lu ile cümle
lu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sabun, lütfen.Soap, please.
Lütfen kapıyı kapat.Please shut the door.
GDO'lu ürünler insan hayatı için tehlikelidir.Products with GMO are dangerous to human life.
Lütfen sesini alçalt.Please keep your voice down.
Lütfen sesinizi alçaltın.Please keep your voices down.
Lütfen, düşük sesle konuşun.Please keep your voices down.
Lütfen sesini düşük tut.Please keep your voices down.
Zaten Lucy aradı mı?Has Lucy already called?
Lucy kesinlikle gelecek.Lucy will certainly come.
Lütfen beni Grand Hotel'e götürün.Please take me to the Grand Hotel.
Bir metro haritası alabilir miyim lütfen?Could I have a subway map, please?
Lütfen bana bir tomar kağıt getir.Please get me a scrap of paper.
Lütfen kanepeye oturun ve rahatlayın.Please sit on the sofa and relax.
Bir şişe şarap daha, lütfen.One more bottle of wine, please.
Bay Sato'yla konuşmak istiyorum lütfen.I want to speak to Mr Sato please.
Eğer soğuk aldıysan lütfen bu ilacı al.Please take this medicine if you catch a cold.
Lütfen bana bir bardak su getir.Please bring me a glass of water.
Lütfen arabayı daha yavaş sür.Please drive the car more slowly.
Lütfen bisikletinizi buradan çıkarın.Please move your bicycle out of here.
Yanlışlıkla mektubunu açtığım için lütfen beni affet.Please forgive me for opening your letter by mistake.
Lütfen çiçekleri sula.Please water the flowers.
Lütfen,bana şekeri uzatır mısın?Please pass me the sugar.
Lütfen bana şekeri uzat.Please pass me the sugar.
Lucy'nin annesi ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.Lucy's mother told her to look after her younger sister.
Lütfen Tatoeba'da cümleyi cümle için çevirin.Please translate sentence for sentence in Tatoeba.
Lütfen VCR'a bir kaset koy ve kayıt butonuna bas.Please put a cassette in the VCR and press the record button.
Lütfen yazmak için bana bir parça kağıt ver.Please give me a piece of paper to write on.
Lütfen beni öldürme.Please do not kill me.
Lütfen Image Viewer arayüzü için bir dil seçin.Please select a language for the Image Viewer interface.
Yavaş konuşun, lütfen.Speak slowly, please.
Lütfen cep telefonu numaranın ne olduğunu bana söyler misin?Could you please tell me what your cell phone number is?
Bir şişe roze, lütfen.A bottle of rosé, please.
Bir rulo renkli film lütfen.One roll of color film, please.
Lütfen bu kitabı imzalar mısınız?Would you please autograph this book?
Lütfen bu kitabı imzalar mısın?Could you please autograph this book?
Lütfen onu satın alma.Please do not buy it.
Lütfen ayrıl.Please leave.
Lütfen burayı terk et.Please leave.
Lütfen önümüzdeki hafta geri gel.Please come back next week.
Lütfen bana biberi uzatır mısın?Could you please pass me the pepper?
Lütfen San Francisco'ya git.Please go to San Francisco.
Lütfen numarana göre otur.Please sit according to your number.
Çocuklar uyuyorlar. Lütfen çok gürültü yapmayın.The children are sleeping. Please don't be so noisy.
Merhaba. Bayan Johnson'la konuşmak mümkün mü lütfen?Hello. Is it possible to speak with Mrs Johnson please?
Lütfen dürüst davran.Please behave honestly.
Lütfen girmeden önce kapıyı vurun.Please knock before entering.
Lütfen bize iki fincan çay ve bir fincan kahve getirin.Please bring us two cups of tea and one cup of coffee.
Bu cümleyi İngilizceden bağlantısızlaştırın lütfen.Please unlink this sentence from English.
Bu cümleyi İngilizceden ayırın lütfen.Please unlink this sentence from English.
Lütfen bu cümleyi İspanyolcaya bağla.Please link this sentence to Spanish.
Yavaşça, lütfen.Slowly, please.
Lütfen noktalama işaretlerini değiştir.Please change the punctuation.
Biraz daha çikolata lütfen.A bit more chocolate please.
Mağaza sahibi "Lübnan için kodun 961 olduğuna inanıyorum" dedi."I believe that the code for Lebanon is 961," the shopkeeper said.
Portakal suyu lütfen.Orange juice, please.
Lütfen çikolatalı keke buyrun.Please help yourself to the chocolate cake.
Lütfen bana bir mektup gönder.Please send me a letter.
Lütfen bu sırrı sakla.Please keep this secret.
Lucy Floransa'nın ana caddesindeki bir cinayete tanık oldu.Lucy witnessed a murder in the main square of Florence.
O, kendini Tanrı'nın kadınlara lutfü olarak düşünüyor.He thinks he's God's gift to women.