Ana içeriğe geç
Sözlük

mühlet ile cümle

mühlet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
54
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi.Therefore give me respite till the day when all will be raised.”
(Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına mühlet verir.Allah (befitting His Majesty) mocks them, leaving them to wander blindly in their rebellion.
Ayrıca ben onlara mühlet de veririm. Fakat benim tuzak kurup helâk edişim pek çetindir.And I will give them respite; indeed My secret plan is extremely solid.
Öyle ise insanların kabirlerinden kaldırılacakları güne (kıyamete) kadar bana mühlet ver" dedi.Grant me respite till the day when they will all be raised.”
O halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi.Therefore give me respite till the day when all will be raised.”
De ki: Kim sapıklıkta ise, çok merhametli olan Allah ona mühlet versin!Say: 'Whosoever is in error, let the All-merciful prolong his term for him!
De ki: Dini inkâr edenlere Rahman biraz mühlet versin, bundan ne çıkar?Say: 'Whosoever is in error, let the All-merciful prolong his term for him!
Borçlu darda ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin.And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Borçlu dardaysa genişleyinceye dek mühlet verin ona.And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Eğer (borçlu) darlık içinde ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet vermek (gerekir).And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Eğer borçlu sıkıntıda ise, kolaylığa çıkıncaya kadar ona mühlet verin!And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Mûsâ da yalancı sayılmıştı. Ben de şöyle yaptım: Her seferinde inkârcılara mühlet verdim.And belied was Musa.
Onlara mühlet veriyorum.And I will grant them a respite.
Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz.We postpone the punishment only so that they may increase in sinfulness.
Nice ülkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim.And many a township did I give respite while it was given to wrong-doing.
Biz onlara bu mühleti, ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz.We postpone the punishment only so that they may increase in sinfulness.
Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana mühlet de vermeyin".Then pass your sentence on me and give me no respite.
O kâfirler kendilerine mühlet vermemizin kendileri hakkında hayır olduğunu sanmasınlar.And let not the disbelievers think that Our postponing of their punishment is good for them.
Onlara mühlet vermemiz, günahlarının artması içindir. Onlara zelil ve perişan eden bir azap vardır.We postpone the punishment only so that they may increase in sinfulness.
Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.They will not be able to repel it, and they will not be reprieved.
Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.They will not be able to repel it, and they will not be reprieved.
Onlara mühlet de verilmedi.They were granted no respite.
Onlara mühlet vermemiz, günahlarının artması içindir.We give them respite so that they may grow in wickedness.
Artık onlara yeni bir mühlet de verilmedi. [26,59; 7,137]They were granted no respite.
Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü, bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin."Then have at me, give me no respite.
Onların azapları hafifletilmeyeceği gibi, Kendilerine yeni bir mühlet de verilmez.The doom will not be lightened for them, neither will they be reprieved.
O zaman onlara mühlet verilmez.Then they shall have no respite.
Ve indirildikleri vakit de onlara (kâfirlere) hiç mühlet verilmez.Then they shall have no respite.
Ama o zaman da, kendilerine hiç mühlet verilmez, derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler.Then they shall have no respite.
Fakat Ben, o kâfirlere akıllarını başlarına toplamaları için bir süre mühlet verdim.I gave a respite to the unbelievers (so that they would repent, but they did not).
AB'den Türkiye'ye Kıbrıs konusundaki sözlerini yerine getirmesi için iki hafta mühletEU gives Turkey two weeks to honour trade commitments to Cyprus
YTD, polis reformu konusunda uzlaşma sağlanması için 2 Mart'a kadar mühlet verdi.The OHR has set March 2nd as the deadline for a police reform agreement.
Priştine Kosovalı Sırp polisine boykota son vermesi için mühlet verdiPristina gives Kosovo Serb police deadline to end boycott
UAD'nin bağlayıcı niteliğe sahip olmayacak olan kararı için herhangi bir mühlet söz konusu değil.There is no deadline for the ICJ to issue its ruling, which will be non-binding.
Bu, Seleukos İmparatorluğu'na Parth tehdidinden geçici olarak bir süre sonra mühlet verdi. [2]This gave the Seleucid Empire a temporary reprieve from the Parthian threat.[26]
Düşünmen için sana bir gün mühlet vereceğim.Ich gebe dir einen Tag, um darüber nachzudenken.
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.Wir besitzen von ihm nur Bruchstücke.
Düşünmen için sana bir gün mühlet vereceğim.Je te donne un jour pour y penser.
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.Nous n'imposons à une âme que selon sa capacité.
Düşünmen için sana bir gün mühlet vereceğim.Te doy un día para pensártelo.
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.Nosotros sentimos que esto no es solo una pérdida para él sino una pérdida para el país".
Aynı ay içerisinde üç ay süreyle tekrar konkordato mühleti vermiştir.En los meses siguientes intentó ingresar por tres veces más con igual resultado.
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.Уже мы были от него в одной только версте.
Sana yarına kadar mühlet veriyorum.سأمهلك حتّى الغدّ.
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.A My znamení Svá jen pro postrašení sesíláme."
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.Og Vi var ikke ondskapsfulle mot dem; derimot var de selv ondskapsfulle.
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz."Dan demikian pula Kami bangkitkan mereka (dari tidurnya) supaya mereka bertanya-tanyaan sesama sendiri.
Bana yalvarıyorum, bana bu küçük mühlet ver, ben senin ölümünü göremiyorum. "Saya mohon, berikan saya sedikit jeda ini, bahwa saya tidak melihat kematian Anda.'
Baykuş Ömer'e borç aldığı parayı geri vermesi için iki gün mühlet verir.貸した金を2週間以内に返すようヴィンセントに言う。
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.惟使賊失所恃,我兵乃可用其所長。
Bana yalvarıyorum, bana bu küçük mühlet ver, ben senin ölümünü göremiyorum. "”太祖回答:“你放心前往,我不会失信于你。
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.이어 이조 판서 안당(安瑭)이 이들을 용서하자 하여 무마되었다.
Bana yalvarıyorum, bana bu küçük mühlet ver, ben senin ölümünü göremiyorum. "ויֹאמֶר אליהם: 'נכסֹף נכספתי לאכֹל אִתכם את הַפסַח הַזה לִפְנֵי עֻנּוֹתִי.
Baykuş Ömer'e borç aldığı parayı geri vermesi için iki gün mühlet verir.Benedict daje ekipi dva tjedna da vrate novac, tj.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod