Tom, Mary'nin eski işini istemiyor.Tom doesn't want Mary's old job.
Tom, Mary ile dışarıda öğle yemeği yedi.Tom had lunch outside with Mary.
Tom'un Mary adında bir asistanı var.Tom has an assistant named Mary.
Tom, Mary'yi akşam yemeğine davet etti.Tom invited Mary over to dinner.
Tom, Mary için bir sürprizi olduğunu söyledi.Tom says he has a surprise for Mary.
Tom, Mary'yi partiye davet etti.Tom invited Mary to the party.
Tom'un, Mary'nin onu yapmasını istemeyeceğini nereden biliyorsun?How do you know Tom won't want Mary to do that?
Tom, Mary'den daha niteliklidir.Tom is more qualified than Mary.
Tom, Mary'nin kuzeninin oğludur.Tom is the son of Mary's cousin.
Hiç Tom ve Mary'nin birlikte şarkı söylediğini duydunuz mu?Have you ever heard Tom and Mary sing together?
Tom sigarayı bırakacağına dair Mary'ye söz verdi.Tom promised Mary he'd quit smoking.
Bu tatil bize ne kadara mal olacak?How much is this vacation going to cost us?
Tom dün Mary ile buluşmuş olabilir.Tom may have met Mary yesterday.
Tom bahçe kapısında Mary ile buluştu.Tom met Mary at the garden gate.
Tom, Mary ile kart oynayarak eğlendi.Tom had fun playing cards with Mary.
Tom, Mary'nin nerede yaşadığını bize söyleyebilir.Tom might be able to tell us where Mary lives.
Tom üst üste üç maç kaybetti.Tom lost three games in a row.
Tom, Mary'ye çok pahalı bir yüzük verdi.Tom gave Mary a very expensive ring.
Tom, Mary'yi onunla evlenmeye ikna etti.Tom persuaded Mary to marry him.
Tom, Mary'nin annesinin operasyonu için para ödemesine yardım etmek için para gönderdi.Tom sent money to help Mary pay for her mother's operation.
Tom, Mary'yi ona yardım etmesi için ikna etmeye çalışmaktan bıktığını söylüyor.Tom says he's tired of trying to convince Mary to help him.
Tom Mary'nin erkek arkadaşıyla ayrıldığını bilmiyordu.Tom didn't know that Mary had broken up with her boyfriend.
Tom ve Mary durumla en iyi nasıl başa çıkılacağı hakkında konuştular.Tom and Mary talked about how to best handle the situation.
Tom Mary'nin bileziğini çalan kişi olduğunu itiraf etti.Tom admitted that he was the one who stole Mary's bracelet.
Tom, Mary'nin çocuklarına Fransızca konuşmayı öğretiyor.Tom has been teaching Mary's children how to speak French.
Tom, Mary'yi çocuklarını bebek bakıcılığı yapmaya ikna etmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to persuade Mary to babysit his children.
Tom Mary'nin onun yapmasını istediği şeyi yapmamak için yeterince akıllıydı.Tom was smart enough not to do what Mary asked him to do.
Tom Mary'yi ev ödevine yardım etmeye ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to help him with his homework.
Tom'un Mary'nin ortadan kaybolmasıyla ilgisi yoktu.Tom didn't have anything to do with Mary's disappearance.
Tom'la eskisi kadar sık masa tenisi oynamıyorum.I don't play table tennis with Tom as often as I used to.
Tom bütün sabah kütüphanenin önünde Mary'yi bekledi.Tom waited for Mary in front of the library all morning.
Tom, Mary için birkaç çiçek satın alacağını söyledi.Tom said that he was going to buy some flowers for Mary.
Tom uzun zamandır gizlice Mary'ye aşık.Tom has been secretly in love with Mary for a long time.
Tom, Mary'nin John ile Fransızca okuduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that Mary was studying French with John.
Bu gece beyzbol maçını izleyeceğim.I'm going to watch the baseball game tonight.
Tom ve Mary birbirlerine metin mesajları gönderiyorlar.Tom and Mary send each other text messages all the time.
Tom kendisine ne olduğunu ona söylemek için Mary'ye yazdı.Tom wrote to Mary to tell her what had happened to him.
Tom, Mary'ye onun onunla Boston'da kalmasını istediğini söyledi.Tom told Mary he wanted her to stay in Boston with him.
Tom, Mary'nin şimdiye kadar gördüğü en güzel kız olduğunu düşünüyordu.Tom thought Mary was the prettiest girl he'd ever seen.
Tom'un Mary'nin hiç Fransızca konuşamadığı hakkında hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea that Mary couldn't speak French at all.
Tom hâlâ onun hayatta olup olmadığını görmek için Mary'nin nabzını kontrol etti.Tom checked Mary's pulse to see if she was still alive.
Tom, Mary'ye onun John'la konuşmasını istemediğini söyledi.Tom told Mary that he didn't want her to talk to John.
Mary'nin elmas yüzüğünü çalan kişi bendim.I was the one who stole Mary's diamond ring.
Tom, Mary'ye John ile kamp yapmayı planladığını söyledi.Tom told Mary he was planning to go camping with John.
Tom Mary'nin yaptığı gibi aynı apartmanda yaşıyor.Tom lives in the same apartment building as Mary does.
Tom ve Mary Boston'da çok güzel bir evde yaşıyor.Tom and Mary live in a very beautiful house in Boston.
Tom'a mandolin çalmayı öğreten bendim.I was the one who taught Tom how to play the mandolin.
Bu sabah Tom ve Mary'nin birbirleriyle konuştuğunu gördüm.I saw Tom and Mary talking to each other this morning.
Tom ve Mary ne kadar süredir birbirlerine bağırıyordu?How long have Tom and Mary been yelling at each other?
Tom, Mary kaybolduktan sonraki gün ülkeyi terk etti.Tom left the country the day after Mary went missing.
Tom, Mary'ye yardım etmek için bir şey yapması gerektiğini biliyordu.Tom knew that he needed to do something to help Mary.
Tom sonunda Mary'nin onunla evlenmesini isteyecek cesareti buldu.Tom finally got the courage to ask Mary to marry him.
Tom onunla ilk tanıştığında Mary'ye aşık oldu.Tom fell in love with Mary the first time he met her.
Tom bugün Mary'nin burada olacağını bilmiyordu.Tom didn't know that Mary was going to be here today.
Tom ve Mary tanıştıktan üç ay sonra evlendi.Tom and Mary got married three months after they met.
Tom şimdiye kadar Mary ile ilgilenen ilk erkekti.Tom was the first man to ever pay attention to Mary.
Tom bana bunu ona söyleyen kişinin Mary olduğunu söyledi.Tom told me that Mary was the one who told him that.
Tom, Mary'ye John'a yardım etmeye çalışacağını söyledi.Tom told Mary that he was going to try to help John.
Tom, Mary'nin ona yardım etmek için çok meşgul olacağını düşündü.Tom thought that Mary would be too busy to help him.
Tom, Mary ile Boston'a gitmemi istediğini söylüyor.Tom says that he wants me to go to Boston with Mary.