müziğin ile cümle

müziğin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İyi Fransızca konuşur ve batı müziğinden hoşlanırdı.Hänellä oli hyvin kouluttautunut kielissä ja tunsi itämaista kulttuuria.
Melodisini Bulgar Müziğinde "Sadi Moma" dan alır.Kappaleen melodia on bulgarialaisesta kansanlaulusta ”Sadi moma bela loza”.
Küba ile özdeşleşen rumba tarzındaki Latin müzikle elektronik rock müziğini birleştirmiştir.Kuubasta tuotu rumba-musiikki on suosittua.
Videoda, Spears müziğin kölesi olarak tasvie edilmektedir.Kappaleen musiikkivideossa Spears on raskaana.
Bhutanlı bir müzikolog olan Jigme Drukpa, Bhutan müziğinin önde gelen müzisyenlerindendir.Bhutanilaisista muusikoista mainittakoon ainakin Jigme Drukpa.
2000 yılında gruptan ayrıldı ve tekrar müziğin içinde olmayacağına dair yemin etti.Vuonna 2014 antamassaan haastattelussa hän sanoi, ettei aio palata musiikin pariin.
Musa: Müziğin gücünü kullanır.Meillä on valta päättää, mihin käytämme musiikkia.
Pop rock, rock müziğin daha hafif, daha yumuşak ve ticari pop müziği andıran bir türevidir.Cool jazz kuulostaa bebopia hillitymmältä ja hiukan melodisemmalta.
Şarkının yapımında 1980'lerin elektro müziğinden esinlenildi.Kappale on voimakkaasti inspiroitu 1980-luvun elektronisen musiikin tuotannosta.
Kişilerin bağımsızlıklarını savunma çabaları bu tür müziğin etkinliğini artırmasında önemli pay sahibiydiler.Heidän aggressiivinen käytöksensä espanjalaisia kohtaan johtui ehkä tämän aseman suojelemisesta.
Müziğin değiştirilmesini ister.Musiikkiin on tehty muutoksia.
Barok periyodu boyunca, Slav ve Macar folk formları Avusturya müziğine geçti.Κατά τη διάρκεια της μπαρόκ περιόδου, σλαβικές και ουγγρική λαϊκές μορφές επηρέασαν την αυστριακή μουσική.
Marşın müziğini kimin yaptığı bilinmemektedir.Είναι ασαφές ποιος έγραψε τη μουσική.
Başka hiç kimsenin müziğine tercih etmem."Δεν χρειάζεται τα τραγούδια των άλλων.
Elektronik müziğin geleceğin klasik müziğini sağlayacağına inanmıştı.Πιστεύει ότι έτσι η μουσική που θα δημιουργηθεί θα είναι η αληθινή εθνική μουσική του μέλλοντος.
Aygün Kazımova Çağdaş Azerbaycan müziğinin yaratıcısı olarak kabul edilir.Αϊγκιούν Καζίμοβα θεωρείται ο δημιουργός της σύγχρονης μουσικής του Αζερμπαϊτζάν.
Jackson'ın 25 Haziran 2009'da ölümünden sonra, müziğinin de popülerliğinde artış meydana geldi.Μετά τον θάνατο του Τζάκσον, τον Ιούνιο του 2009, η μουσική του έγινε περισσότερο διάσημη.
Bu müziğin yaratıcısı Lil Jon'dur.Το τραγούδι παράχθηκε από τον Lil Jon.
Grup, Werner Herzog'un birçok filminin müziğini yapmıştır.Ενώ η διανομή της ταινίας έγινε από τη Werner Herzog Filmproduktion.
Müziğin merkezinde klavye bulunmaktadır.Υπάρχει ένας "δρόμος" στην μουσική.
Rock müziğine bayılıyor.Λατρεύει επίσης τη ροκ μουσική.
Müziğini Norbert Schultze 1938'de besteledi.Norbert Schultze satte musik til i 1938.
Jackson'ın 25 Haziran 2009'da ölümünden sonra, müziğinin de popülerliğinde artış meydana geldi.Efter Jacksons død i juni 2009, oplevede hans musik en eksplosiv vækst i popularitet.
Lady Gaga'nın fikri olan program, sanatçının hayatı ve müziğinin arkasındaki ilhamı konu alıyor.Programmet blev udtænkt af sangerinden Lady Gaga; det gennemgår Gagas liv og inspirationen bag hendes musik.
Ancak Howard Jones grubun müziğini beğenmedi.Eddie Jones er ikke vellidt af dramaafdelingen.
Giuseppe Verdi Macbeth liberettosunun müziğini hazırlamaya 1846-47 başladı.Verdi begyndte at komponere musikken til Macbeth i 1846-1847.
Bu ifade, müziğin yapımının ve tüketiminin bağlamını da içerir.Begrebet behandler således relationen mellem musikkens form og indhold.
Shakira şarkının sözlerini yazmış ve müziğini bestelemiştir.Božović skrev teksterne og komponerede musikken.
O müziğin dinleyicisi bulup dinliyor zaten.Han lever og ånder for sin musik.
Batı müziğinde her bir oktav 12 yarıtona ayrılmıştır.I vestlig musik er der tolv toner indenfor en oktav.
Klasik Türk müziğinde genelde bir şarkıdan önce yapılır.Et riff er som regel starten på en sang.
Müziğin altyapısı olarak da değerlendirilir.Beruselsen forstærker også værdsættelsen af musik.
Bu bağlamda Mozart'a "modern müziğin babası", Bach'a ise "modern piyano müziğinin babası" denilmiştir.I sin levetid blev Schütz tituleret som parens nostrae musicae modernae, dvs. "vor moderne musiks fader".
Esinini Norveç halk müziğinden alan bir besteciydi.Hans musik var inspireret af norsk folkemusik.
Filmin siyah beyaz görüntülerini Gianni Di Venanzo çekmiş, müziğini ise Giovanni Fusco yapmıştır.Filmet blev filmet i sort-hvid af Gianni di Venanzo og har et lydspor af Nino Rota.
Başka hiç kimsenin müziğine tercih etmem."Vi vil ikke ta noen andres pris».
Filmin müziğini ise Nino Rota yapmıştır.Filmmusikken ble skrevet av Nino Rota.
Hades'te kraliçe olan "Proserpina" Orfe'nin müziğinden çok etkilenmiştir.Proserpina, dronningen av Hades, lar seg påvirke av musikken til Orfeus.
Jackson'ın 25 Haziran 2009'da ölümünden sonra, müziğinin de popülerliğinde artış meydana geldi.Jackson døde etter å ha fått hjertestans 25. juni 2009 under forberedelsene til sin konsertserie This Is It.
Oyunbaz bir tanrıdır ve müziğin ruhunu temsil eder.Han fremstilles som en luring og representerer også musikkens sjel.
Bu müziğinin blues tarzına yakın olduğunu belirtir.Hans versjon er i blues stil.
Filmin özgün müziğini Walter Scharf yapmıştır.Walter Scharf bearbeidet musikken fra musikalen.
Bu bağlamda Mozart'a "modern müziğin babası", Bach'a ise "modern piyano müziğinin babası" denilmiştir.I sin levetid ble Schütz titulert som parens nostrae musicae modernae, dvs. «vår moderne musikks far».
Roma müziği büyük ölçüde Yunan müziğine dayanıyordu ve Roma hayatının birçok alanında önemli bir rolü vardı.Gresk kultur hadde mektig innflytelse på Romerriket, som bar en versjon av den til mange deler av Europa.
Bence, müziğin dinleyici tarafı da böyle hissediyor.Det samme synet fortolker også kirkens rolle.
Elektro house, house müziğin daha sert biçimi.Electro house er en musikksjanger som er underordnet housemusikk.
Müziğinde hip hop, drum and bass ya da reggae gibi farklı türlerin etkileri bulunur.Musikalsk er hun også påvirket av blant annet marokkansk musikk, drum and bass og reggae.
İyi Fransızca konuşur ve batı müziğinden hoşlanırdı.Ia amat menyukai dan mencintai musik serta menguasai Bahasa Prancis.
Bu festival Sayan yüzüğü (Саянское кольцо) denilen etnik müziğin festivaldir.Festival musik etnis ini disebut Sayan Ring (Саянское кольцо).
Filmin özgün müziğini Georges Auric bestelemişti.Musik filmnya digubah oleh Georges Auric.
Kendini geliştirme, Perry'nin müziğindeki ortak bir temadır.Pemberdayaan diri adalah tema biasa dalam musik Perry.
Foster, Calgary, Alberta'da düzenlenen 1988 Kış Olimpiyatları için "Winter Games" tema müziğini besteledi.Foster mengerjakan komposisi lagu tema Winter Games, untuk Olimpiade Musim Dingin 1988 di Calgary, Alberta.
Geleneksel Fas müziğine hayran olmuştur.Mars juga mengagumi musik klasik.
Eski Yunan Felsefesinde müziğin etkisi yoğun olarak görülür.Pengaruh musik kuno jelas terdengar.
Hauschka ve Dustin O'Halloran filmin müziğini besteledi.Musik pengiring untuk film ini ditata oleh Hauschka dan Dustin O'Halloran.
Filmin özgün müziğini Makedonya'lı grup Anastasia yapmıştı.Musiknya dibuat oleh grup musik Anastasia.
Şarkının müziğinin zaman işareti 4/4 ve tonu minör.Sebagian besar lagu dangdut tersusun dari satuan delapan birama 4/4.
Müziğin tüm formlarını onlardan öğrendim.Musikolog mempelajari semua jenis musik.
Filmin özgün müziğini Jerry Goldsmith yapmıştır.Jerry Goldsmith menangani musik latar belakang film ini.
Zubin, çocukluğunda klasik batı müziğinden etkilendi.Ketika masih kecil, Joy tertarik pada musik trot modern.

İlgili Sayfalar