münakaşa ile cümle
münakaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.56
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ben münakaşaya karıştım.I was involved in the quarrel.
Onlar münakaşaya karışmak istemediler.They did not wish to become embroiled in the dispute.
Onlar dün bir münakaşa ettiler.They had a spat yesterday.
Neredeyse her gün münakaşa ederim.I argue almost every day.
Hiç münakaşa istemiyorum.I don't want any hassles.
Tom ve Mary münakaşa etmeye başladılar.Tom and Mary began to argue.
Önde kim oturacak diye münakaşa ediyorlardı.They were arguing about who should sit in front.
Hakkında münakaşa etmeye değmez.It's not worth arguing about.
Ne hakkında münakaşa ettiler.What did they argue about?
Hiçbir münakaşa hayrına bitmez, bir noktada illa ki tekrar su yüzüne çıkar.No controversy is ever over for good. It will always resurface at some point.
Münakaşa etmek kimseye bir şey kazandırmamıştır.Arguing never got anyone anywhere.
Şimdi siz, mâbeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz.From hence that thou mayst profit make, Do him for thine example take.
Bir münakaşadır gidiyor.He conflicts.
Sonunda sadece resmi görevlilerle münakaşa ettikten sonra tekrar bisikletlerine binmeye başladılar.Eventually they started riding again, but only after arguing with officials.
Timon'un yanına tekrar gelen Apemantus, onunla çok sert bir münakaşaya girişir.A more intimate visit to Mabinay will indeed take you to her bosom.
Şüphe yok ki cehennem ehlinin, birbirleriyle şu münakaşaları, gerçektir.This contending of the inmates of Hell will surely be real.
En yüce melekler topluluğu, münakaşa ederlerken benim hiçbir bilgim yoktu.I had no knowledge of the higher Assembly when they discussed it among themselves.
Hala münakaşa mı edersiniz gördüğü şeyleri?Will you dispute with him what he saw?
Eğer seninle münakaşa ve mücadeleye girişirlerse: "Allah yaptığınızı çok iyi bilmektedir" de.If they argue with you, tell them: "God knows well what you are doing.
"Münakaşa ederlerken, benim melekler yüksek topluluğuna ait ne bilgim olabilirdi?"I had no knowledge of the higher Assembly when they discussed it among themselves.
Kıyamet hakkında münakaşa edenler, haktan ve gerçekten çok uzak, derin bir sapıklık içindedirler.Surely those who are in doubt about the Hour are wandering far astray.
Bunu, sırf bir münâkaşa olsun diye sana misal verdiler.They say this only for disputing.
Şimdi siz kalkmış da onun gördükleri hakkında şüphe edip kendisiyle münakaşa mı ediyorsunuz?Will you dispute with him what he saw?
Bunu, sırf bir münâkaşa olsun diye sana misal verdiler. Zaten onlar kavgacı bir toplumdur.They did not say this to you except to unjustly argue; in fact they are a quarrelsome people.
Eğer onları sana çok gösterseydi, elbette çekinecek ve bu iş hakkında münakaşaya girişecektiniz.Had He made them appear as many, you would have lost heart, and disputed in the matter.
Aynı zamanda tıp alanındaki münakaşalara da nezaret etmiştir.At the same time, he also supervised the disputations in the field of medicine.
Gerçekle birlikte yüzleşme münakaşası: Kültürü göz önünde bulundurarak: Sosyal üçüncü.Facing reality together discussion: With culture in mind: The social third.
Şimdi siz, mâbeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz.(Bildet euch aber auf eure vornehme Abstammung nicht zu viel ein!)
Don Alvaro ve Kont Libenskof birbirleriyle münakaşa etmeye baslarlar.Don Alvaro und Conte di Libenskof kommen hinzu.
İlim ve meclis sohbetlerine katılarak bazı Ehl-i Sünnet alimleriyle ilmi münakaşalarda bulundu.Und dann der Regen und Kleine wahre Lügen hatten auf der offiziellen EFA-Auswahlliste gestanden.
Kara Athena, akademik toplumda öfkeli bir münakaşayı ateşledi.Die Leipziger Disputation sprengte die Form einer akademischen Veranstaltung.
Şimdi siz, mâbeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz.Respetad vuestra alianza con ellos durante el plazo convenido.
Mary ile olan görüşme münakaşa ile noktalandı.Разговор с Мэри закончился ссорой.
Sûfîlerle yaptığı münakaşaları, ilk defa Pîr Sivas Efendi'yle tartıştığında dikkat çekti.В первый раз мы видим его, когда он совершает сделку с Имадом Аль-Дином.
Şimdi siz, mâbeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz.Ликуйте же от выгодного торга, Который с Ним вы заключили!
Kara Athena, akademik toplumda öfkeli bir münakaşayı ateşledi.Отставка Квартаэрта вызвала скандал в академической среде.
Bir münakaşadır gidiyor.Намечается спор.
Şimdi siz, mâbeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz.(يا أيها الكافرون) ناداهم بحقيقتم، ووصفهم بصفتهم.
Şimdi siz, mâbeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz.Belijdt daarom elkander uw zonden en bidt voor elkaar, opdat gij genezing moogt vinden.
Bir münakaşadır gidiyor.Dochodzi do sprzeczki.
Bir münakaşadır gidiyor.Зав'язується суперечка.
Bir münakaşadır gidiyor.Ακολουθεί λογομαχία.
Trol, İnternet'te insanların keyfini kaçırmak ya da münakaşa başlatmak için tohum ekmeye çalışan kişi..Τρολ είναι αυτός που έχει σκοπό να κάνει κακό σε μια διαδικτυακή κοινότητα, προκαλώντας αναταραχή.
Timon'un yanına tekrar gelen Apemantus, onunla çok sert bir münakaşaya girişir.Hæren som Hannibal kom tilbake med er gjenstand for mye debatt.
Şimdi siz, mâbeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz.Menangislah disebabkan kekhilafan yang kamu lakukan, wahai Ibnu `Imran.”
Şimdi siz, mâbeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz.(例)duに対して Leg(e) dich hin!
"Getirdiğiniz şey her ne ise, onu aranızda eşit bir şekilde paylaşın, herhangi bir münakaşa istemiyorum" dedi.彼女は仕事で忙しかったため「それが何であっても、均等に分け合い、そのことで喧嘩をしてはなりませぬよ」と言った。
Şimdi siz, mâbeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz.请为游子吟,泠泠一何悲。
Şimdi siz, mâbeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz.삼가 사관을 써서 백관이 축하할 수 있도록 허하여 주십시오.”
Bir münakaşadır gidiyor.Последва спор.
Khufu'nun ölümünden sonra oğlu Djedefra (2528–MÖ 2520) ve Khafra (2520–MÖ 2494) münakaşa etmiş olabilirler.Nakon njegove smrti moguće je da su njegovi sinovi Džedefra (2528. pp.
Bir münakaşadır gidiyor.Kilo ginčai.
Evet, tartışmalar, çekişmeler ve münakaşalar oldu.그리고, 네, 엄청난 충돌과 토론과 논쟁이 있었습니다.
Evet, tartışmalar, çekişmeler ve münakaşalar oldu.אמנם היו הרבה עימותים, דיונים
Evet, tartışmalar, çekişmeler ve münakaşalar oldu.وبالفعل، كان هنالك الكثير من الصراع والنقاش
Evet, tartışmalar, çekişmeler ve münakaşalar oldu.討論が交わされましたが それは同時にそこにいる皆の