müslümanlar ile cümle
müslümanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Gezi Parkı'ndaki gruplardan İhsan Eliaçık yönetimindeki Antikapitalist Müslümanlar dua etti.Les musulmans anticapitalistes ont également organisé des prières collectives sur le parc Gezi.
Müslümanlar, Kur'an'ın Tanrı'dan inen son kitap olduğuna ve önceki kitapları tamamladığına inanırlar.Les ariens pensent, eux, que le Père est antérieur au Fils et au Saint Esprit et qu’il est donc leur créateur.
Muslümanların oranı 20.44% dür.UNR : 20,44 %.
Peçeyi sadece Müslümanlar giymiyordu.Le larike n'est utilisé que par les musulmans.
15. yüzyılda Müslümanlar, Malezya halkının çoğunu oluşturdu.Au XVe siècle, ils constituent déjà la majorité de la population.
Dolayısıyla Müslümanlar, bu duruma çok üzülmüşlerdi.De ce fait, la communauté musulmane, s'y est fortement développée.
Bazı yerli Müslümanlar da ekmek, üzüm ve para vererek yardımda bulundular.Quelques Musulmans de la ville viennent à leur aide en distribuant du pain, du raisin et quelques monnaies.
Bu zamanlarda Müslümanlar Yahudiler gibi Kudüs yönüne dönüp dua ediyorlardı.Initialement les musulmans priaient en direction de Jérusalem.
(Türkistan Müslümanları Komitesi).(Musée égyptologique de Turin).
Müslümanlara yapılan işkencelerden Ümmü Eymen de nasibini almış ama hiçbir zaman dininden taviz vermemişti.Malik, le gardien de l'enfer, est nommé dans le Coran, et ne sourit jamais à cause de sa création.
Abu Musa Ashaari, yanında bulunan Müslümanlarla birlikte onun cenaze namazını kıldı.C'est en ce lieu que Dieu révéla la Torah à Moïse, que les Juifs appellent Notre maître (Moshe Rabbenou).
"Bu zaman boyunca Müslümanlar tüm Akdeniz'in kontrolünü ele aldılar.Les communistes ont tenté, par le passé, de prendre le contrôle de tout le métro.
Müslümanlar ve Hıristiyanlar ölülerini gömerler.Les auteurs ont séparé musulmans et chrétiens, pour ne tuer que ces derniers.
Bu fabrikanın normal bira üretmesine ek olarak muhafazakâr Müslümanlara yönelik alkolsüz bira da üretir.Elle produit également de la bière sans alcool pour la clientèle musulmane.
Köyün ilk defa hristiyanlar tarafından kurulduğu, daha sonra müslümanların yerleşmiş.Au Moyen Age, la région a été occupée par les musulmans puis par les chrétiens.
Din İşleri Dairesi Müslümanların dinî ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmaktadır.Ils vont chercher les voix des musulmans du département.
Bu nedenle de tüm Müslümanlar için çok değerlidir.Il est de ce fait très usité parmi les musulmans.
Burada Hristiyanlar ile Müslümanlar eşit konuma getirildi.En Afrique, les chrétiens font désormais jeu égal avec les musulmans.
Müslümanlar arasında ise genelde konu tartışmaya açılmamıştır.Les musulmans ne consentirent jamais à s'en chausser.
Sünni Müslümanlar için Kudüs üçüncü en kutsal şehirdir.Bethléem est la troisième ville sainte du judaïsme.
Bu hüküm müslümanlara karşı kullanılmıştır.Le droit musulman est appliqué aux parties musulmanes.
1492'de Müslümanların son kalesi Granada Krallığı yıkıldı.En 1492, le royaume de Grenade, dernier Etat musulman d'Espagne est vaincu.
Çin'de Müslümanlar.Islam in China.
Bunlardan birisi gayrimüslim, üç tanesi ise Müslümanlara ait olduğu anlaşılmaktadır.Aucun de ceux-ci ne s'est couché, seulement trois d'entre eux sont sortis de leurs rails.
Şehir 651'de Arap Müslümanlar tarafından alındı.Occupée par les Arabes en 651.
Böylece Sırp güçlerinin, Bosnalı Müslümanlara saldırması engellenmeye çalışılmıştır.Les tâches principales étaient de procéder à des attaques contre les Musulmans bosniaques.
Şimdi Müslümanlar çoğunlukta.Ils sont musulmans pour la plupart.
İlk Fitne döneminde Müslümanlar arasında başgösteren ayrılıklara ve mücadelelere karışmamaya çalıştı.Il croyait que la première étape importante était la lutte contre la confusion régnant chez les musulmans.
Müslümanlar Jesus'ı ''İsa'' olarak adlandırırlar.Los musulmanes llaman Isa a Jesús.
