Müdür onunla havaalanına gitmemi önerdi.The manager suggested that I go with him to the airport.
Sen tekrar alkol mü içtin? Sana içmemeni söylemiştim!You drank alcohol again? I told you not to!
Mike bizim müdürümüz olan Bay Ogaki'yi ziyaret etti.Mike visited Mr Ogaki, who is our principal.
Martha, mükemmel bir piyanist.Martha is an excellent pianist.
Margaret'in müzik için bir yeteneği var.Margaret has a talent for music.
Tanrım, ne kirli bir müşteri!Gosh, what a dirty customer!
Bay White, Springfield'taki bir otelin müdürüydü.Mr White was the manager of a hotel in Springfield.
Bob bir mühendis oldu.Bob became an engineer.
Bob rock müziğe ilgisini kaybetti.Bob lost interest in rock music.
Bence gençlerin çoğu rock müziği seviyor.I think that most young people like rock music.
Beni otele götürür müsün?Will you give me a ride to my hotel?
Otel müdürü ile konuşmak istiyorum.I'd like to talk to the hotel manager.
Pop müzikten hoşlanıyorum.I like pop music.
Bu Boston için doğru otobüs mü?Is this the right bus for Boston?
Dr. Hellebrandt bu mükemmel üniversitede yardımcı doçenttir.Dr. Hellebrandt is an associate professor in that excellent university.
Betty klasik müzik sever.Betty likes classical music.
Betty klasik müzikten hoşlanır.Betty likes classical music.
Beethoven, büyük bir müzisyendi.Beethoven was a great musician.
Şu anda Broadway'de hangi tür müzikaller var?What kind of musicals are on Broadway right now?
Mücadeleden vazgeçme.Don't give up the fight.
Dün onu kazara gördün mü?Did you happen to see her yesterday?
The Beatles, dört müzisyenden oluşmuştur.The Beatles consisted of four musicians.
Bira bahçelerinin çok müşteri alıp almadığı havaya bağlı.Whether or not beer gardens get a lot of customers depends on the weather.
Bay Hunt okulumuzun müdürü.Mr Hunt is principal of our school.
Hiç panda gördün mü?Have you ever seen a panda?
Bale müzik şefi olarak yalnız başına duruyor.He stands alone as a conductor of ballet music.
Bunu mükemmel bir akşam yemeği olarak telaffuz ediyorum.I pronounce this a perfect dinner.
Önceleri rock müziği sevmezdim, fakat gittikçe daha çok beğendim.I didn't like rock music at first, but it soon grew on me.
Bu, Pacific Boulevard'a giden doğru otobüs mü?Is this the right bus for Pacific Boulevard?
Sinekler ve sivrisinekler onun meditasyonuna müdahale ettiler.Flies and mosquitoes interfered with his meditation.
Onun partideki davranışının mükemmellikle alakası yoktu.Her behavior at the party was far from perfect.
New York'un görkemi müzelerdir.The glory of New York is its museums.
Ne müthiş bir akşam yemeği!What a splendid dinner!
Eğer mümkün olursa, bir sonraki toplantıya katılmak istiyorum.If it's at all possible, I'd like you to take part in the next meeting.
Nancy müziği sever.Nancy likes music.
Nancy'nin müziği sevdiğini biliyorum.I know that Nancy likes music.
Mümkün olan kısa süredeki bir cevaba müteşekkir kalırım.I would appreciate a reply as soon as possible.
Mümkün olduğunca yavaş konuşabilir misiniz?Could you speak as slowly as possible?
Ne olursa olsun, ben müzik yapmayı durmayacağım..Come what may, I won't stop making music.
Çünkü o büyük bir müzisyendi.Because he was a great musician.
Hiçbir müzisyen o müziği cenaze töreninde çalmayı düşünmezdi.No musician would have thought of playing that music at the funeral.
Tom bir elektrik mühendisidir.Tom is an electrical engineer.
Tom bazen müşterilerinden fahiş fiyat ister.Tom sometimes rips off his customers.
Tom bazen müşterilerini dolandırır.Tom sometimes rips off his customers.
Tom bir parça müzisyen.Tom is something of a musician.
Tom müzisyen gibi bir şey.Tom is something of a musician.
Tom'un konuşması mükemmeldi.Tom's speech was excellent.
Tony sık sık müzik dinlemedi.Tony did not often hear music.
bu arada, son zamanlarda onu gördün mü?By the way, have you seen him lately?
Aklıma gelmişken, son zamanlarda Carter ile ilgili bir şey gördün mü?By the way, have you seen anything of Carter lately?
Lütfen buradan yürür müsünüz?Will you step this way, please?
Bill'e bir mühendis olmasını karar verdiren nedir?What made Bill decide to be an engineer?
Mümkün olduğu kadar kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Lütfen bir müddet benim sözümü kesme.Please don't interrupt me for a while.
Almanya bir zamanlar İtalya ile müttefikti.Germany was once allied with Italy.
Mümkünse, Pazartesi öğleden sonra gel.Come on Monday afternoon, if possible.
Mümkün olursa sana yardım edeceğim.I'll help you if possible.
Eğer mümkünse seni görmek istiyorum.I'd like to see you if possible.
Mümkün olduğunca sık sözlüğe bakın.Refer to the dictionary as often as possible.
Mümkün olduğunca çok sayıda işçiyi bir araya getirmek önemlidir.It's important to unite as many workers as possible.