mümkün ile cümle

mümkün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
İçme suyunda klor, kurşun ya da benzer kirletici madde bulunması mümkün.It's possible that the drinking water has chlorine, lead, or similar contaminants in it.
Çamaşır makinesini onarmak mümkün müdür?Is it possible to repair the washing machine?
Onlar mümkün olduğu kadar çok sayıda insan yakalardı.They would capture as many people as possible.
Mümkün olan en güçlü adayı bulmalıydılar.They had to find the strongest candidate possible.
Grant'ın çok para kazanması asla mümkün olmamıştı.Grant had never been able to make much money.
Üç adam mümkün olduğunca uzun savaştı.The three men fought as long as possible.
Mümkün olduğu kadar açıkça kendini ifade et.Express yourself as clearly as possible.
Avrupa'da bir iş bulmak, zor, ama mümkündür.In Europe it is difficult, yet possible, to find a job.
Mümkün olduğunca ondan kaçındı.She avoided him whenever possible.
O, mümkün olduğunca ona yakın durdu.She stood as close to him as she could.
O, onun mümkün olan en kısa sürede onunla iletişim kurmasını istiyor.She'd like him to get in touch with her as soon as possible.
Hiçbir şey söylemeden uzun bir süre konuşmak mümkündür.It is possible to talk for a long time without saying anything.
O, nasıl mümkün oldu?How was that possible?
Bir kentte fark edilmeden geçebilirsin, ancak bir köyde bu mümkün değil.You may be able to pass unnoticed in a city, but in a village that's not possible.
Mümkün olsa sadece hafta sonlarında çalışabilir miyim? Elbette, çalışırım.Would I only work on weekends if I could? Of course, I would.
Benim bir yerli konuşmacı gibi ses çıkarmamın mümkün olacağını hiç düşünüyor musun?Do you think it's possible for me to ever sound like a native speaker?
Sürücü sınavını geçebileceğimin mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that I'll be able to pass my driving test.
Bir yerli konuşucu gibi görünmek istiyorsan, mümkün olduğunda yerli konuşucuları dinle.If you want to sound like a native speaker, listen to native speakers whenever possible.
Yeşil fasulyeyi çiğ yemek mümkündür.It's possible to eat green beans raw.
O mümkün değil.That's not possible.
Bunun nasıl mümkün olduğunu insan merak ediyor.One wonders how it's possible.
Mümkün olduğunca çabuk gel.Come as fast as you can.
Ev kilisenin karşısında olduğundan onu fark etmemen mümkün değil.The house is across from the church, so you shouldn't miss it.
Bugün mümkünse Tom'dan uzak durmalısın. O sana çok kızgın.You should avoid Tom today if at all possible. He's very mad at you.
Tom'un sınavı geçmesi mümkün değildi.Tom wasn't able to pass the examination.
Tom'un bir bavul içine sahip olduğu her şeyi sığdırması mümkün oldu.Tom was able to fit everything he owned into one suitcase.
Tom bana bir bisiklet kiralamanın mümkün olduğunu söyledi.Tom told me that it was possible to rent a bicycle.
Tom'un Mary'yi zehirlemesinin mümkün olduğuna inanıyoruz.We believe it was possible that Tom poisoned Mary.
Tom, Mary'nin o şirketle iş bulmasının mümkün olduğunu düşünüyor.Tom thinks it possible for Mary to get a job with that company.
Gençken, onun buraya gelmiş olması mümkündür.It's possible that he came here when he was young.
Onun küçük bir çocukken buraya gelmiş olması mümkündür.It's possible that he came here when he was a boy.
Tom mümkün olduğu kadar Mary'nin apartmanına yakın parketti.Tom parked as close to Mary's apartment building as he could.
Tom, Mary'ye kötü haberi söylemeyi mümkün olduğu kadar uzun süre erteledi.Tom had put off telling Mary the bad news for as long as possible.
Mümkün olduğunu düşünüyorum.I think it's possible.
Onun mümkün olduğunu düşünüyorum.I think it's possible.
Bunun mümkün olduğunu düşünüyorum.I think that it's possible.
Tom işi mümkün olduğu kadar çabuk bitirmeye çalışacak.Tom will try to finish the work as early as possible.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede sizi görmek istiyor.Tom wants to see you as soon as possible.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede bir doktor görmek istiyor.Tom wants to see a doctor as soon as possible.
Tom herhangi bir şeyin mümkün olduğunu düşünüyor.Tom thinks anything's possible.
Tom her şeyin mümkün olduğuna inanıyor.Tom believes anything is possible.
Tom'un Harvard'a girmesi mümkündür.It's possible that Tom will get into Harvard.
Tom'un Mary'yi çamaşırlarını onun için yıkaması konusunda ikna edebilmesi mümkündür.It's possible that Tom was able to convince Mary to do his laundry for him.
Tom'un lavaboyu nasıl açacağını bilmemesi mümkündür.It's possible that Tom doesn't know how to unclog a sink.
Sanırım Tom'un partiye yalnız gelmesi mümkün değil.I think it's unlikely that Tom will come to the party alone.
Mümkün olduğunca seri çalışıyoruz.We're working as fast as we can.
Birlikte, her şey mümkün!Together, everything is possible!
Politika, gerekli olanı mümkün kılma sanatıdır.Politics is the art of making possible that which is necessary.
Tom'un sana yalan söylemiş olması mümkündür.It's possible that Tom lied to you.
Tom'un doğruyu söylememesi mümkündür.It's possible that Tom isn't telling the truth.
O nasıl mümkün olabilir?How is that possible?
Bu kadar çok gürültü ile çalışmak mümkün değildir!It's not possible to study with so much noise!
Mümkünse hemen eve gitmek isterim.If possible, I would like to go home now.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede geleceğim.I'll come as soon as possible.
Bizim için kayıp zamanı telafi etmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it isn't possible for us to make up for lost time.
Eğer mümkünse, bu hafta sonu.If possible, this weekend.
Eğer mümkünde bu işi yarına kadar yapın.Do this work by tomorrow if at all possible.
Sonunda gerçekten tatmin edici bir sonuç bulmak mümkündü.Eventually it was possible to find a really satisfactory solution.
Her şey mümkündür.Anything is possible.
Onunla barışmaya çalıştım ama mümkün olmadı.I tried to make up with her, but it was impossible.

İlgili Sayfalar