müziğin ile cümle

müziğin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Onun sadece müziğinden değil hayat tarzından da etkilenmiştir.Ovplyvnila nielen hudobný, ale i životný štýl vtedajšej generácie.
Zamanla kendi sahiciliğinizden ya da müziğinizden emin olabilir misiniz?Hrá vo vašej predajni či podniku hudba?
2002'de "Britanya Müziğine Sıradışı Katkı" dalında Ivor Novello Ödülü'ne layık görüldü.V roku 2002 dostala cenu Ivor Novello Award za výnimočný prínos pre britskú hudbu.
Ancak eleştirmenlere ve Jimmy Jam'e göre bu sıralarda yaşadığı bunalımlar, müziğine yansımıştı.Komentátor Jim Ross povedal, že čo sa stalo v aréne bolo reálne.
Musa: Müziğin gücünü kullanır.Rozmýšľala nad adekvátnosťou využitia hudby.
Operadan çocuk müzikaline, oda müziğinden modern dans müziğine kadar değişik türlerde eserler besteledi.Miestne divadlá ponúkajú všetko od hudby až po balet.
Şarkının yapımında 1980'lerin elektro müziğinden esinlenildi.Pieseň je inšpirovaná hudbou 80. rokov 1980.
No 16 ve 17 nolu evler, günlük hayatın ve işin tüm araçlarıyla folk müziğine dönüştürülmüştür. ^Hiši številka 16 in 17 sta preurejeni v muzej orodij in pripomočkov za delo in vsakdanjo rabo.
Her müziğin hayranı olmak zorunda değilsiniz" diyerek kendi hayranlarından gelen desteği referans gösterdi.Ni vam treba vedno biti oboževalec glasbe vsakogar.« Dejala je tudi, da s strani oboževalcev dobiva podporo.
Filmin özgün müziğini ise uzun süredir Coen kardeşlerle birlikte çalışan Carter Burwell yapmıştır.Glasbo v filmu je ustvaril Carter Burwell, ki je s tem nadaljeval dolgo tradicijo sodelovanja z bratoma Coen.
Silvestri, filmin ilk gösteriminden iki hafta önce özgün müziğini kaydetmeye başladı.Silvestri je začel s snemanjem skladb dva tedna pred predogledom.
Müziğin temposu çok sık değişmektedir.Spremembe klasifikacije so tako pogoste.
Tchaoikovsky Grieg'in müziğinin güzelliği, sıcaklığı, orijinalliği hakkında çok olumlu düşünceler içindeydi.Čajkovski je Griegovo glasbo zelo cenil in hvalil njeno lepoto, izvirnost in toplino.
İtalyan müziğinin etkileri görülür.Italijanska glasba ga ni navdušila.
1650li ve 1660li yıllarda Kral için birçok bale eserinin müziğini ve dansların keografisini hazırladı.V obdobju do 1660 je zložil veliko baletov, ki sta jih plesala osebno s kraljem.
2002'de "Britanya Müziğine Sıradışı Katkı" dalında Ivor Novello Ödülü'ne layık görüldü.Leta 1996 je drugič prejel nagrado Ivor Novello Award za »Izjemne prispevke Britanski glasbi«.
Barok periyodu boyunca, Slav ve Macar folk formları Avusturya müziğine geçti.V času baroka so avstrijsko glasbo zaznamovali slovanski in madžarski ljudski elementi.
1980 dönemi, Rock müziğin önemli bir dönemidir.V 20. stoletju je to ključni interval jazzovske glasbe.
Müziğin tüm formlarını onlardan öğrendim.Vrtijo vse zvrsti glasbe.
Buna neden Antonia hikayesinin müziğinin daha gösterişli olmasıdır.Zdaj je še bolj šokirana, saj je pisava Antonova.
Belki de hiçbir müzik türüne yakışmayan almanca dili, Rammstein'ın müziğinin adeta temel taşlarından biri.Ne bi zgrešili, če bi rekli, da je Gibonni ena redkih pravih »mainstream« glasbenih zvezd na Hrvaškem.
Bu bağlamda Mozart'a "modern müziğin babası", Bach'a ise "modern piyano müziğinin babası" denilmiştir.Za njegov razvoj ima zasluge predvsem skladatelj Mozart, ki ga imenujemo tudi oče sodobnega koncerta.
Müzikte İrlanda müziğinin büyük etkisi vardır.Sliši se tudi veliko tradicionalne irske glasbe.
Filmin özgün müziğini Makedonya'lı grup Anastasia yapmıştı.Muziką filmui sukūrė Makedonijos etninės muzikos grupė Anastasia.
Kraftwerk grubu müziğinin tamamını elektronik aletlerle yapan dünyadaki ilk gruplardan birisidir.Kraftwerk – viena iš pirmų grupių, pradėjusių groti vien tik elektroniniais instrumentais.
7 şarkının söz ve müziğini kendisi yaptı.Dainų žodžius ir muziką sukūrė jis pats.
Ben ise klavyemle onların müziğine tecavüz ediyorum.Vasulu žymus savo muzikinėmis tradicijomis.
Esinini Norveç halk müziğinden alan bir besteciydi.Grygas įkvėpimo sėmėsi iš norvegų liaudies muzikos.
Madredeus, Fado ile modern folk müziğini birleştiren Portekizli müzik grubu.„Madredeus“ – žymi Portugalijos grupė, atliekanti fado stiliaus ir kitą tradicinę portugalų muziką.
Balkanların Roman müziğinin kralı olarak anılır.Žinoma visuose Balkanuose, tituluojama čigonų muzikos karaliene.
Müziğin tüm formlarını onlardan öğrendim.Joje buvo mokoma groti visais muzikos instrumentais.
Çok sayıda sanatçı Pink Floyd'un müziğinden etkilenmiştir.Praėjus savaitei po koncerto buvo stebimas padidėjęs susidomėjimas Pink Floyd muzika.
Strauss, 1936 Olimpiyat Yaz Oyunları açılış müziğini besteledi.Čia Emil Mechau sukonstravo specialią televizijos kamerą 1936 m. vasaros olimpiadai.
Komşuların sıkça davet edildiği, müziğin eksik olmadığı bir evde büyüdü.Ilgainiui galerijai buvo skiriama vis daugiau vietos, pakol visas pastatas nevirto vienu muziejumi.
Tilbe, bu müziğin üzerine sözler yazmıştır.Šiai poemai Žoskenas parašė muziką.
Avusturya müziğini severim.Man patinka austriška muzika.
Ayrıca 1984, 1988 ve 1996 yılı Olimpiyat oyunlarının müziğini bestelemiştir.See võõrustas ka 1984. ja 1988. aasta taliparaolümpiamänge.
2002'de "Britanya Müziğine Sıradışı Katkı" dalında Ivor Novello Ödülü'ne layık görüldü.2002 sai ta Ivor Novello auhinna väljapaistva panuse eest briti muusikasse.
Başka hiç kimsenin müziğine tercih etmem.""Uut revolutsiooni ei taha keegi."
Gerekçesi ise; death metal müziğini yumuşatması ya da yozlaştırmasıydı.Alteratsioon on muusikas alusheli kõrgendamine või madaldamine.
Barok periyodu boyunca, Slav ve Macar folk formları Avusturya müziğine geçti.Barokiajastul mõjutasid Austria muusikat ungari ja slaavi rahvamuusika.
Müziğin miks yapılması için icat edilen yeni tekniklerle tema düzenlendi.Uuritakse ka seda, miks muusika üldse välja kujunes.
1650li ve 1660li yıllarda Kral için birçok bale eserinin müziğini ve dansların keografisini hazırladı.1650. ja 1660. aastatel lõi Lully mitmeid ballette, kus koos autoriga astus üles ka kuningas ise.
Geleneksel mevlevi sufi müziğinin ustası ve Ney enstrümanının bilinen icrâcılarından biridir.Ta on tõeline džässmuusik, kes tunneb oma instrumendi võimalusi ja “nippe.”
Filmin caz tarzındaki özgün müziğini ise Lalo Schifrin bestelemiştir.Muuseumi kõige veidram eksponaat on Lucrezia Borgia juuksekihar.
Müziğin temposu çok sık değişmektedir.Tema muusika on tihti väga detailirikas.
Opera müziğine saplantılı derecede hayrandı.Muusika mõjuvõim üllatas mind tõeliselt.
Akabinde de müzik başladı-- bu arada, bu müzik buradaki müziğin aynısı, Aida/Zafer Marşı.Já agora, a mesma música que começa aqui, a Marcha de Aida.
Akabinde de müzik başladı-- bu arada, bu müzik buradaki müziğin aynısı, Aida/Zafer Marşı.До речі, та ж сама, що зачинає й тут: тріумфальний марш із опери "Аїда".
Akabinde de müzik başladı-- bu arada, bu müzik buradaki müziğin aynısı,아 그러고보니 이 곳에서도 시작할 때 나오는 음악이군요.
Akabinde de müzik başladı-- bu arada, bu müzik buradaki müziğin aynısı,la même musique qu'ici d'ailleurs
Akabinde de müzik başladı-- bu arada, bu müzik buradaki müziğin aynısı,אגב, אותה המוסיקה שמושמעת כאן בפתיחה,
Akabinde de müzik başladı-- bu arada, bu müzik buradaki müziğin aynısı,بالمناسبة، إنها نفس الموسيقى التي في البداية هنا
Akabinde de müzik başladı-- bu arada, bu müzik buradaki müziğin aynısı,凱旋行進曲です
Ama müziğin neden insanı titretme veya "ürpertme" yeteneği olduğu tam olarak anlaşılmış değildir.Cela n'est pas entièrement compris.
Ama müziğin neden insanı titretme veya "ürpertme" yeteneği olduğu tam olarak anlaşılmış değildir.Dar de ce are muzica capacitatea de a provoca frisoane nu este înțeles pe deplin.
Ama müziğin neden insanı titretme veya "ürpertme" yeteneği olduğu tam olarak anlaşılmış değildir.Dat is niet helemaal duidelijk.
Ama müziğin neden insanı titretme veya "ürpertme" yeteneği olduğu tam olarak anlaşılmış değildir.De hogy miért okoz a zene is libabőrt, még nem teljesen tisztázott.
Ama müziğin neden insanı titretme veya "ürpertme" yeteneği olduğu tam olarak anlaşılmış değildir.잘 이해가 가지 않습니다. "전율" 흥미로운 이론이 하나 있는데요,
Ama müziğin neden insanı titretme veya "ürpertme" yeteneği olduğu tam olarak anlaşılmış değildir.שזה נקרא לא מובן לגמרי. תאוריה מעניינת אחת מציעה

İlgili Sayfalar