lisan ile cümle

lisan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yabancı bir lisan öğrenmek çok fazla pratik gerektirir.It takes a great deal of practice to master a foreign language.
Lisan Laboratuvarını kullanabilir miyiz?May we use the language lab?
Bir hafta önce lisansımın süresini uzattım.I had my licence renewed a week ago.
Yüksek Lisans okuluna gitmeyi planlıyorum.I'm planning to go to graduate school.
Lisanssız taksilerden uzak durun.Keep away from the unlicensed taxis.
Yüksek lisans okulunda çalışmalarını sürdürdü.He continued his studies at graduate school.
Onunla konuşurken lisanına dikkat etmelisin.You should watch your language when you talk to her.
Kendi lisanın hakkında çok şey öğrenemezsin.You cannot learn too much about your own language.
Elbette, vinç kullanmak için bir lisans gerekli.Of course, a license is needed to operate a crane.
Benim lisanım listede yok.My language is not on the list!
Güzel Fransızca lisanı kayboldu.The beautiful French language is lost.
Lisanları hırsla çalışırım.I study languages ambitiously.
Ben Bask lisanı öğreniyorum.I'm learning Basque.
Ben Bask lisanı öğretiyorum.I'm teaching Basque.
Ben geçici bir lisans aldım.I've got a provisional licence.
Tom çeviride lisans kursu öğretiyor.Tom teaches an undergraduate course in translation.
Sizin lisanınızı anlamıyorum.I can't understand your language.
Benim lisansımda üç nokta var.I have three points on my licence.
Sürücü lisansım bu ayın sonunda sona eriyor.My driver's license expires at the end of this month.
Tom bir artistik lisans aldı.Tom took some artistic license.
Birkaç lisansüstü öğrenci dahil olmak üzere son birkaç yıldır birçok insanla çalıştım.I've worked with many people over the last few years, including several graduate students.
Tom lisansını askıya aldırdı.Tom has had his licence suspended.
Motorlu tekne lisansı olan bir sınıf arkadaşım var.I have a classmate who has a motorboat license.
Talebini hürmetkar bir lisanla arzetti.He couched his demand in respectful words.
Angola'nın resmi lisanı Portekizcedir.The official language of Angola is Portuguese.
Lisanları seviyorum.I love languages.
Senin lisansın hala askıda, değil mi?Your license is still suspended, isn't it?
Sen lisanslı bir pilotsun, değil mi?You're a certified pilot, aren't you?
''@'' karakterini sizin lisanınızda nasıl telaffuz edersiniz?How do you pronounce the "@" sign in your language?
''@'' karakterini senin lisanında nasıl telaffuz edersin?How do you pronounce the "@" sign in your language?
O, pilot lisansını almak istiyor.He wants to get his pilot's license.
O, pilot lisansını aldı.He got his pilot's license.
İngiltere'de yüksek lisans dereceleri çok yaygın değildir.Master's degrees in Britain are not very common.
Posta ile lisansını alacaksın.You'll be receiving your license in the mail.
Tom ve ben birlikte lisans üstü eğitim kurumundaydık.Tom and I were in grad school together.
Tom yüksek lisans öğrencisi.Tom is a graduate student.
Mary bir yüksek lisans öğrencisidir.Mary is a graduate student.
Yüksek lisans tezinin savunması sadece önümüzdeki aya rastlıyor.The defense of the master thesis is just happening next month.
Polis olay yerinde Tom'un lisansını askıya aldı.The police suspended Tom's licence on the spot.
En sevdiğim barımın küçüklere alkol sunmak nedeniyle askıya alınan alkol lisansı vardı.My favorite bar had its liquor license suspended for serving alcohol to minors.
Yüksek lisans eğitimini finanse etmek için çeşitli yollar vardır.There are several ways to fund postgraduate study.
Tom yüksek lisansını üç yıl önce aldı.Tom got his master's degree three years ago.
Lisansımı iptal ettirdim.I got my license revoked.
Benim lisansım hâlâ askıda.My license is still suspended.
Benim lisansım askıya alındı.My license has been suspended.
Birçok mühendis o felâket nedeniyle lisansını kaybetti.Many engineers lost their licenses because of that disaster.
O matematik alanında yüksek lisans derecesine sahiptir.He has a master's degree in mathematics.
O, Roma Üniversitesinin yüksek lisans öğrencisi değil mi?Isn't he the graduate student of the University of Rome?
Matematikte yüksek lisans derecem var.I have a master's degree in mathematics.
Lisans anlaşmasını okudun mu?Did you read the license agreement?
Tom'un balıkçılık lisansı yok.Tom doesn't have a fishing license.
Hangi lisanı daha çok seversin, Kannada ya da Telugu?Which language do you like better, Kannada or Telugu?
Lisan iletişimin çeşmesidir.Language is the fountain of communication.
Ben bir lisans derecesi aldım.I earned a bachelor's degree.
O onun en sevdiği lisan.That's his favorite language.
Bu, onun en sevdiği lisan.It's his favorite language.
Tom yüksek lisans okuluna gitmek istiyor.Tom wants to go to graduate school.
Makine mühendisliğinde yüksek lisans derecem var.I have a master's degree in mechanical engineering.
Makine mühendisliğinde yüksek lisans diplomam var.I have a master's degree in mechanical engineering.
Tom'un lisansüstü derecesi var.Tom has a postgraduate degree.

İlgili Sayfalar