Mühendis sıkıntısı şirketimizin gelişimine büyük dar boğaz.The shortage of engineers is the greatest bottleneck to the development of our company.
Mühendis telefon direğine tırmandı.The engineer climbed the telephone pole.
Mühendis sofistike sistemi nasıl çalıştırılacağını gösterdi.The engineer demonstrated how to operate the sophisticated system.
Konferansa kaç tane mühendis katıldı?How many engineers took part in the conference?
Bob bir mühendis oldu.Bob became an engineer.
Tom bir elektrik mühendisidir.Tom is an electrical engineer.
Bill'e bir mühendis olmasını karar verdiren nedir?What made Bill decide to be an engineer?
Mühendis yeni bir model düşündü.The engineer thought of a new model.
Mühendis makineyi nasıl kullanacağımızı söyledi.The engineer told us how to use the machine.
Kurul bilimci ve mühendislerden oluşuyor.The committee consists of scientists and engineers.
Bu şirketteki çalışanların üçte ikisi mühendistir.Two thirds of the employees of this company are engineers.
Clive bir elektronik mühendisi olmak istiyor.Clive wants to be an electronic engineer.
Ne zaman mühendislik probleminizin üstesinden geldiniz?When did you get through with your engineering problem?
Mühendislik probleminizi ne zaman hallettiniz?When did you get through with your engineering problem?
Sistem mühendisleri ayrılmaya devam ederse, şirketin rekabet üstünlüğü aşınmış olacak.The company's competitive edge will be eroded if system engineers continue to leave.
Erkek kardeşim bir mühendistir.My brother is an engineer.
Erkek kardeşim bir mühendis oldu.My brother became an engineer.
Babam bir elektrik mühendisidir.My father is an electric engineer.
Bir mühendis olmak istiyorum.I want to be an engineer.
Ben bir mühendis olacağım.I am going to be an engineer.
Seyirciler arasında öğretmenler, avukatlar, mühendisler ve benzerleri vardı.Among the audience, there were teachers, lawyers, engineers, and so on.
Onun işi mühendislik.His work is in engineering.
O bir mühendis olmak istiyor.He wants to be an engineer.
O, bir mühendis olacak.He is going to be an engineer.
O bir mühendis oldu.He grew up to be an engineer.
O yetenekli bir mühendistir.He is an able engineer.
Babam bir şirkette bir mühendis olarak çalışmaktadır.My father works for the company as an engineer.
Babam mühendis olarak bir fabrikada çalışıyor.My father works at the factory as an engineer.
Babam benim bir mühendis olmamı istiyor.My father wants me to be an engineer.
Üniversitede mühendislik ihtisası yapmayı düşünüyorumI plan to take up engineering at college.
Genç mühendisin deneyimi yoktu.The young engineer lacked experience.
Onlardan bazıları öğretmen ve bazıları mühendis.Some of them are teachers, and some are engineers.
Ben bir mühendisim.I'm an engineer.
Otto Lilienthal bir Alman mühendis ve girişimciydi.Otto Lilienthal was a German engineer and entrepreneur.
Uluslararası uzay istasyonu inanılmaz bir mühendislik başarısıdır.The international space station is an amazing feat of engineering.
Üniversite öğrencisi mühendislik okuyor.That college student is studying engineering.
Babam inşaat mühendisidir.My father is a civil engineer.
Tom mühendislik dalında mastır yapmak için çalışıyor.Tom is working toward a master's degree in engineering.
Genetik mühendisliği sayesinde, mısır kendi böcek ilaçlarını üretir.Through genetic engineering, corn can produce its own pesticides.
Genetik mühendisliğini insanlar üzerinde kullanmalı mıyız?Should we use genetic engineering on people?
Genetik mühendisliği doğayı geliştirir mi?Does genetic engineering improve nature?
Mühendis olmak istiyorum.I want to become an engineer.
Tom makine mühendisi olmak için öğrenim görüyor.Tom is studying to be a mechanical engineer.
Tom bir mühendis oldu.Tom became an engineer.
Mühendisler tasarımları sık sık değiştirdiler.The engineers changed designs frequently.
Mühendisler, tabiatı anlamaktan ziyade, onu kullanmaya çalışırlar.Engineers try to take advantage of nature rather than try to understand it.
İnşaat mühendisleri gereklidir.Civil engineers are needed.
Çekici bir kadın mühendise aşık oldum.I fell in love with the charming female engineer.
Phillip mühendis değildir.Phillip isn't an engineer.
Bay Smith'in mühendis olan üç oğlu vardı.Mr. Smith had three sons who became engineers.
Tom bir yazılım mühendisi olarak çalışıyor.Tom is working as a software engineer.
Bu komite bilim adamları ve mühendisler içerir.This committee includes scientists and engineers.
Plymouth Üniversitesi'nde elektrik mühendisliği okuyorum.I am studying electrical engineering at the University of Plymouth.
Bunu hesaplayamam. Ben bir mühendis değilim.I cannot calculate this. I am not an engineer.
Bu bir politeknik mühendis.It's a polytechnic engineer.
O mühendislik okuluna kabul edildi.He was admitted to the engineering school.
Makinenin ayarlaması mühendisler tarafından halledildi.The adjustment of the machinery was taken care of by engineers.
Mühendisler yeni rıhtım için planları hazırladılar.The engineers drew up plans for a new dock.
Tom bir mühendis.Tom is an engineer.
Onlar üniversitede havacılık mühendisliği okuyorlar.They study aerospace engineering at the university.