müslümanlar ile cümle
müslümanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Ale praktikují jej i nemuslimské komunity v severní Africe --
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Csak az észak-afrikai muszlim országokban, másutt nem.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.De moslims in Noord-Afrika, niet op andere plekken.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Họ đến từ Bắc Phi, chứ không phải những nơi khác.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.I Musulmani in Nord Africa, non in altri posti.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.다른 곳이 아닌 북아프리카의 이슬람교도가요.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Les Musulmans d'Afrique du Nord, et nulle par ailleurs.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Los musulmanes del norte de África, no en otros lugares.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Moslimovia v severnej Afrike, inde nie.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Muslim di Afrika Utara, bukan di tempat lain.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Muslime in Nordafrika, nicht an anderen Orten.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Muslimer i Nordafrika, ingen annanstans.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Musulmanii din Africa de Nord, nu și din alte părți.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Muzułmanie w północnej Afryce, w żadnym innym miejscu
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Οι μουσουλμάνοι όμως στη Βόρειο Αφρική, όχι σε άλλα μέρη.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Мусульмане в Северной Америке, но не в других местах.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Мусульмани у Північній Африці і ніде більше.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.Мюсюлманите в Северна Африка, не на други места.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.המוסלמים בצפון אפריקה, לא במקומות אחרים.
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.وليس فحسب المسلمين في شمال افريقيا يقومون بهذا ..
Kuzey Afrika'daki Müslümanlar, başka yerlerdekiler değil.しかし、北アフリカでは、イスラム教徒だけではなく
Malcolm her zaman " Müslümanlar hiç bir zaman haklarını aramaktan vazgeçmezler" derdi.말 콤 했다 항상 있다, "이슬람교도 하지 않습니다 다시 아래로."
Malcolm her zaman " Müslümanlar hiç bir zaman haklarını aramaktan vazgeçmezler" derdi.Malcolm sagte immer: "Muslime machen keine Rückzieher."
Museviler'den, Müslümanlar'dan, Hristiyanlar'dan birçok rapor alıyordum.유대인, 무슬림, 크리스챤 분들도 마찬가지입니다.
Museviler'den, Müslümanlar'dan, Hristiyanlar'dan birçok rapor alıyordum.רבנים יהודים, מוסלמים, נוצרים -- כל מי שכתבו,
Museviler'den, Müslümanlar'dan, Hristiyanlar'dan birçok rapor alıyordum.الحاخامات اليهود والمسلمين والمسيحيين -- الجميع في كتابة،
Museviler'den, Müslümanlar'dan, Hristiyanlar'dan birçok rapor alıyordum.マンボウの命に対する愛で結びついています
Müslümanlar adına konuşmamıştır. Bu yorumlar kendine aittir ve Müslümanlar'ın tümüne ait değildir.Auparavant, j'étais en prison.
Müslümanlar adına konuşmamıştır.존 F. 케네디입니다.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.C'est une guerre sainte contre les musulmans.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Det är ett heligt krig mot muslimer.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Đó là chiến tranh tôn giáo chống lại người Hồi.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Es ist ein heiliger Krieg gegen Moslems.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Es una guerra santa contra los musulmanes.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.É uma guerra santa contra os muçulmanos.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.E' una guerra santa contro i musulmani.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.E un război sfânt împotriva musulmanilor.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Ez szent háború a muszlimok ellen.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Het is een heilige oorlog tegen moslims.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Ini adalah perang suci melawan Muslim.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Je to božia vojna proti Moslimom.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Je to svatá válka proti Muslimům.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.To święta wojna przeciwko muzułmanom.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Това е свещена война срещу мюсюлманите.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.Это священная война против мусульман.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.זו מלחמת קודש נגד מוסלמים.
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.إنها حرب مُقدسة ضد المسلمين .
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.彼らは侵略と征服を行い 資源を持ち出す
Müslümanlara karşı yapılan kutsal savaş.이것은 이슬람교도들에 대한 성전(聖戰)입니다.
Müslümanlar, Avrupa'ya bir örnek olarak bakarken, bağımsızlardı, kendilerine daha fazla güveniyorlardı.이슬람교도가 유럽을 직시하고 있던 19세기에 그들은 독립적이고 보다 자신감이 있었습니다.
Müslümanlar, Avrupa'ya bir örnek olarak bakarken, bağımsızlardı, kendilerine daha fazla güveniyorlardı.כשמוסלמים הסתכלו אל אירופה בתור דוגמא, הם היו עצמאיים, יותר בטוחים בעצמם.
Müslümanlar, Avrupa'ya bir örnek olarak bakarken, bağımsızlardı, kendilerine daha fazla güveniyorlardı.عندما كان المسلمون ينظرون الى اوروبا كمثال يمكن الاقتداء به فيما يتعلق بالاستقلالية و الثقة بالنفس
Müslümanlar, Avrupa'ya bir örnek olarak bakarken, bağımsızlardı, kendilerine daha fazla güveniyorlardı.イスラム教徒は自立しており、今よりも自身に自信を持っていました。 20世紀初頭には、オスマントルコの終焉とともに、
Müslümanlar birbirini öldürür.Die Muslime töten sich gegenseitig
Müslümanlar birbirini öldürür.I Musulmani si uccidono tra di loro.
Müslümanlar birbirini öldürür.Los musulmanes se matan unos a otros.
Müslümanlar birbirini öldürür.Orang2 Muslim berbunuhan sesama mereka.
Müslümanlar birbirini öldürür.Мусульмане убивают друг друга.
Müslümanlar bunu benimsediler ve dinlerinin bir parçası hâline getirdiler.A to je jen jeden příklad mnohem většího fenoménu.
Müslümanlar bunu benimsediler ve dinlerinin bir parçası hâline getirdiler.Đạo Hồi đã chọn và thu nạp phong tục đó thành một phần trong đạo của mình.