Ancak bugün nüfusun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturmaktadır.Hoy, la mayoría de sus habitantes son criadores.
(Ey Müslümanlar!)Ye onitemachtih (habré instruido).
Ey Müslümanlar, rahatlamayın!¡Oh musulmanes, no se sientan cómodos!
'Siz onlara hakim olacaksınız' - Müslümanları kim Yahudilere hakim kılacak?¿Queréis, pues, que os ponga en libertad al rey de los judíos?».
Antlaşma şartlarına göre Kudüs Müslümanların kontrolünde kalacaktı.Según los términos del acuerdo, Jerusalén permanecería bajo control musulmán.
Müslümanların ibadetlerinde ve işlerinde uyacakları bir yol göstermiştir.Guion y dirección Los intocables de Eliot Ness (The Untouchables).
Yahudi ve Hristiyanların ödediği vergi Müslümanlara oranla 5 katı fazlaydı.La tasa de impuestos para judíos y cristianos fue 5 veces mayor que para los musulmanes.
Özellikle günümüz İsrail topraklarında yaşayan Müslümanlarla da sorunlar yaşandı.También hubo conflictos con los musulmanes, especialmente en el área del actual Israel.
Dünya'daki bütün Müslümanlar, nerede olurlarsa olsunlar, namazlarını Kâbe'ye dönerek kılarlar.Sólo atacan a unidades de tierra, y se invocan en el Acceso.
İlçede Müslümanlara ait koğuşlar bulunmaktadır.Allí espero por los musulmanes.
Urdu dilini konuşanlar çoğunlukla Müslümanlardır.En su mayoría son musulmanes.
Müslümanlar, Muhammed'in eşlerini bir saygı ifadesi olarak "Mü'minlerin anneleri" olarak ifade ederler.Los musulmanes se refieren a ellas como "Madres de los Creyentes".
Çin'de Müslümanlar.Musulmanes de China.
Müslümanlar ise kendileriyle birlikte Kureyş kabilesini yanına aldı.Bien al contrario, se unieron a ellos.
Müslümanlar Habeşistan'a Hicret ettiler.Los musulmanes están en contra de la eutanasia.
Müslümanlar ataklarını şiddetlendirdiler ve düşmanın boynuna ilmiği geçirdiler.Los musulmanes emplearon la noche en cercar al enemigo.
Bu olay müslümanların haçlılara karşı birleşmesinde tarihi dönemeçlerden birisi olmuştur.Esto fue alguna vez una práctica común entre vampiros.
Şiirler söyleyerek Kureyşlileri Müslümanlara karşı kışkırttı.Sostuvo que eran sediciosos los que promovían la lucha entre musulmanes.
Almanya'daki Müslümanlar: "Euro-İslam"ın öncüleri mi?How many muslims live in Austria (en inglés) Euro Islam.
İşgal İstanbul'da Ermeniler ve Müslümanlar arasında çatışmalara yol açtı.En la Guerra Civil de Sri Lanka ha habido luchas entre hindúes y musulmanes.
Babür, Hindistanlı Müslümanlar, Pakistan ve Bangladeş tarafından da benimsenmektedir.Hay también musulmanes árabes nativos o procedentes de Pakistán e India.
1492'de Müslümanların son kalesi Granada Krallığı yıkıldı.En 1374 cae en manos de los nazaríes del Reino de Granada.
Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar ikinci şehirde yaşarlar.Judíos, Cristianos y Musulmanes en la España medieval.
Hıristiyanların da dahil olduğu gayr-i Müslimler, Müslümanlardan daha fazla vergi veriyorlardı.No obstante, aquellos que eran cristianos debían pagar impuestos más altos que los musulmanes.
Kur'ancı Müslümanlar Kur'an merkezli İslâm'ı savunan bâzı guruplardır.Los coranistan rechazan la interpretación de las promesas de Alá en el Coran.
Müslümanlar ve gayrimüslimler rahat içinde yaşadılar.Disidentes y anglicanos vivían juntos en armonía.
Babasının Müslümanlara karşı uyguladığı ağır baskıyı kaldırdı.A sus pies colocó el pendón arrebatado a los musulmanes.
Müslümanlar ve Hıristiyanlar ölülerini gömerler.Tanto cristianos como musulmanes resultan muertos.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.La oración o salat es el precepto según el cual los musulmanes deben orar regularmente cinco veces al día.
Bir zamanlar köy nüfusunun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturmaktaydı.En general, mostraba a grupos de personas como musulmanes.
Büyük bir bölümü Müslümanlığı benimseyen bu tutsaklar daha sonra Yeni Müslümanlar olarak anıldı.Al parecer es de origen musulmán con algunos aditamentos posteriores.