Ana içeriğe geç
Sözlük

lisede ile cümle

lisede kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Lisede basketbol oynamaya başladı.Começou a jogar handebol na escola.
Vefatına kadar bu lisede öğretmenlik yaptı.Dirigiu esta escola até sua morte.
İki kez üst üste sınıfta kaldığı için liseden atıldı.Reprovou duas vezes no Ensino Médio.
Henüz lisedeyken dikkatleri üzerine çekmiştir.Somente começou a levar a sério quando entrou na faculdade.
Liseden sonra bir yıl Ulusal Cheng Kung Üniversitesi'nde okumuştur.Na de highschool studeerde hij een jaar aan de Nationale Cheng Kung-universiteit in Táinán.
Lee Pace ve Lynn Collins ile liseden beri yakın arkadaşlardır.Hij is goed bevriend met zijn vroegere klasgenoten Lee Pace en Lynn Collins.
Lisede iken basketbol takımında yer aldı.Hij speelde daarnaast basketbal toen hij op high school zat.
16 yaşında liseden mezun oldu.Op 16-jarige leeftijd verliet hij de high school.
Lisedeyken Willow'la çıkmıştır.Op de middelbare school ging hij uit met Prue.
Monica'nın abisi Ross liseden beri Rachel'a aşıktır ve ona bunu göstermeye çalışır.Al op de middelbare school was Ross smoorverliefd op Rachel, die hem toen niet zag staan.
2009 yılında liseden mezun olmuştur.In 2009 slaagde hij voor het examen.
Rhodes'un lisede başarılı bir güreş kariyeri vardı.Carolan had een succesvol amateur worstelcarrière in de hogeschool.
Lise ve liseden sonra 6 yıl garsonluk yaptı.Ze werkte zes jaar als serveerster tijdens haar school- en studieperiode.
Mary ve Kate liseden beri arkadaşlar.Mary en Kate zijn vrienden sinds de middelbare school.
Lisede, her hafta 100 kutu kola içtikten sonra 3 kez kalp krizi geçirdi.W liceum przebył trzy ataki serca spowodowane wypijaniem stu puszek Coca-Coli tygodniowo.
Crawford, lisede futbol ve golf oynamıştır.Crawford był szkolną gwiazdą futbolu i golfa.
Will Colbert (Brad Pitt): Lisede Ross'un sınıfından Monica'nın şişman arkadaşı, Rachel'dan nefret etmektedir.Brad Pitt (8.9) – Will Colbert: kolega ze szkoły Rossa i Moniki, który nienawidzi Rachel.
Ortaöğretim sisteminin yaklaşık 18.000 öğrencisi ile 11 meslek yüksekokulu ve 4 liseden oluşur.System nauczania składa się z 11 szkół zawodowych i 4 liceum uczęszczanych przez 18.000 uczniów.
İkili bu liseden okul arkadaşıydı.Katie była tam piątkową uczennicą.
Monica'nın abisi Ross liseden beri Rachel'a aşıktır ve ona bunu göstermeye çalışır.Ross był zakochany w Rachel w szkole średniej i ciągle coś do niej czuje.
Lisedeyken 13 sayı, 4.1 asist ortalaması yakalamıştır.Na świadectwie maturalnym miał średnią 4,9.
Levesque, 1987'de liseden mezun olduktan sonra çeşitli vücut geliştirme yarışmalarına katıldı.Po ukończeniu liceum w 1987, Levesque brał udział w wielu konkursach kulturystycznych.
Bu lise de Balçova'daki 4 liseden biridir.Uczennica 4 LO w Białymstoku.
Liseden mezun olduktan sonra orduya katıldı.Do wojska wstąpiła zaraz po ukończeniu liceum.
1967 yılında liseden mezun olunca, Netanyahu İsrail’e döndü ve İsrail Güvenlik Kuvvetlerine yazıldı.Po ukończeniu szkoły, w 1967 powrócił do Izraela i wstąpił do wojska.
Gitar çalmaya ise lisede başladı.W okresie licealnym zaczął grać na gitarze.
Lisede, her hafta 100 kutu kola içtikten sonra 3 kez kalp krizi geçirdi.På High School överlevde han tre hjärtattacker som han fick genom att dricka 100 burkar cola i veckan.
Liseden sonra eğitimine devam etmedi.Jag fortsatte aldrig på gymnasiet.
Jack Foster (Sandy Jobin-Bevans) Tess, Gabe, Spencer, Sam'in babası ve aynı zamanda lisede beden öğretmeni.Jack Foster (Sandy Jobin-Bevans) är Tess, Gabe, Sam och Spencer's pappa.
