8 Mart 1995. s. 5. ^ "Kraliçe, liseden çıktı".Am 5. April 1951 wurde die Schule zur „Realschule“.
Şimdiki eşi Emmanuel Macron da o lisedendi.Er erneuert jedoch seine Absicht und Emmanuel Macron akzeptiert es.
Jack Foster (Sandy Jobin-Bevans) Tess, Gabe, Spencer, Sam'in babası ve aynı zamanda lisede beden öğretmeni.Jack Foster (Sandy Jobin-Bevans) ist der alleinerziehende Vater von Tess, Gabe, Sam und Spencer.
1905 yılında liseden mezun oldu.Er bestand im Jahr 1905 sein Examen.
Doğu Lisesi öğrencilerinin lisedeki son yıllarıdır ve mezun olmak üzeredirler.Alle drei sind im letzten Jahr auf der High School und freuen sich auf ihren Abschluss.
Lisede ilgisiz bir öğrenciydi.In der Schule war sie eine unangepasste Schülerin.
Dawn, lisede ikinci sınıfa geçer.Dennett favorisiert die zweite Lesart.
Lisede şiire yönelir.Das Gedicht im Unterricht.
Brooklyn doğumlu Van Ronk, Queens'deki 15 yaşında iken bıraktığı lisede okudu.Van Ronk besuchte die Richmond Hill High School in Queens, die er mit 15 Jahren vorzeitig verließ.
Wade lisedeki basketbol kariyerine Oak Lawn'da bulunan Harold L. Richards Lisesinde oynayarak başladı.Wade besuchte die Harold L. Richards High School in Oak Lawn, Illinois, wo er für das Basketballteam spielte.
Bizim lisede, Framsızca seçmeli dersti.Dans notre lycée, le français est une matière optionnelle.
Bu lisede kaç tane İspanyolca öğretmeni var?Combien de professeurs d'espagnol y a-t-il dans ce lycée ?
Bu lisede öğrencileri sebep olmaksızın cezalandırırız.On sanctionne les élèves sans raison, dans ce lycée.
Jimmy liseden beri hayatının aynı devam ettiğinin farkındadır.Jimmy se rend compte peu à peu que sa vie est restée la même depuis le lycée.
Lisedeyken 5 aylığına İngiltere'ye gitti.Au lycée, elle se rendit cinq mois en Angleterre.
İlk okulda Lower Fields'a ve lisede Tong High School'a gitti.Il a fait ses études à Lower Fields Primary School et à Tong High School.
1965 yılında lisede voleybol oynarken Boluspor'a futbolcu olarak transfer oldu.Quand il était étudiant au lycée, il a été transféré à Boluspor comme joueur de football en 1965.
Liseden mezun olduktan sonra grup, Riley ile çalışmaya başladı.Après le lycée, ils signent avec Riley comme groupe.
Almanya'da önce dil öğrenimi için bir buçuk yıl yatılı bir lisede eğitim görmüştür.Elle parle parfaitement anglais ayant étudié un an et demi à l'étranger.
Lisede beyzbol takımındaydı.Il a fait partie de l'équipe de baseball de son lycée.
Ailesi lisedeyken boşandı ve daha sonra tekrar evlendiler.Ses parents divorcent quand il est au lycée et tous deux se remarient.
Bazı ortaokul ve lisedeki kız öğrenciler bol çoraplarını okul üniformaları ile beraber giymeyi severler.En Corée, presque tous les lycéens et les collégiens portent l'uniforme de leur école.
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.Dans ses années de lycée, Cee Lo travaille au diner comme chef.
Liseyi bitirdikten sonra lisedeki erkek arkadaşı Daniel Hoag ile evlendi.Après le lycée, elle épouse Edward Waters.
Suzuki programına (bir müzik eğitimi programıdır) dahil edildi ve lisede keman çalmaya devam etti.Il a été admis au Suzuki Program, et a continué à jouer du violon jusqu'à ses premières années de lycée.
Lisedeyken üç sene boyunca tiyatro eğitimi aldı.Au lycée, elle assiste à des cours de théâtre pendant trois ans.
