Ana içeriğe geç
Sözlük

ma ile cümle

ma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Parti 22 Mayısta düzenlendi.The party was held on May 22.
36 beden, mavi donanma yağmurluğu arıyorum.I'm looking for a navy blue raincoat, size 36.
Islak vazo masada bir iz bıraktı.The wet vase left a mark on the table.
Çamurlu yol, yeni ayakkabılarımı mahvetti.The muddy road has ruined my new shoes.
New York City polisleri koyu mavi üniforma giyer.New York City policemen wear dark blue uniforms.
Benim hiçbir mazeretim yok.I have no excuse.
Ne kadar harika bir makine.What a wonderful machine!
O, makineyi çalıştırabildi.He managed to run the machine.
Bu manzara muhteşem.This scenery is magnificent.
Ne güzel bir manzara.What a beautiful view!
Ne güzel bir manzara!What a fine view!
Nancy masayı kendisi hareket ettiremedi.Nancy couldn't move the desk herself.
Nancy Jack ile evlenmeyecek kadar mantıklıdır.Nancy knows better than to marry Jack.
Masanın yanındaki ne?What's beside the desk?
Maymunlar niçin diğer hayvanlardan daha çok evrim geçirdi?Why have the apes evolved more than other animals?
İnsanlar niçin maymun gibi davranıyor, ya da tam tersi?Why do men behave like apes, and vice versa?
Gökyüzünün niçin mavi olduğunu biliyor musun?Do you know why the sky is blue?
Makasla kesmek yerine kumaşı niçin yırtıyorsun?Why did you tear the cloth instead of cutting it with scissors?
Her şeyden önce, mantık kesin tanımlar gerektirir.Above all, logic requires precise definitions.
Tom matematikle ilgileniyor.Tom is interested in mathematics.
Tom matematikte herkesin arkasındadır.Tom is behind everybody in mathematics.
Tom seninle dövüşmeyecek kadar mantıklıdır.Tom knows better than to fight with you.
Tom okula giderken Mary'ye rastladı.Tom met Mary on his way to school.
Tom Mary ile bir partide tanıştı, ve o ilk görüşte aşktı.Tom met Mary at a party, and it was love at first sight.
Tom Mary ile amacına ulaşamadı; ondan buluşma talep ettiğinde o onu reddetti.Tom couldn't make the grade with Mary; she refused him when he asked her for a date.
Tom Mary'yi seviyordu, ki o onu hiç sevmiyordu.Tom loved Mary, who didn't love him at all.
Tom masanın altına saklandı.Tom hid under the table.
Tom bir beyzbol oyuncusu olarak kendini mahvetti.Tom burned himself out as a baseball player.
Satışlar her büyük mağazada düştü.Sales have dropped off at every big department store.
Kaça mal olacak?How much will it cost?
Ne kadara mal olacak?How much will it cost?
Güzel bir manzaraydı.It was a beautiful sight.
Hangi çocuk Masao'dur?Which boy is Masao?
Madrabazlar devler tarafından yok edildi.The Dodgers were annihilated by the Giants.
Bu arada, Mary'nin işinden ayrıldığını duydun mu?By the way, did you hear that Mary quit her job?
Ben tost makinesini tamir etmek zorunda kaldım.I had to fix the toaster.
Maalesef onu çok iyi açıklamadım.I'm afraid I didn't explain it too well.
Maalesef yağmur yağacak.I'm afraid it will rain.
Sonunda satıcı pahalı makineyi almam için beni ikna etti.Eventually the salesman persuaded me to buy the expensive machine.
Lütfen masada otur.Please sit at the table.
XYZ mağazasına giden yolu bana söyleyin lütfen.Please tell me the way to the XYZ store.
İngiliz mallarını nasıl alabiliriz?How can we buy British goods?
Kapıyı maviye boyadı.He painted the door blue.
Mary TV izlemeyi seviyor.Mary likes watching TV.
Mary TV izlemeyi sever.Mary likes watching TV.
Televizyon aile hayatını mahvediyor.Television is ruining family life.
Televizyon sayesinde kendi odamızda beyzbol maçlarını seyretmenin keyfine varabiliyoruz.Thanks to television, we can enjoy watching baseball games in our rooms.
Futbol maçını televizyondan izlemek eğlenceliydi.Watching the football game on television was fun.
Terasta bir masa alabilir miyiz?Could we have a table on the terrace?
Büyük mağazalar çok sayıda şeyler satarlar.Department stores sell numerous things.
Mağazanın üzerinde uçan bir reklam balonu var.There is an advertising balloon flying above the department store.
Mağazada yeni bir şapka aldım.I got a new hat at the department store.
Teniste kimse onunla maç yapamaz.No one can match him at tennis.
Kasetçalar masanın üstündeydi.The tape recorder was lying on the table.
Masaları yan yana koy.Put the tables end to end.
Benim için masayı siler misin?Would you wipe the table for me?
Masadaki kedi uyuyor.The cat on the table is sleeping.
Masanın üstündeki hesap makinesi benim.The calculator on the table is mine.
Masadaki hesap makinesi benim.The calculator on the table is mine.
Kitaplarını masaya koyma.Don't park your books on the table.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod