Deidara cümlelerini bir tür mırıldanma diyebileceğimiz bir ses ile bitirme alışkanlığına sahiptir.Tiene el hábito de exclamar ciertas palabras con un grito.
Çalışırken kendine çok etki yapmış olan Valter'in şarkısını mırıldanmaktadır.Se deleita en la canción de Walther, que le ha producido una profunda impresión.
Favori şeyleri: Şarkı mırıldanmak.La erra final se enmudece: cantar .
Bu tür kahveler mırra olmayıp, sadece kuvvetli, yoğun kahvelerdir.Sin embargo, este café nunca es un jarabe dulce, sino más bien fuerte y amargo.
Lütfen mırıldama.Пожалуйста, не бормочи.
Bölüm, Naomi'nin Desmond diye mırıldanması ile sona erer.Внезапно их беседу прерывает Десмонд.
1987, Buyur Gel / Mırnık ^1987 — Счастливо оставаться! — бас-гитара.
Favori şeyleri: Şarkı mırıldanmak.Любимая музыка: По настроению.
Mırra için özel bir kahve çekirdeği yoktur.Также теперь она не требует специального рулевого стакана.
Cevap bir erkek veya kadın kahin tarafından mırıltılar halinde aktarılır.Самка или самец забирает икру в рот.
Mahallenin eski adı Mırseyid'tir, sonradan Tanır adı verilmiştir.Первый директор Института мерзлотоведения, названного впоследствии его именем.
Evcil kedi yavruları, doğumlarının ikinci gününden itibaren mırlamaya başlayabilirler.يمكن للقطط المحلية القرقرة في يومين من ولادتهم.
Mırlama, evcil kedilerde farklı kişilikleri işaret edebilir.وهكذا يمكن للخرخرة النغمية أن تميز شخصيات مختلفة من القطط الأليفة.
Mırabella kocasının Belgrat Savaşı'nda ölmüş olduğunu sandığını açıklar.Mirabella diz que ela acreditava que seu marido tinha sido morto na batalha de Belgrado.
Jackson, ilk tekli "Don't Stop 'til You Get Enough"ı mutfakta mırıldandığı melodilerden geliştirdi.Jackson teria composto "Don't Stop 'til You Get Enough" após cantarolar a melodia casualmente em sua cozinha.
Dilde yuvarlanan bir mırıldamaya benzer.Alsof er een engeltje over je tong piest.
Üçüncü yaş gününde, henüz ancak bir kelime mırıldanabilmişti.Do trzeciego roku życia nie potrafił chodzić i mówić.
Ölürken filmin tema şarkısını mırıldanmaktadır.Tekst piosenki skupia się na Jego śmierci.
Mırra için özel bir kahve çekirdeği yoktur.Отже, немає спеціального типу кавових зерен.
Köy halkı, Arap yemeklerini yapmakta ve misafirlerine Arap geleneği olan Mırra içeceğini sunmaktadır.Арабські купці запевняли, що ті, хто п'ють каву, обов'язково опиняться в раю.
Hatta zaman zaman duymaları için bu şekilde mırıldanır.Občas komolí dohromady to, co slyší.
1987, Buyur Gel / Mırnık ^2013: Vino, Măicuță!
Ağız sürekli hareket eder ve bir şeyler mırıldanır.Omizile încep să se învârtă și se transformă în fluturi.
O kendi kendine mırıldanıyor.Ea mormăie pentru ea însăși.
Evcil kedi yavruları, doğumlarının ikinci gününden itibaren mırlamaya başlayabilirler.A fiatal madarak már második életévükben költhetnek.
Mırıldanmalarını duyarak kendisine kızacaklarından hiç korkmaz.Ne mutassuk ki nyíltan, ha dühösek vagyunk.
Jackson, ilk tekli "Don't Stop 'til You Get Enough"ı mutfakta mırıldandığı melodilerden geliştirdi.Ο Τζάκσον έγραψε το Don't Stop 'til You Get Enough, αφού σφύριζε τη μελωδία στην κουζίνα του.
1987, Buyur Gel / Mırnık ^1987 – Hold kjeft, rekrutt!.
Favori şeyleri: Şarkı mırıldanmak.Terpicu dengan kegemarannya bernyanyi.
Mırra, Arap coğrafyasına özgü, birkaç kez demlenerek hazırlanan acı kahvedir.Semuanya adalah jenis kopi arabica yang telah dicuci.
Jackson, ilk tekli "Don't Stop 'til You Get Enough"ı mutfakta mırıldandığı melodilerden geliştirdi.Jackson đã viết "Don't Stop 'til You Get Enough" sau khi nghĩ ra giai điệu trong nhà bếp của anh.
Evcil kedi yavruları, doğumlarının ikinci gününden itibaren mırlamaya başlayabilirler.Mèo nhà có thể bắt đầu kêu như vậy ngay từ khi được 2 ngày tuổi.
Favori şeyleri: Şarkı mırıldanmak.Hoạt động yêu thích của cô là hát (thật sự lớn!)
Mırranın hazırlanmasında en önemli kısım kaynatma evresidir.建設場所をどこにするかが最大のカギ。
Ve en sonunda kendi kendine mırıldanır; "Belki de Angel haklıdır.寄塵曰:『王著靴,不得已也,為天使、為大典也。
1987, Buyur Gel / Mırnık ^(日文)1987年アルト「ワークス」。
1987, Buyur Gel / Mırnık ^1987년 - 키스민트(껌) 발매.
1987, Buyur Gel / Mırnık ^1996: והנה הוא בא – הגות.
Yerel yemeklerine baktığımızda ayranaşı, helise keledoş ve mırtuğe en önemli kendine has yemekleridir.בניגוד לתרבויות אחרות, ארוחת צהריים היא הארוחה העיקרית בעוד ארוחת בוקר וארוחת ערב הן בעלות מרכיבים קלים יותר.
Jackson, ilk tekli "Don't Stop 'til You Get Enough"ı mutfakta mırıldandığı melodilerden geliştirdi.Jackson je napisao skladbu "Don't Stop 'til You Get Enough", nakon što je pjevušio melodiju u svojoj kuhinji.
Yanımdan geçerken Ermenice bir şeyler mırıldanıyor ve yüzüme bakarak gülüyorlardı.Nazire im se smiješak dok ponosno stoje i gledaju naprijed.
1987, Buyur Gel / Mırnık ^Belgicko (1987 - súč.)
Kaymakam da tebessüm ederek Ludwig van Beethoven'ın 9. Senfonisini mırıldanarak yoluna devam eder.Himna Unije temelji na Odi radosti (An die Freude) iz 9. simfonije Ludwiga van Beethovna.
- Allah'ın hakkı 3'tür kuralı bu! Bu videoda galiba adam bıçağı kendine saplıyor! ♪ Mırıldanıyor...♪Loi des trois instances dicte que ce mec va poignarder ses doigts.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaAldrig, aldrig mummla för dig själv.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaĐừng bao giờ tự lẩm bẩm ngân nga một mình.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaJamais, mais jamais, ne fredonne.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaJangan pernah bersenandung untuk dirimu sendiri.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaMai, mai canticchiare per conto tuo.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaNeurie nooit in jezelf.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaNigdy, przenigdy, nie nuć do siebie.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaNikoli, nikoli ne brundaj.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaSa nu vorbesti niciodata singura.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaΠοτέ, μα ποτέ μην βουΐζεις.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaНикогда-никогда не напевай себе под нос.
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaאף פעם אל תזמזמי לעצמך
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaدندني لنفسك
Asla ve asla kendi kendine mırıldanma何で?
Bazı yol boyunca yolu mırıldandı başladı monolog, protestolar ve suçlamalara.Alguma forma ao longo da estrada, ele começou uma murmurou monólogo, protestos e recriminações.
Bazı yol boyunca yolu mırıldandı başladı monolog, protestolar ve suçlamalara.앞으로 얼간이들. 길을 따라 몇 가지 방법으로 그는 중얼 거 렸 시작 독백, 항의 and recriminations.