Liseden sonra 1999'dan 2003'e kadar Hannover Üniversitesi, Drama, Müzik ve İletişim bölümlerinde eğitim gördü.Après le lycée, elle étudie de 1999 à 2003 à l'École supérieure de musique, de théâtre et médias de Hanovre.
Lisede basketbol oynamaya başladı.Il joue aussi au basket-ball au lycée.
Monica'nın abisi Ross liseden beri Rachel'a aşıktır ve ona bunu göstermeye çalışır.Ross est depuis le lycée amoureux de Rachel.
İki kez üst üste sınıfta kaldığı için liseden atıldı.Il sera même renvoyé deux fois, temporairement, de son lycée.
Lisede grupta çalmaya başladı.Au lycée, il a commencé à jouer dans des groupes.
Sonrasında 1951 yılında Kum’a döndü ve bir lisede İngilizce öğretmenliği yapmaya başladı.Il traduit ces poètes dès 1925, puis décide d'étudier l'anglais à la Faculté.
Lisedeyken futbol oynamıştır.Elle a joué au tennis au lycée.
Babam, bir lisede İngilizce öğretiyor.Mi padre enseña inglés en un instituto.
Tom hâlâ lisede.Tom todavía está en el instituto.
Tom liseden beri çok değişti.Tom ha cambiado mucho desde el instituto.
Lisede matematikte iyiydi.En el instituto se le daban bien las matemáticas.
Lisede Fransızca öğrenmek zorunda kaldım.Tuve que estudiar francés en el instituto.
Tom bir lisede Fransızca öğretiyor.Tom enseña francés en un instituto.
Ben lisedeyken flüt çaldım.Yo tocaba la flauta cuando estaba en el instituto.
O benim lisedeki en iyi arkadaşımdı.Era mi mejor amigo en el instituto.
Tom benim, liseden eski bir arkadaşımdır.Tom es un viejo amigo mío del instituto.
Lisede Fransızca gördüm.Estudié francés en el instituto.
1908'de liseden mezun olmadan hemen önce bir sinir krizi geçirdi ve diplomasını alamadı.En 1908, antes de su graduación, sufrió un colapso nervioso y no recibió su diploma.
Dr. Benjamin Linus (Michael Emerson), lisede bir tarih öğretmenidir.El Dr. Benjamin Linus es profesor de historia en una escuela secundaria.
1929'da 15 yaşındayken liseden mezun oldu.Se graduó en 1929 a la edad de 15 años.
İlk, orta ve lisede yaklaşık olarak 238 000 öğrenci vardır.Hay cerca de 238.000 estudiantes en la primaria, media y educación secundaria.
2009 yılında liseden mezun olmuştur.Se graduó de la secundaria en 2009.
Ailesi lisedeyken boşandı ve daha sonra tekrar evlendiler.Sus padres se divorciaron cuando estaba en la escuela secundaria.
Ortaokul ve lisede bütün okul müsamerelerine katılırdı.Ambos habían estado en bandas de escuela secundaria juntos.
Lisede eğitimini bırakıp İstanbul'a geldi.Estudió secundaria y fue a la universidad en Estambul.
Bu eğitim Türkiye'de kısıtlı sayıda okulda verilmektedir ve lisede başlamaktadır.Hoy en día es enseñado en algunas escuelas primarias y puede ser estudiado en la TAFE.
Liseden sonra New York'a taşındı.Luego de la graduación se mudó a Nueva York.
Lisede aynı sınıfta eğitim almışlardı.Tendrá que estudiar en la misma escuela.
1981 yılında Bakü'deki M. Mushfig adına 18 numaralı liseden mezun oldu.En 1981 acabó la escuela secundaria № 18 M.Mushfiq en la ciudad de Bakú.
Lisede Amerikan futbolu oynadı ve takım kaptanlığı yaptı.Jugó en el Equipo de fútbol americano y en el de atletismo.
Lisede basketbol oynamaya başladı.Empezó a jugar al baloncesto desde el colegio.
Henüz lisedeyken dikkatleri üzerine çekmiştir.Me recuerda mucho a cuando estaba en la escuela secundaria.
Lisedeyken 5 aylığına İngiltere'ye gitti.Mientras estaba en la escuela visitó Inglaterra durante cinco meses.
Liseden atıldım.Mi hanno espulso dal liceo.