müddetçe ile cümle

müddetçe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İnanıyorum ki çok yemediğim müddetçe, kesinlikle kilo vereceğim.I think that as long as I don't overeat, I will certainly lose weight.
Bugünü yaşadığım müddetçe unutmayacağım.I'll remember today as long as I live.
"Nil olarak var olduğum müddetçe ben bir yalandım"."Nil olarak var olduğum müddetçe ben bir yalandım".
Pozitif bir kozmolojik sabit olduğu müddetçe, aynı zamanda kapalı evren modelinde de yaşanabilir.With a positive cosmological constant, it could also occur in a closed universe.
Bu döngü kurban ödeme yaptığı müddetçe devam eder.Such donative intention must have persisted until the donor's death.
Grafiğin ne söylediği önemli değil 3 boyutlu ve renkli olduğu müddetçe ise yarar.It doesn't matter what the chart says. As long it's 3D and in many different colors, it works! OK?
'Kasıtlı eskitme' uygulandığı müddetçe kullanım ömrü düzenli şekilde düştü.As planned obsolescence took effect - - life-spans fell steady.
Bu iki sayı farklı iki sayıyı göstermediği müddetçe sorun yok.As long as one of these doesn't point to two separate numbers.
Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım![Man: As long as there is injustice, someone must make a sacrifice!]
Tazminatı ödemediğin müddetçe ben ne dersem onu yapacaksın.Unless you'll pay penalty, do as I say.
İhramlı olduğunuz müddetçe kara avı size haram kılındı.But unlawful is game of the jungle when you are on pilgrimage.
İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim.And so long as I dwelt with them I was witness over their actions.
Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe size haram edilmiştir.But unlawful is game of the jungle when you are on pilgrimage.
Yine dediler ki: “Ya Mûsâ! O zorbalar orada oldukları müddetçe biz asla giremeyiz.They said: "O Moses, we shall never, never enter so long as they are there.
Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe size haram kılındı.But unlawful is game of the jungle when you are on pilgrimage.
Onlar size karşı dürüst davrandıkları müddetçe siz de onlara dürüst davranın.Act straight with them so long as they act straight with you.
O zorbalar orada oldukları müddetçe biz asla giremeyiz.We shall never enter it as long as they are there.
Erdoğan, "Birliğimizi koruduğumuz müddetçe, bölgeye daha iyi hizmetler götürmeye devam edeceğiz."As long as we preserve our unity, we will continue to provide the region with better services.
İnanıyorum ki çok yemediğim müddetçe, kesinlikle kilo vereceğim.Je crois que tant que je ne mange pas trop, je perdrai certainement du poids.
Yağmur yağdığı müddetçe yola çıkamayız.Nous irons demain, à moins qu’il ne pleuve.
Bir katılımcı, şartları sağladığı müddetçe tekrar katılım için başvurabilir.Le participant peut passer la question une seule fois dans le but d'y revenir s'il reste du temps.
"Nil olarak var olduğum müddetçe ben bir yalandım".Mais je constate que je suis un nègre.
İnsanlara göründüğünde kendini tanıtmadığı müddetçe kimse onun gerçek kimliğini bilemez.Si sa voix est célèbre, personne ne connaît son visage.
"Nil olarak var olduğum müddetçe ben bir yalandım".«“Desde la negritud, soy un poeta de todo lo humano”».
"Nil olarak var olduğum müddetçe ben bir yalandım".Dunque, se non sono un nero puro, sono come minimo un 'colorato'".
"Nil olarak var olduğum müddetçe ben bir yalandım".Quando eu chegar ao Paraíso serei branca como a neve".
İnsanlara göründüğünde kendini tanıtmadığı müddetçe kimse onun gerçek kimliğini bilemez.Se você não consegue ver o porquê, ninguém poderá dizê-lo a você.
Hizmet gördükleri müddetçe ulûfe alırlardı.Ze werden alleen betaald als ze dienst deden.
Validesi de oğlunun devlet işinden elini çektiği müddetce haremine karışmıyordu.Evenmin is duidelijk of hij nog leefde in de tijd dat zijn zoon het bestuur over Egypte had.
İnsanlara göründüğünde kendini tanıtmadığı müddetçe kimse onun gerçek kimliğini bilemez.Podobnie jak w przypadku Fantometki nikt nie zna jego tożsamości.
Yağmur yağdığı müddetçe yola çıkamayız.Men det er ikke lige meget, hvornår det regner.
Ayrıca burada kaldıkları müddetçe maaşları günde dörder akçe olur" duyurusunda bulundu.«Det er på denne dag beordret at hans tidligere lønn på 40 pund per år skal bli fortsatt.»
