Kraldan mükafat olarak Radames, esirlerin hayatının bağışlanmasını ister ve özgür bırakılmalarını talep eder.ذلك تتلقى المساعدة من Radames يطلب إطلاق سراح السجناء.
Tanrı, emirlerine uyanları mükafatlandırır, uymayanları eğer tövbe etmezlerse cezalandırır.Pagar-lhes-ás conforme os seus pecados, ó Deus; sobrevenha-lhes de acordo com suas obras.
Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.Er zullen dus goede afspraken moeten worden gemaakt over (innings)kosten.
Hükümdar olduğu zaman gençlik yıllarında verdiği mücadele esnasında yanında olan herkesi mükafatlandırmıştı.Toen koning Alle terugkeerde beloonde hij de vrouwen met nieuwe rechten, waaronder een gelijkwaardig erfrecht.
Üniversite 1944 yılında Lenin Nişanı'yla, 1969 yılında ise Emekçi Kızıl Bayrak Nişanı'yla mükafatlandırıldı.De universiteit kreeg in 1944 de Leninorde en in 1969 de Orde van de Rode Vlag van de Arbeid.
Dedim ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğü yeterince nasıl bilinecek?Minder eenduidig is hoe de hoogte van de vergoeding zou moeten worden vastgesteld.
Damat yastığı alır ve kaçırana mükâfat verir.Ale najmilej jest wziąć poduszkę i porządnie się wyspać.
Emektar sanat adamı, Devlet Mükafatı ile onurlandırılmıştır.Jego twórcy zostali uhonorowani nagrodą państwową.
Bu sadakatinin mükafatı olarak da seni istediğin makama tayin edeyim.Pragnął on zagarnąć na rzecz skarbu ich bogactwa.
Her verilen ceza için o cezanın 2 katı kadar mükafat kazanılır.Za każde z tych przewinień można otrzymać 2 minutową karę.
Roman 1950 yılında Stalin başı mükâfatı kazanmıştır).Laureat Nagrody Stalinowskiej (1950).
Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz.Vi vilja med dem dela, vad Gud förlänat."
Eğer ayakkabısı çalınırsa, çalan kimseye mükâfât verilerek ayakkabı geri alınır.Har man ont i foten hjälper det inte att köpa en större sko.
Dedim ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğü yeterince nasıl bilinecek?På så sätt visste man exakt hur mycket skatt de skulle betala.
Roman 1950 yılında Stalin başı mükâfatı kazanmıştır).Лауреат Сталінської премії (за 1950 рік).
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."A takto My odměňujeme ty, kdož dobré konají.
Tanrı, emirlerine uyanları mükafatlandırır, uymayanları eğer tövbe etmezlerse cezalandırır.Ninivané se obrací v naději, že i Bůh obrátí a odvrátí od nich (totéž sloveso) svůj hněv a trest.
Her verilen ceza için o cezanın 2 katı kadar mükafat kazanılır.Jako výhra je vyplacen dvojnásobek vsazené částky.
Cesareti için iki St. George Haçı nişanıyla mükafatlandırıldı (24 Aralık 1914 ve 5 Ocak 1915).Pentru bravura în luptă a primit de două ori Crucea Sfântului Gheorghe (24 decembrie 1914 și 5 ianuarie 1915).
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."Celui ce face un bine, Noi îi sporim binele.”
Tanrı, emirlerine uyanları mükafatlandırır, uymayanları eğer tövbe etmezlerse cezalandırır.Dumnezeu promite o recompensă celor care l-au ascultat, iar pe cei necredincioși îi amenință cu pedeapsa.
Kraldan mükafat olarak Radames, esirlerin hayatının bağışlanmasını ister ve özgür bırakılmalarını talep eder.Radames cere faraonului să acorde viață și libertate prizonierilor.
Bununla birlikte 9 takdirname ve 322 maaş mükafatlandırmasının da sahibiydi.Ezzel a GYSEV 9 db saját tulajdonú és három bérelt 323-assal rendelkezett.
Cesareti için iki St. George Haçı nişanıyla mükafatlandırıldı (24 Aralık 1914 ve 5 Ocak 1915).Hänet palkittiin ansioistaan kahdella Pyhän Yrjön ansioristillä (24. joulukuuta 1914 ja 5. helmikuuta 1915).
Kraldan mükafat olarak Radames, esirlerin hayatının bağışlanmasını ister ve özgür bırakılmalarını talep eder.Radames puolestaan pyytää vankien vapauttamista.
Eğer ayakkabısı çalınırsa, çalan kimseye mükâfât verilerek ayakkabı geri alınır.Tämä on luvannut ottaa puolisokseen sen, joka toisi kengän takaisin.
Dedim ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğü yeterince nasıl bilinecek?Samassa yhteydessä määritetään varojen ja velkojen senhetkinen käypä arvo.
Dedi ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğünü yeterince bilmekle.S: »Det er godt fortalt og næsten skræmmende nærværende«.
Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz.Må Allah (swt) belønne dem alle med paradiset!”
İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.De ti beste utøverne får prispenger (mot tidligere åtte).
Kraldan mükafat olarak Radames, esirlerin hayatının bağışlanmasını ister ve özgür bırakılmalarını talep eder.Som sin belønning for seieren ber Radames kongen om å benåde krigsfangene og sette dem fri.
Böyle yapmakla da tıpkı seyis gibi Temuçin’den büyük mükâfat alacaklarını düşünmüşlerdi.Disse anså innstiftelse av ordener, som de selv var herre over, som et av sine prerogativer.
Giacomo Quarenghi, Rus soylu sınıfından kabul edildi ve 1814'te St. Vladimir Nişanıyla mükafatlandırıldı.Giacomo Quarenghi ble tildelt den russiske ordenen Sankt Vladimirs orden av Første Grad i 1814.
Cennetteki hayat sonsuzdur ve orada birçok mükafat verilecektir.Akan tetapi kehidupan di alam nyata tidak kekal, sedangkan kehidupan di alam gaib adalah kekal.
Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz.Allah melipatgandakan pahala orang yang bersedekah.
Bu sadakatinin mükafatı olarak da seni istediğin makama tayin edeyim.ご褒美になんでも願いを一つだけ叶えてあげましょう」と告げられる。
Cennetteki hayat sonsuzdur ve orada birçok mükafat verilecektir.様々なバックアップも受けられ、報酬額も高い。
İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.これが善き人への報いである。
Dedi ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğünü yeterince bilmekle.後(継ぎ)無きを(最)大なりとなす」と記すことからもわかる。
Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.自身に恵みを与えた者には正しく報いるという。
Hükümdar olduğu zaman gençlik yıllarında verdiği mücadele esnasında yanında olan herkesi mükafatlandırmıştı.如果王侯能顺其民心,万物将自我繁衍昌盛。
İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.言觉之,嘱所善者劾嵩。
“W” web stüdyosu “Hizmet alanında en iyi” madalya ile mükafatlandırıldı.网络工作室«W» 被授予了“行业最佳”的模范代表奖章。
Dedi ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğünü yeterince bilmekle.」趙勤说:「拜而得錢,非義所取。
Böyle yapmakla da tıpkı seyis gibi Temuçin’den büyük mükâfat alacaklarını düşünmüşlerdi.這使他們對關於種子的偉大應許及他的王國治下更大的復興越發堅信不移。
Her verilen ceza için o ceza kadar mükafat kazanılır.每有貢獻異物,輒詔大家作賦頌。
Halife Memun'un bu hizmetinden dolayı kendini yüksek unvan ve görevle mükafatlandıracağı ümit etmekte idi.以捐贈者為基礎的主要特徵是捐贈沒有獎勵,而是基於捐贈者的利他主義心理。
Bu sadakatinin mükafatı olarak da seni istediğin makama tayin edeyim.要把我所要賜給你的法版放在櫃裏。
Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir.자기의 구원을 위하여 스스로 노력하는 자에게 하나님은 은혜를 베푸셔서 구원의 완성에 이른다는 것이다.
Dedim ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğü yeterince nasıl bilinecek?보상공정성이란 보상제도가 얼마나 공평한가에 대해 생각하는 정도이다.
Kraldan mükafat olarak Radames, esirlerin hayatının bağışlanmasını ister ve özgür bırakılmalarını talep eder.Като награда за подвизите си, Радамес иска животите на етиопците да бъдат помилвани и освободени.
Tanrı, emirlerine uyanları mükafatlandırır, uymayanları eğer tövbe etmezlerse cezalandırır.Moli Boga da ga uvijek štiti i ne odjeljuje se od njega, a on će zauzvrat preobraćati nevjernike i grješnike.
Rusya yardımlarının mükâfatını almak için bir antlaşma yapmak istiyordu.Už pagalbą uzurpuojant valdžią, jis įsipareigojo rusams mokėti duoklę.
Roman 1950 yılında Stalin başı mükâfatı kazanmıştır).1950 Stalini preemia 1950 Eesti NSV teeneline kunstnik.
500 Startups ise verdiği yardımlardan dolayı mükâfatlandırılır.500 Startupsile anti tänutäheks aktsiaid abi ja juhendamise eest.
Aslında ventral tegmentum bölgesi beynin mükâfat sistemidir.Aria tegmentară ventrală e parte a sistemului cerebral de recompensare.
Aslında ventral tegmentum bölgesi beynin mükâfat sistemidir.Chắc chắn rằng bộ phận này, VTA, là một phần của hệ thống tự thưởng của não bộ.
Aslında ventral tegmentum bölgesi beynin mükâfat sistemidir.De hecho esta parte, el AVT, es parte del sistema de gratificación del cerebro.
Aslında ventral tegmentum bölgesi beynin mükâfat sistemidir.Denna del av hjärnan, VTA, är en del av hjärnans belöningssystem.
Aslında ventral tegmentum bölgesi beynin mükâfat sistemidir.Denn dieser Teil, das VTA, ist Teil des Belohnungssystems im Gehirn.