Limanı, ülkenin en önemli limanlarından biridir.Den är fortfarande en av landets viktigaste hamnar.
Sakai Ortaçağ'dan bu yana Japonya'nın en büyük ve önemli limanlarından biri olmuştur.Chiba är en av Japans viktigaste och största hamnstäder.
2280 - Numenor'lular Umbar Limanlarında büyük bir istihkam inşa eder.2280 — Умбар стає головною гаванню Нуменору в Середзем'ї.
Brezilya donanması, limanların önlerine geldi.Бразильські кораблі вели патрулювання у водах Атлантики.
Bir yıl Portekizliler Arabistan limanlarına hücum ederek 17 Memluk gemisini yağmaladılar ve gemileri yaktılar.Portugalci po dva dny ostřelovali přístav a zapálili patnáct arabských obchodních lodí.
İspanya limanlarındaki İngiliz gemilerine alıkoyuldu.Uprchlice zadrželi ještě v anglickém přístavu.
Ayrıca Korint körfezinde bulunan limanların kontrolünü ele geçirmiştir.Následně převzal kontrolu nad přístavy v Korintském zálivu.
Şehir, dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üstüne kurulmuştur.Orașul este situat într-unul dintre cele mai mari porturi naturale din lume.
Kaffa bilinen ve önemli ticaret limanlarından ve köle pazarlarından biriydi.Az egyik legismertebb és legjelentősebb kereskedelmi kikötő és rabszolga-kereskedelmi helyszín Kefe volt.
İngiliz donanması Alman limanlarını bloklayark yiyecek ithal etmelerini önledi.A dán flotta blokád alá vette a német kikötőket.
Bulgar limanlarının ablukaya alınacağı Osmanlı Devleti tarafından ilan edildi.Az orosz hatóságok a Kék bálnával kapcsolatos szervezői tevékenységgel gyanúsítják.
Körfezler limanların kurulması ve gemilerin barınması için çok uygun yerlerdir.Telakat ovat paikkoja, joissa korjataan ja rakennetaan laivoja.
Şehir, dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üstüne kurulmuştur.Βρίσκεται σε έναν από τους μεγαλύτερους φυσικούς λιμένες του κόσμου.
Bu batılı evler genellikle Avrupa’nın büyük kentlerinde, finans merkezlerinde ve limanlarında bulunurdu.Hjemløshed er mest almindeligt i storbyer og disses forstæder.
Belçika limanlarının çatışmada sağladığı stratejik avantajlar büyük bir önem taşımaktaydı.Den psykologiske effekten av den belgiske motstanden på resten av Europa var av like stor betydning.
Sakai Ortaçağ'dan bu yana Japonya'nın en büyük ve önemli limanlarından biri olmuştur.Siden middelalderen har byen vært en av Japans viktigste og største havnebyer.
Havana koyu, dünyanın en güvenli limanlarından biridir.Pelabuhan Ningbo adalah salah satu dari pelabuhan teramai di dunia.
Bu sebeple Songhay İmparatorluğu limanlarına sık sık uğruyorlardı.コンタスティア港 シンドバッドがよく訪れていた港。
Ancak sonradan fark edildi ki, Almanlar limanlarına güçlü savunma mevzileri kurmuşlardı.しかしながら、少し前にプロイセンが手強い防御施設を北ドイツの主要港の周囲に設置していたことが分かった。
Karasu Limanının Karadeniz limanlarına eklemlenme potansiyeli bulunmaktadır.その他、久里浜港・館山港に寄港する場合もある。
Limanı, ülkenin en önemli limanlarından biridir.其港口乃世界最大港口之一。
Bu limanlardan da, Güney Avrupa limanlarına deniz yolu ile ulaşıyordu.他们也不能再通过北海海岸的港口到达欧洲大陆。
Sakai Ortaçağ'dan bu yana Japonya'nın en büyük ve önemli limanlarından biri olmuştur.중세 시대 이래로 일본의 가장 크고 중요한 항구 중 하나였다.
Avrupa Birliği'nin limanlarında bunu önlemek için görevlendirilmiş memurlar vardır.미국 근해에서 함대 전군의 지휘를 받는 경우도 있다.
Sakai Ortaçağ'dan bu yana Japonya'nın en büyük ve önemli limanlarından biri olmuştur.סאקאי היא אחת מערי הנמל הגדולות והחשובות ביפן מימי הביניים.
Şehir, dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üstüne kurulmuştur.Исторически градът се развива благодарение на едно от най-добрите естествени пристанища.
Portekiz güçleri 16. ve 17. yüzyılda adalarını ve bazı limanlarının ele geçirdiler.Portugalske snage zauzele su njegove otoke i luke u 16. i 17. stoljeću.
Bir yıl Portekizliler Arabistan limanlarına hücum ederek 17 Memluk gemisini yağmaladılar ve gemileri yaktılar.Portugalci po dva dni ostrelovali prístav a zapálili 15 arabských lodí.
İspanya limanlarındaki İngiliz gemilerine alıkoyuldu.Dovoz do krajiny dovolil iba na anglických lodiach.
Karadeniz limanlarında toplam 350 bin ton taşıma kapasiteli ticaret gemileri hareketsiz kalmıştır.Zostávajúcich 740 ton paliva pre naftový pohon tankeru sa do mora nedostalo.
Portekiz güçleri 16. ve 17. yüzyılda adalarını ve bazı limanlarının ele geçirdiler.Portugalska vojska je zasedla njegove otoke in pristanišča v 16. in 17. st.
19. yüzyılın yarısında Newport Quay limanı İngiltere'nin önemli limanlarından biri idi.V 14. stoletju je bil Limerick pomembno pristanišče angleške krone.
Şehir, dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üstüne kurulmuştur.New York asub maailma ühe suurima loodusliku sadama ääres.
Kabotaj, bir devletin kendi limanlarına deniz ticareti konusunda tanıdığı ayrıcalıktır.Kabotaaž ehk rannalaevandus on oma riigi sadamate vaheline kaubanduslik meresõit.
Portekiz güçleri 16. ve 17. yüzyılda adalarını ve bazı limanlarının ele geçirdiler.Tema esivanemad toodi saarele 16. ja 17. sajandil piraadilaevadel.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Alle eilen so schnell wie möglich in den Hafen.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Chcą jak najszyciej dotrzeć do portu.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Ellos corren tan rápido como es posible para llegar al puerto.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı. Fakat genelde orada beklerlerdi.Apressam-se o mais que podem para chegar às docas, mas, muitas vezes, ficam lá à espera.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Họ vội vàng hết mức có thể đến cảng.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Ils vont aussi vite que possible pour atteindre leur port.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.항구로 가기 위해 최대한 전력 질주를 하는 것이죠.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Olyan gyorsan akarják elérni a kikötőt, ahogy csak lehet.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Ponáhľajú sa, čo to dá, aby sa dostali do prístavu.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Si affannano ad entrare in porto rapidamente.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Toți se grăbesc cât pot de repede pentru a ajunge în port.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Ze haasten zich zo snel mogelijk naar hun haven.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Все рвутся побыстрей добраться до порта.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Втурват се възможно най-бързо, за да стигнат до порта си.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.הם דוהרים מהר ככל האפשר כדילהגיע לנמל שלהם.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.فجميع الشركات تتسارع في الوصول الى الموانىء ولكن معظمها
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.着くと 大抵は待つことになるのです