Bu döngü kurban ödeme yaptığı müddetçe devam eder.Gjerne mens offeret fortsatt levde.
Hizmet gördükleri müddetçe ulûfe alırlardı.Seharusnya tadi kita serang mereka selagi mereka sibuk salat.
Ayrıca burada kaldıkları müddetçe maaşları günde dörder akçe olur" duyurusunda bulundu.週休一日のみで週40時間の労働を順守できないにもかかわらず、届出に「週40時間」などの虚偽を記載させる(残業時間を除く)。
Akım anma değerini aşmadığı müddetçe yay gövdeye yapışık kalır.メスがオスに興味がなかった場合、激しくオスをかむ。
İnsanlara göründüğünde kendini tanıtmadığı müddetçe kimse onun gerçek kimliğini bilemez.一般除了枢没有人能够看到她的本来面目。
Ayrıca burada kaldıkları müddetçe maaşları günde dörder akçe olur" duyurusunda bulundu.我估計每年我在家裡的時間只有四天」。
Pozitif bir kozmolojik sabit olduğu müddetçe, aynı zamanda kapalı evren modelinde de yaşanabilir.בהינתן קבוע קוסמולוגי חיובי, תרחיש זה אפשרי גם ליקום סגור.
Yağmur yağdığı müddetçe yola çıkamayız.Tri minúty netrvá kolo, ani keď prší.
Bu oran sıcaklık arttığı müddetçe artar.Dôležité je, aby tu cez deň bolo dostatočne teplo.
Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!Atâta timp cât există nedreptate, cineva trebuie să facă un sacrificiu!
Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!Chỉ cần bất công còn tồn tại, ai đó cần phải hi sinh!
Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!Dokud bude nespravedlnost, někdo se musí obětovat!
Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!Siempre que haya injusticia, ¡alguien debe sacrificarse!
Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!Zolang er onrechtvaardigheid bestaat, moet iemand zich opofferen!
Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!Винаги когато съществува несправедливост, трябва да има някой, който да се жертва!
Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!Пока есть несправедливость, кто-то должен понести жертвы!
Bir şeyler ters gitmediği müddetçe genelde düşünme gereği duymuyoruz.Apenas pensamos nele quando algo não está bem, quando temos um braço partido ou um ataque cardíaco.
Bir şeyler ters gitmediği müddetçe genelde düşünme gereği duymuyoruz.우리는 어딘가 이상이 있을 때만 몸에 대해 생각합니다.
Bir şeyler ters gitmediği müddetçe genelde düşünme gereği duymuyoruz.Το σκεφτόμαστε μόνο όταν κάτι δεν πάει καλά μ' αυτό, όταν σπάσουμε ένα χέρι όταν πάθουμε έμφραγμα.
Bir şeyler ters gitmediği müddetçe genelde düşünme gereği duymuyoruz.Мы вспоминаем о нём, только когда что-то не так, например, когда ломаем руку или когда случается инфаркт.
Bir şeyler ters gitmediği müddetçe genelde düşünme gereği duymuyoruz.אנחנו חושבים עליו רק כשמשהו לא עובד, אז
Bir şeyler ters gitmediği müddetçe genelde düşünme gereği duymuyoruz.نحن فقط نفكر بأجسامنا عندما يحصل بها خلل، إذا، عندما
Bir şeyler ters gitmediği müddetçe genelde düşünme gereği duymuyoruz.腕の骨が折れたり 心臓発作が起きたり
Bu durumda hiçbir sorun yoktur. Bu iki sayı farklı iki sayıyı göstermediği müddetçe sorun yok.Tak długo jak żaden z nich nie wskazuje do dwóch różnych liczb.
Bu durumda hiçbir sorun yoktur. Bu iki sayı farklı iki sayıyı göstermediği müddetçe sorun yok.To je úplně v pořádku- pokud jeden s těchto neukazuje na dva různá čísla
Bu durumda hiçbir sorun yoktur. Bu iki sayı farklı iki sayıyı göstermediği müddetçe sorun yok.Αυτό είναι εντάξει... όταν ένας απο αυτούς δεν δείχνει σε δυο διαφορετικούς αριθμούς.
Bu iki sayı farklı iki sayıyı göstermediği müddetçe sorun yok.Asal salah satunya tidak menunjuk ke dua angka yang berbeda.
Bu iki sayı farklı iki sayıyı göstermediği müddetçe sorun yok.Atata timp cat unul din astea nu indica catre doua numere diferite.

İlgili Sayfalar