Ne olursa olsun, ben müzik yapmayı durmayacağım..Come what may, I won't stop making music.
Tony sık sık müzik dinlemedi.Tony did not often hear music.
Herkes müzik sever.Everybody loves music.
Müzikten hoşlanmasan bile, onun konserini seveceksin.Even if you don't like music, you'll enjoy his concert.
Şimdi sizi müzikle eğlendireyim.Now let me entertain you with music.
O müzik her zaman bana seni hatırlattı.That music always reminded me of you.
Müzik beni çocukluğuma geri götürdü.The music carried me back to my childhood.
Müzik herkesin ilgisini çekti.The music lured everyone.
O müzik defalarca dinlemeye değer.That music is worth listening to many times.
Müzik yavaş yavaş yok oldu.The music faded away.
Müzikal için bilet almak ona on dolara mal oldu.It cost him ten dollars to get the ticket for the musical.
Susan müzik dinlemekten hoşlanır.Susan enjoys listening to music.
John Sam'in tam bir müzik koleksiyona sahiptir.John has the complete collection of Sam's music.
Jack'in müzikte iyi olmadığı doğru değil, aksine, o piyanoyu iyi çalar.It isn't true that Jack is no good at music; on the contrary, he plays the piano well.
Sen hiç böylesine iyi bir müzik dinledin mi?Have you ever listened to such a good music?
Bu tür müzik, daha yaşlı insanların anlamakta zorluk çektiği bir şeydir.This kind of music is something that older people have difficulty understanding.
Bu tür müzik benim tarzım değil.This sort of music is not my cup of tea.
Bu müzik bana o kızı hatırlatır.This music reminds me of that girl.
Müzik genç insanlar arasında popülerdir.This music is popular with young people.
Bu müzik benim şimdiki ruh halime uyar.This music suits my present mood.
Bu, Wonder Müzik Dükkanı'dırThis is Wonder Music Shop.
Bayan Green bize müzik öğretir.Miss Green teaches us music.
Klasik müzik benim tarzım değil.Classical music is not my cup of tea.
Klasik müzik dinlemeyi severim.I like to listen to classical music.
Klasik müzik konserleri hakkında herhangi bir bilginiz var mı?Do you have any information on classical music concerts?
Cathy müzikten hoşlanıyor gibi görünüyor.It seems that Cathy likes music.
Bitişikteki müzik çok gürültülü. Keşke onu kıssalar.The music next door is very loud. I wish they would turn it down.
Eski müzik formatlarını dinlemek bana memleketimi hatırlatıyor.Listening to oldies reminds me of my hometown.
Biraz boş zamanım olduğunda ben her zaman klasik müzik dinlemenin tadını çıkarırım.I always enjoy listening to classical music when I have some free time.
Ann müzikten çok hoşlanır.Ann likes music very much.
Ben bir Amerikan müzikali gördüm.I saw an American musical.
O müzik onu sinirlendiriyor.That music gets on his nerves.
-O reklam güçlü bir izlenim bırakıyor-Özellikle müzik.O, kafanın içinde kalıyor.That commercial makes a strong impression - especially the music. It stays in your head.
Bir müzik aleti çalarsın, değil mi?You play a musical instrument, don't you?
Müzikle ilgileniyor musun?Are you interested in music?
Hangisinden daha çok hoşlanıyorsun, müzik ya da İngilizce?Which do you like better, music or English?
Dinlediğin müzik neydi?What was the music you were listening to?
"Müzik sever mi?" "Evet, sever.""Does he like music?" "Yes, he does."
Erkek kardeşim müzik seviyor.My brother likes music.
Bu sene Latin müziği müzik endüstrisini kasıp kavuruyormuş.I hear Latin music is taking the music industry by storm this year.
Bir çocuğun müzik yeteneği irsi midir?Does a child's musical talent depend on heredity?
Biz müzikten hoşlanırız.We like music.
Müzik çalışıyoruz.We study music.
Disko müzik eşliğinde dans ettik.We danced to the disco music.
Biz müzik dinlemenin keyfini çıkardık.We enjoyed listening to the music.
O bana müzikten hoşlanıyor gibi geliyor.It seems to me that he likes music.
Hobilerimden biri klasik müziktir.One of my hobbies is classical music.
Benim hobim müzik.My hobby is music.
Hobim müzik dinlemektir.My hobby is listening to music.
Benim en sevdiğim müzik pop müziktir.My favorite music is pop music.
Babam müzikten hoşlanmaz.My father doesn't like music.
Kız kardeşim müzik öğrenimi yapmak için İtalya'ya gitti.My sister went to Italy to study music.
Ben müzik öğreniyorum.I'm learning music.
O dükkânda yeni bir müzik seti aldım.I got a new stereo at that store.
Gürültülü müzik, rock gibi, sevmiyorum.I don't like noisy music, such as rock.
Ben klasik müzik dinlemeye düşkünüm.I'm fond of listening to classical music.
Ben müzikten etkilendim.I was moved by the music.
Kendimi pop müzikten vazgeçmiş gibi hissediyorum.I feel I'm growing out of pop music.
Pop müzik dinlemek istiyorum.I'd like to listen to pop music.
İyi müzik dinlemeyi severim.I like listening to good music.