Liseden sonra üniversiteye giden Haley üniversiteden sonra Tree Hill lisesinde öğretmenliğe başlamıştır.Haley ska precis börja arbeta som lärare på Tree Hill High.
İki kez üst üste sınıfta kaldığı için liseden atıldı.Han hoppade av high school två gånger.
Lisede grupta çalmaya başladı.Han började spela i storbandet i high school.
Yerel bir lisede eğitim almıştır.Där undervisade han vid en lokal skola.
Monica'nın abisi Ross liseden beri Rachel'a aşıktır ve ona bunu göstermeye çalışır.Ross har varit kär i Rachel sedan de gick i high school då Rachel var Monicas bästa vän.
1950'de Vietnam'a geri döndü ve 1952 yılında Hanoi'deki bir liseden mezun oldu.Han återkom till Indokina och Hanoi 1950 och tog examen där 1952.
Sarah'nın lisede mutlu olmadığı ve arkadaşları tarafından horlandığı bilinmektedir.Catherine var ensam och utan vänner vid hovet.
Lisede, Sosyal Bilimlerde okudu ve mezuniyeti 1995 yılında aldı.I gymnasiet studerade han i samhällsvetenskapsprogrammet och tog studenten år 1995.
Oyunculuk merakı, henüz lisedeyken Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk kurslarına katılmaya yönlendirdi.Hwad nytt? vilket vittnar om att han redan under sin gymnasietid vann uppmärksamhet som skald.
Lisede basketbol oynamaya başladı.У школі почав грати у баскетбол.
Gitar çalmaya ise lisede başladı.Почав грати на гітарі в середній школі.
Takaki şimdi Tanegashima'da Uzay Merkezi'nin bulunduğu yerdeki lisede üçüncü sınıfa gitmektedir.Такакі навчається у середній школі на острові Танеґасіма, де розташовується Космічний центр Танеґасіма.
Belçika 'da lisede oyunculuk eğitimi almıştır.У Бельгії отримав тренерський диплом.
Lisede ise 3 derslik vardır.Таких випусків було тільки три.
1901 yılında liseden mezun olduktan sonra, öğrenimine devam etmek için Petersburg’a gider.Закінчивши його в 1901 році, переїхав у Петербург, щоб продовжувати освіту.
Yayha Aziz Bey karakteri ise bir lisede felsefe öğretmenliği yapmaktadır.Віра Павлівна Викладає на філологічному факультеті, на якому навчається Кузя.
Lisede Amerikan futbolu oynadı ve takım kaptanlığı yaptı.Na univerzitě hrál americký fotbal a byl kapitánem týmu atletů.
Maroon 5, Kara's Flowers adıyla 1995 yılında, üyeleri henüz lisedeyken kuruldu.Skupina původně vznikla v roce 1994 pod jménem Kara’s Flowers, zatím co byli členové ještě na střední škole.
(Jobs'un lisedeki kız arkadaşı ve Apple çaışanı).(Týdenní paraša s postavičkou Baba.)
Liseden yüksek dereceli Sanat, Grafik ve İngilizce diplomasıyla mezun oldu.Střední školu ukončila s vysokou známkou z umění a grafiky a angličtiny.
Gitar çalmaya ise lisede başladı.Na střední škole začala hrát na bicí.
Lee Pace ve Lynn Collins ile liseden beri yakın arkadaşlardır.Přátelí se se svými středoškolskými spolužáky Lee Pacem a Lynnem Collinsem.
Bundan sonra Doakes, Dexter'ın lisedeyken jujitsu dersi aldığını öğrenir.Poté Doakes zjistí, že se Dexter věnoval Jui-jitsu na vysoké škole.
Lisede grupta çalmaya başladı.Ve skupinách začal hrát na střední škole.
Lisedeyken mankenlik yapmaya başladı.S rapováním začal na střední škole.
Lisedeyken Willow'la çıkmıştır.Ve Vilniusu absolvovala střední školu.
Lisedeyken sanatın çeşitli branşlarına ilgi duydu ve ilgilendi.Na střední škole se začala zajímat o různé druhy umění.
Liseden sonra lisans eğitimi için Hanover, New Hampshire'da bulunan Dartmouth College'e gider.Jako vysokoškolák pak závodil za Dartmouth College v New Hampshiru.
İkili bu liseden okul arkadaşıydı.Oba byli učiteli v tamní škole.
Lisede basketbol oynamaya başladı.Na střední se věnovala basketballu.
Liseden mezun olana kadar yaşadığı yer olan Kaliforniya'da annesi tarafından yetiştirildi.A fost crescută de mama ei, în California, unde a trăit până la absolvirea liceului.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod