müziğin ile cümle
müziğin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Grup ayrıca atmosferik elementleri ve enstrümantal parçaları da müziğine dahil etmiştir.Os franceses também tem sido conhecidos por incorporar elementos atmosféricos e instrumentais em sua música.
Gitarı Hint klasik müziğinde enstrüman olarak popülerleştirdi.Ele popularizou o instrumento na música clássica da Índia.
Sanat müziğine önem verdikleri müzik sevdalarından bellidir.Eles são tão dedicados um ao outro quanto à música que criam.
1960'lı yıllardan başlayarak yüzlerce filmin müziğini bestelemiştir.Escreveu centenas de textos para discos de jazz desde o princípio da década de 1950.
Buna neden Antonia hikayesinin müziğinin daha gösterişli olmasıdır.É maravilhoso como Martin monta a história.
Filmin müziğini ise Nino Rota yapmıştır.A trilha sonora do filme foi composta por Nino Rota.
İkisi de punk rock müziğinden hoşlanmaktadır, bu yüzden ikisi kısa zamanda iyi arkadaş oldular.Eles tinham o mesmo gosto musical e logo eles se tornaram bons amigos.
Ödülün kendisi Yunan mitolojisinde müziğin ilham perisi olan Euterpe'nin bronz bir heykelidir.O prémio em si é uma escultura em bronze de Euterpe - a musa grega da música.
Komşuların sıkça davet edildiği, müziğin eksik olmadığı bir evde büyüdü.Várias músicas de D'eux apareceram na coletânea On ne change pas.
Akustik müzik yapan kişiler, müziğin sesini elektronik amfilerle arttırırlar.Entres outros, sendo em que o ritmo das músicas são batidas eletrônicas.
Ayrıca halk müziğinde pek çok türkü bu makamdadır.Na realidade são muito tipos de música envolvidos neste pais.
Notaların eşzamanlı çalınmıyor oluşu ezgisel bir müziğin ortaya çıkmasını sağlar.O interessante foi ouvir dela que não há nenhum fato sobrenatural que a levasse a compor esta canção.
Leonard yüksek tempolu şarkının müziğini bestelerken, Madonna melodiyi ve sözleri hazırladı.Leonard compôs a música da canção uptempo, e Madonna providenciou a melodia e a letra da canção.
Arjantin halk müziğinin en önemli sanatçılarındandır.É uma das mais influentes musicas da Argentina.
Oyunun müziğini Tahsin İncirci bestelemiştir.A direção de arte do jogo é esplêndida.
Ses sanatçıları şarkılarını müziğin üzerine söyler.Os sons dos espirituais ainda remanescem na sua música.
Müzik gerek sivil gerek askerî müzikte sanat müziğinden hafif müziğe çevrilir.Dessa maneira, a música popular deveria tornar-se o veículo de dissensão política.
Vokal yeteneğini överek "Pop müziğin muazzam seslerinden biri ve beraber şarkılar yapmaya başlayacağız," dedi.E supostamente deveria conter a versão original da música "And Then We Kiss".
Orada Avrupa modern klasik müziğinin bazı önemli avangart bestecileri ile bağlantılar kurdu.Deve-se a ele o fato de muitas composições de música europeia terem chegado até a nós.
Eubie Blake, onu ''Müziğin Martin Luther King'i'' olarak çağırmıştır.Door Eubie Blake werd hij de "Martin Luther King van de muziek" genoemd.
Geldof rock müziğin renkli bir sözcüsü olarak yükseldi.Geldof werd al snel een kleurrijke woordvoerder voor de rockmuziek.
Silvestri, filmin ilk gösteriminden iki hafta önce özgün müziğini kaydetmeye başladı.Silvestri nam de muziek twee weken voor de eerste preview van de film op.
Rock müziğine bayılıyor.Hij houdt van rockmuziek.
Şarkı, ağırlıklı olarak New Wave müziğinin etkisindedir.Hun muziek kan onder new wave gecategoriseerd worden.
Bu albümdeki "Die Tomorrow" adlı bir başka şarkı da Pro Evolution Soccer 2011 oyun müziğinde kullanıldı.Een andere song "Die Tomorrow" werd gebruikt in de soundtrack van Pro Evolution Soccer 2011.
Müziğin asıl önemli özelliklerinden biri de çoğunlukla afro-amerikan'lar tarafından yapılmasıdır.De muziek wordt voornamelijk door Afro-Amerikanen gemaakt.
Gösteri müziğinin tamamı Jeremy Zuckerman ve Benjamin Wynn'den oluşan "The Track Team" tarafından bestelendi.De muziek in de serie is geheel gecomponeerd door Jeremy Zuckerman en Benjamin Wynn.
Folk metalin tarzı heavy metal ile halk müziğinin birleşimidir.Folkmetal is een muziekstijl waarbij volksmuziek wordt samengevoegd met heavy metal.
İtalyan müziğinin etkileri görülür.De oorsprong ligt in de Italiaanse muziek.
Bu tarz çoğu kez house müziğin akustiği gibi hissedilebilir ancak bu daima geçerli değildir.Soms is de muziek religieus van aard, maar dit is niet altijd het geval.
Filmin özgün müziğini Georges Auric bestelemişti.De muziek werd gecomponeerd door Georges Auric.
Orta tempolu bir R&B şarkısı olan "Party", 1980'lerin funk ve soul müziğinden izler taşımaktadır.Party is een mid-tempo R&B nummer dat invloeden heeft van '80 en '90 jaren funk en soul muziek.
Beatles ve Bob Dylan‘dan esinlenerek, o kendi müziğini ve beste yapmaya başladı.Met name The Beatles en Bob Dylan vond hij interessant.
1980 dönemi, Rock müziğin önemli bir dönemidir.In de jaren zeventig bereikt de Haagse rockmuziekcultuur een hoogtepunt.
Sanatın ve müziğin tadını almıştı, ki bunlar hemen hemen bir aile mirasıydı.De keizer was een liefhebber van muziek en de kunsten, en een groot bewonderaar van de Arabische cultuur.
Bu müziğin yaratıcısı Lil Jon'dur.De track is geproduceerd door Lil' Jon.
Türk müziğinin önemli şahsiyetlerinden birisidir.Hij is één van de voornaamste vertolkers van Turkse volksmuziek.
Bu adaptasyon, zengin bir Balkan şehir müziğini ortaya çıkarmıştır.Bij dit orkest combineert hij Balkanmuziek met jazz .
Bu dinin ilahileri daha sonraları Jamaika'da reggae müziğine kaynaklık etmiştir.In Jamaica maakte ze kennis met de reggae-muziek.
Bölüm, Britney Spears müziğine adanmış ikinci Glee bölümüdür.Deze aflevering is Glee's tweede aflevering gewijd aan de muziek van Britney Spears.
Filmin özgün müziğini Walter Scharf yapmıştır.De muziek van de film werd gecomponeerd door Walter Scharf.
Sanatçı ses tonuyla "müziğin kıkırdayan kızı" olarak bilinirdi.Het is gebaseerd op zijn novelle "The Boy who Heard Music".
Ben ise klavyemle onların müziğine tecavüz ediyorum.Dit doet hij door klanken te associëren met zijn muziek.
Bence, müziğin dinleyici tarafı da böyle hissediyor.Zo voelen wij ook over muziek.
Bu jenerik müziğini On İkinci Doktor'u oynayan Peter Capaldi çalmıştır.De elfde Doctor werd gespeeld door Matt Smith De twaalfde doctor wordt gespeeld door Peter Capaldi.
Ladytron, müziğini "elektronik pop" olarak tasvir etmiştir.Ladytron opisuje swoje brzmienie jako "elektroniczny pop".
Her yaştan hayranı onun şarkı söyleyişini, dans edişini görmek ve geçmişin müziğini tatmak için oradaydı.Fani w każdym wieku przychodzili by zobaczyć ją śpiewającą i tańczącą i poczuć smak muzyki przeszłości.
Bu albümdeki "Die Tomorrow" adlı bir başka şarkı da Pro Evolution Soccer 2011 oyun müziğinde kullanıldı.Inny utwór, „Die Tomorrow", został wykorzystany w ścieżce dźwiękowej gry Pro Evolution Soccer 2011.
Musa: Müziğin gücünü kullanır.Wierzy on w magiczną moc muzyki.
Başka hiç kimsenin müziğine tercih etmem."Nie wszystkim musi się podobać moja muzyka”.
Filmin caz tarzındaki özgün müziğini ise Lalo Schifrin bestelemiştir.Twórcą charakterystycznego motywu muzycznego był Lalo Schifrin.
1919’da yeni müziğin icrası için bir topluluk kurdu.W 1938 założył Society for Forgotten Music.
O müziğin dinleyicisi bulup dinliyor zaten.Tego właśnie chcę słuchając muzyki.
Ben ise klavyemle onların müziğine tecavüz ediyorum.To właśnie próbuję zrobić z moją muzyką.
Onun sadece müziğinden değil hayat tarzından da etkilenmiştir.Nie tylko muzyczne, ale także te życiowe.
Müziğin temposu çok sık değişmektedir.Nagle muzyka zmienia się.
Filmin müziğini ise Nino Rota yapmıştır.Oryginalną muzykę napisał Nino Rota.
Rock müziğin, alternatif rock adlı alt türünde sıklıkla kullanılır.Indie rock niekiedy określa się jako podgatunek rocka alternatywnego.
Adı, Dr. Jivago filminin müziğinden esinlenerek konmuştur.Motyw ten pojawił się również w muzyce do filmu Doktor Żywago.
Deep house, house müziğin bir alt tarzıdır.Tworzą muzykę w stylu house deep house.