O restoranda yalnızca üç masa var.There are only three tables in that restaurant.
Tom eski masamı satın alan kişi değildi.Tom wasn't the one who bought my old desk.
Tom'un masasında üç kitap var.There are three books on Tom's desk.
Masada üç kutu var.There are three boxes on the table.
Tom neredeyse Mary'nin ameliyat masasında öldüğünü söyledi..Tom said Mary almost died on the operating table.
Lütfen masayı silin.Please wipe off the table.
Üç masaya daha ihtiyacımız var.We need three more desks.
Bu masa bana 300 dolara mal oldu.This desk cost me $300.
Masada ne var?What's on the table?
Bir masaj salonuna gidelim.Let's go to a massage parlor.
Tom müzik kutusunu masaya koydu.Tom placed the music box on the table.
Mary çantasını masanın üzerine koydu.Mary put her purse on the table.
Tom masasında bırakırsa Mary'nin onun öğle yemeğini yiyebileceğinden korkuyor.Tom is afraid that Mary might eat his lunch if he leaves it on his desk.
Tom ve Mary, John ve Alice ile aynı masada oturacaklar.Tom and Mary will sit at the same table as John and Alice.
Tom, Mary'nin pencerenin yakınında bir masada yemek yediğini gördü.Tom saw Mary eating at a table near the window.
Kitaplarınızı yemek odası masasına koymayın.Don't put your books on the dining room table.
Tom masasını pencerenin yakınına taşıdı.Tom moved his desk closer to the window.
Tom ve Mary piknik masasında oturdular.Tom and Mary sat at the picnic table.
Tom masaya kahve döktü.Tom spilled coffee on the table.
Tom şu anda masasında değil.Tom isn't at his desk right now.
Şapkanını masaya bıraktınız.You left your hat on the table.
Tom yumruğunu masaya çarptı.Tom slammed his fist on the table.
Tom Mary'nin şakaklarına masaj yaptı.Tom massaged Mary's temples.
Çantalarımı masaya koydum.I put my bags on the table.
Tom masanın üzerine oturdu.Tom sat on the table.
Boston'da bekleme masaları çok kazançlı olabilir.Waiting tables in Boston can be very lucrative.
Tom'un masası son derece temizdi.Tom's desk was perfectly clean.
Tom'un masası son derece temiz.Tom's desk is perfectly clean.
Tom arkadaşlarıyla bir masa oyunu oynadı.Tom played a board game with his friends.
Bir masal ve bir perimasalı arasındaki fark nedir?What's the difference between a fable and a fairytale?
Ayağa kalktım ve masayı temizlemeye başladım.I got up and began clearing the table.
Şuradaki masaya oturalım.Let's sit at that table over there.
Tom'un odasında bir masa ve bir kitaplık var.Tom has a desk and a bookcase in his room.
Tom dizini masaya vurdu.Tom banged his knee on the table.
Tom dizini masaya çarptı.Tom banged his knee on the table.
Tom köşede bir masada kendi başına oturuyordu ve bir kitap okuyordu.Tom was sitting by himself at a table in the corner and was reading a book.
Masamda bir takvimim var.I have a calendar on my desk.
Eski bir maun masam var.I have an old mahogany desk.
Tom masanın üzerindeki mumu yaktı.Tom lit the candle that was on the table.
Tom pencerenin yakınındaki bir masada Mary ile oturuyordu.Tom was sitting at a table near the window with Mary.
Tom sırt çantasını masaya attı.Tom tossed his backpack on the table.
Masada kaç fincan var?How many cups are on the table?
Thomas'ın, masasının üzerinde ailesinin bir fotoğrafı var.Thomas has a picture of his family on his desk.
Sami masa oyunlarını seviyordu.Sami liked board games.
Sami masaüstü oyunlardan hoşlanıyordu.Sami liked board games.
Masanın altında bir sandık var.There is a crate under the table.
Tavan arasında yuvarlak bir masa vardı.In the attic, there was a round table.
Marie omuzlarıma masaj yaptı.Marie massaged my shoulders.
Sami masaları ve sandalyeleri hazırladı.Sami set up the tables and chairs.
Tom sırt çantasını masaya koydu.Tom put his backpack on the table.
Tom masa tenisini oldukça iyi oynuyor.Tom plays table tennis fairly well.
Sami, Leyla'nın masasını vandalize etti.Sami vandalized Layla's desk.
Tom masayı kurmamı istedi.Tom asked me to set the table.
Masada size gönderilmiş bir mektup var.There's a letter on the table addressed to you.
Masada senin için bir mektup var.There's a letter on the table for you.
Sami masaları çevirdi.Sami turned the tables.
Neden yemek masasında değilsin?Why aren't you at the dinner table?
Sami çantasını masaya attı.Sami threw his bag on the table.
Tom onu son gördüğümde masasında çalışıyordu.Tom was working at his desk the last time I saw him.
Mary odaya girdiğinde Tom masasında yazıyordu.Tom was writing at his desk when Mary entered the room.