Gelirler artıyor, ancak masraflar kadar hızlı değil.Revenues are growing, but not as fast as costs.
Onu mahkemeye götürelim.Let's take it to court.
Mahkeme müteakiben on gün sürdü.The trial lasted for ten consecutive days.
Mahkeme peş peşe on gün sürdü.The trial lasted for ten consecutive days.
Mahkeme oturumu üç saat sürdü.The court session lasted for three hours.
Yargıç onu ölüme mahkûm etti.The judge condemned him to death.
Mali durum haftadan haftaya gittikçe kötüleşiyor.The financial situation is getting worse week by week.
Bu eteği dün alan kişi Mary'ydi.It was Mary that bought this skirt yesterday.
Dün biraz alışveriş yapmak için mağazaya gittim.I went to the department store to do some shopping yesterday.
Dün malı görmeden satın aldım.I bought a pig in a poke yesterday.
Mary'nin dün satın aldığı bu etekti.It was this skirt that Mary bought yesterday.
Mary'nin dün satın aldığı neydi?What was it that Mary bought yesterday?
Dün Mary bütün gün evde kaldı.Yesterday Mary stayed home all day.
Dün Mary bana kapağı mavi olan bir kitap verdi.Yesterday Mary gave me a book the cover of which was blue.
Dün gece mahallemde bir yangın gördüm.Last night saw a fire in my neighborhood.
Polis dün Mary'yi ziyaret etti.The police called on Mary yesterday.
Dün caddede Mary'ye rastladım.Yesterday I met Mary on the street.
Geçen yıl fiyatlarda makul bir artış vardı.There was a modest rise in prices last year.
Geçen yıl çok yağmur yağdığı için kötü bir pirinç mahsulümüz vardı.We had a bad rice crop last year because it rained a lot.
Dün gece mahallemde bir yangın patlak verdi.A fire broke out in my neighborhood last night.
Dün gece bu mahallede bir yangın başladı.A fire broke out in this neighborhood last night.
Dün gece gece maçını izlemekten hoşlandın mı?Did you enjoy watching the night game last night?
Dergiler masanın yanında yığılı.The magazines are piled up next to the table.
Mart ayında hava daha da sıcak olacak.It will become much warmer in March.
Dağın zirvesinden güzel bir deniz manzarası alabilirsin.You can get a fine view of the sea from the mountaintop.
Dağın tepesinden manzara olağanüstüydü.The view from the mountain top was spectacular.
Bayan Yamada büyüleyici Japon masalını düz Japoncaya çevirdi.Ms. Yamada translated the fascinating fairy tale into plain Japanese.
Maalesef onunla evlenemezsin.I'm afraid you can't marry her.
Maalesef yapamam.I'm afraid I can't.
Maalesef önerinizi kabul etmemiz imkansız olacak.Unfortunately it will be impossible for us to accept your proposal.
Maalesef pazartesi günü gidemeyiz.I'm afraid we can't go on Monday.
Maalesef öyle.I'm afraid so.
Kedi yavrusunun kuyruğunu çekmek Mary'nin yaramazlığıydı.It was naughty of Mary to pull the kitten's tail.
Çocuk maymunu muzla besliyordu.The child was feeding the monkey with the banana.
Pazar yabancı malların akınına uğradı.The market was flooded with foreign goods.
Pazar yabancı mallarla dolup taşıyordu.The market was flooded with foreign goods.
Komutan adamlarını silah atışına maruz bıraktı.The commander exposed his men to gunfire.
Öyle yapmamın makul olduğunu düşüneceksin.You will think it just that I should do so.
Öneriyi geri çevirmek zorunda olmam makul görünüyor.It stands to reason that I should decline the offer.
Onun rüşveti reddetmesi çok mantıklıydı.It was very sensible of him to reject the bribe.
Mary hakkındaki sevdiğim şey onun güçlü karakterdir.What I like about Mary is her strong character.
Masamı temizlerken bu eski resme rastladım.While I was cleaning out my desk, I came across this old picture.
Makineyi çalıştıracağım.I will get the machine running.
Bir makastan başka bir şey bulmadım.I found nothing but a pair of scissors.
Dün aldığım bu masa çok büyük.This desk, which I bought yesterday, is very big.
Yeni bir ev inşa etmek bana çok paraya mal oldu.It cost me a lot of money to build a new house.
Yarın maalesef sana yardım edemeyeceğiz.I'm afraid we won't be able to help you tomorrow.
Biz bizim otel odasından okyanusun muhteşem manzarasına sahibiz.We have a magnificent view of the ocean from our hotel room.
Mars'a bir yolculuk edeceğimiz gün yakında gelecek.The day will soon come when we can take a trip to Mars.
Takımımız dün maçlarını kazandı.Our team won their match yesterday.
Okulumuz hakkındaki bir makale, gazeteye çıktı.An article about our school appeared in the newspaper.
Birinci dersimiz matematiktir.Our first class is math.
Mağazamızdan bu çizgi romanı satın alanlar çoğunlukla ortaokul öğrencileridir.Those who buy this comic book in our store are mostly junior high school students.
Takımımız beyzbolda onları 5-0 mağlup etti.Our team defeated them by 5-0 at baseball.
Biz 15 Marta kadar vergileri ödemek zorundayız.We have to pay taxes by March 15.
Biz maçı 3-2 kaybettik.We lost the game 3-2.
Mayıs ayında bir futbol turnuvamız var.We have a soccer tournament in May.
Mayıs ayında evlenecektik ancak evliliği Haziran ayına kadar ertelemek zorunda kaldık.We were to be married in May but had to postpone the marriage until June.
Güzel manzaranın tadını çıkarmak için fazla hızlı sürdük.We drove too fast to enjoy the beautiful scenery.
İmzalı bir makbuza ihtiyacımız var.We need a signed receipt.