Ana içeriğe geç
Sözlük

mahrum ile cümle

mahrum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şaşkınlık beni konuşmamdan mahrum etti.Astonishment deprived me of speech.
Biz ulaşımdan mahrum edildik.We were deprived of transportation.
Vatan haini, vatandaşlığından mahrum edildi.The traitor was deprived of his citizenship.
Yeni yasa vatandaşları özgürlüklerinden mahrum etti.The new law has deprived the citizens of their liberty.
Kaza onu görme yeteneğinden mahrum bıraktı.The accident deprived him of his sight.
Kaza onları mutluluklarından mahrum etti.The accident deprived them of their happiness.
Seni haklarından mahrum etmeye çalışmıyorum.I'm not trying to deprive you of your rights.
Trafik kazası, genç adamı görme yeteneğinden mahrum etti.The traffic accident deprived the young man of his sight.
Bir trafik kazası onu sol elini kullanmaktan mahrum etti.A traffic accident deprived him of the use of his left hand.
Bir diş ağrısı beni uykumdan mahrum etti.A toothache deprived me of sleep.
Eyalet yönetimi vatandaşlarının sivil haklarını mahrum etti.The state government deprived the civil rights of their citizen.
Yeni yasa dini azınlıkları oy verme haklarından mahrum edecek.The new law will deprive religious minorities of their right to vote.
Hükümet onu bütün haklarından mahrum etti.The government deprived him of all his rights.
Kimse seni insan haklarından mahrum edemez.No one can deprive of your human rights.
Suçlular sosyal haklardan mahrum edilirler.Criminals are deprived of social rights.
Trafik kazası onu gözünden mahrum etti.The traffic accident deprived him of his sight.
O, medeni haklarından mahrum edildi.He was deprived of his civil rights.
Onlar beni özgürlüğümden mahrum ettiler.They deprived me of my liberty.
Yoksulluk, oğlanı eğitimden mahrum etti.Poverty deprived the boy of education.
Hiç kimse keyfi olarak mal ve mülkünden mahrum edilemez.No one shall be arbitrarily deprived of his property.
Düzinelerce pop yıldızı birkaç yılda taçlandırılır ve taçtan mahrum edilir.Dozens of pop stars are crowned and uncrowned every few years.
Ve kendinizi bir şeyden mahrum etmeyin.And don't deny yourself anything.
Hayatın zevklerinden kendinizi mahrum etmeyin.Don't deprive yourselves of the pleasures of life.
En kötü yalnızlık, samimi bir dosttan mahrum olmaktır.The worst solitude is to be destitute of sincere friendship.
Siz çocuklar hepiniz uykudan mahrum kaldınız.You guys are all sleep deprived.
Bütün şehir sudan mahrum edildi.The whole city was deprived of water.
Tom mahrum ediliyor.Tom is being detained.
23:18 Karını yemekten, giysiden ve cinsel ilişkiden mahrum etme Ex.23:18 Not to withhold food, clothing, and sexual relations from your wife — Ex.
Bhutan yıllarca çağdaş iletişimden mahrum kaldı.For many years, Bhutan did not have modern telecommunications.
1809 - İsviçre'nin Aargau kantonu, Yahudileri vatandaşlık haklarından mahrum etti.1809 – The Swiss canton of Aargau allows citizenship to Jews.
Nero onu tüm onursal unvalarından, gücünden ve hatta Romalı ve Germen muhafızlarında mahrum etti.Nero deprived his mother of all honors and powers, and even removed her Roman and German bodyguards.
Sovyet Yüksek Başkanlığı yalnızca bir kişiyi bu unvandan mahrum etmiştir.Only the Presidium of the Supreme Soviet of the Soviet Union could deprive a person of this title.
Bu erken ölüm Rusya'yı önemli bir askerî liderden mahrum etmiş oldu.Skobelev's early death deprived Russia of a great military leader.
Bu mahrumiyet onu delirtti.This drives her mad.
Temel olarak aile bakımıı ve korunmasından mahrumdurlar.They are great for alerting and protecting their home and family.
Örneğin, hırsızlık yapan bir kişiye, özgürlüğünden mahrum kalması için hapis cezası verilmesi.For example, by limiting the freedom of a prisoner.
Bilimsel mirasýmýzýn tamamýndan mahrumlar.They are locked out from all of these journals.
Hepsinde bilgisayardan mahrum olacaktý. Tek ţart suçlamalarý kabul etmesiydi.It was on the condition that Swartz plead guilty to a felony.
Basitçe, kadını cinsel hazdan mahrum etmek için yapılan bir uygulamadır.It is basically an operation to deprive women of sexual pleasure.
Artık motivasyon ve hareketten mahrumsunuzdur.You lack motivation and drive.
Yani gerçeklerini anlamaktan mahrum bırakılıyorlar.So they're deprived of understanding their reality.
Bu, ötenaziyi oksijen kaynağından mahrum bırakır.It deprives euthanasia of its oxygen supply.
Rüyadan önce, Avusturalya kıtası dümdüz, özelliği olmayan, yaşamdan mahrum bir yerdi.Before the dreaming, the Australian continent was a flat featureless place, devoid of life.
A Vitamininden mahrum eden bir fabrika var. Fakat bu onlara büyük bir iyilik oldu.But this has come as a great boon for them.
Hareket etme kisitlamalari, Egitim ve saglik hizmetlerinden mahrum edilmeleri.Restrictions on movement and a Denial of education and health services.
Bu yüzden çocuk, büyürken ihtiyaç duyulan önemli becerilerden mahrum bırakılıyormuş gibi hisseder.Dolayısıyla, büyürken ihtiyaç duyduğumuz önemli becerileri kaçırmış ve izole edilmiş hissediyor.
Seni mirasımdan mahrum bıraktım diye... ...prensesi göndermek için elinden geleni ardına koymadın.You attempted to ship the princess out for your inheritance's sake.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.So it becomes quite rational to deny services to injectors.
Ve evrenin bölümlerinin olduğunu keşfediceksiniz ki sistemli şekilde mahrum bırakılıyorsunuz.And you'll discover that there are parts of the globe that are systematically cut off.
Ayıp alimlere, onları orada mahzun, mahrum, kırgın bir şekilde terk edenlere!Shame on the scholars! Who left them alone, oppressed, broken & deprived.
Bu deneyimlere düşmek, veya bu deneyimlerden mahrum kalmak seni yalnız yapar.I fell the experiences, or lack of experiences that makes you lonely.
Yani, işsiz ve sosyal haklardan mahrum olanlar.I mean the unemployed, the under-privileged.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.I think that means doodling is native to us and we simply are denying ourselves that instinct.
Umarım ki Rabbime yalvarmakla bahtsız olmam (istediklerimden mahrum bırakılmam).Haply in praying to my Lord I will not be deprived."
Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık!No. In fact we have been deprived of it."
Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).For the needy and those dispossessed,
Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım."Haply in praying to my Lord I will not be deprived."
İsteyene ve mahrum olana.For the needy and those dispossessed,
Peygamberler, fetih ve yardım istediler ve her inatçı cebbar, mahrum olup gitti.Then (the apostles) asked of God's assistance, and every arrogant tyrant was frustrated:
Ve mallarında, dileyene ve mahrum olana bir hak vardı.In whose wealth the suppliant and the deprived had a share.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod