрізаною".
Afrika mahrum kalmış gibiydi.אפריקה הייתה די מנותקת.
Afrika mahrum kalmış gibiydi.فأفريقيا كانت نوعا ما منفصلة عن ذلك.
Afrika mahrum kalmış gibiydi.船舶の来航により それが変わりました
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.Non si è motivati, o energici.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.Hiányzik belőle a motiváció és az életkedv.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.이 부위가 망가져 있어 동기 부여가 되지 않습니다.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.Man hat keine Motivation mehr, keinen Antrieb.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.Man mangler motivation og gåpåmod.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.Man saknar motivation och vilja.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.Nie ma motywacji.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.Vous manquez de motivation et d'énergie.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.Ztrácíte motivaci a energii.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.Вам не хватает мотивации и энергичности.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.Липсва ти мотивация и желание.