le ile cümle

le kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom levye ile çiviyi tahtadan çıkardı.Tom pulled the nail out of the board with a crowbar.
Tom kontakt lenslerini bulamazdı.Tom couldn't find his contact lens.
Tom Mary'le Fransızca konuştu.Tom spoke to Mary in French.
Tom onun lezzetli olduğunu söyledi.Tom said it was delicious.
O çok lezzetli görünüyordu.It looked so delicious.
Nasıl da lezzetli!How delicious!
Buraya park yapamazsın, çünkü bir levha var.You can't park here, because there is a sign.
Henüz küçük bir leke var.There is yet one minor blemish.
Benim birçok CD'lerim var.I have got a lot of CDs.
Çocuklar Lego ile oynamayı seviyor.Children love playing with Lego.
Herkes Lego sever.Everybody loves Lego.
Büyüyünce Lego model tasarımcısı olmak istiyor.He wants to be a Lego model designer when he grows up.
Bu lezzetsiz.This is tasteless.
Bu lezzetsiz değil.This isn't tasteless.
Riga, Letonya'nın başkentidir.Riga is the capital of Latvia.
Tom ön kapıya kadar Mary'le yürüdü.Tom walked Mary to the front door.
Tom tatlısını Mary'le paylaştı.Tom shared his dessert with Mary.
Onun teni süt gibi beyazdı ve hiçbir yerinde tek bir lekesi yoktu.Her skin was white as milk and she had not a single blemish anywhere.
Doğum günü için birkaç Lego seti aldı.He received several Lego sets for his birthday.
Bazı insanlar Led Zeppelin'i şimdiye kadarki en iyi grup olarak görüyorlar.Some people consider Led Zeppelin the greatest band ever.
Morgan le Fay güçlü bir büyücüydü ve Kral Arthur'un üvey kız kardeşiydi.Morgan le Fay was a powerful sorceress and the half-sister of King Arthur.
Letonya'da yaşıyorum.I live in Latvia.
Letonca konuşuyorum.I speak Latvian.
Onların CD'leri bir sanatçı tarafından düzenlendi.They organized their CDs by artist.
CD'lerini sanatçı adına göre düzenlediler.They organized their CDs by artist.
Bu yemek lezzetli ve ucuz.This meal is delicious and cheap.
Bu yemek, sağlıklı, lezzetli ve ucuz.This meal is healthy, delicious and cheap.
Lena bir gençlik dergisini okuyor.Lena is reading a teen magazine.
Çikolata için teşekkürler. Lezzetliydi.Thanks for the chocolate. It was delicious.
Çikolata için teşekkür ederim.Lezzetliydi.Thank you for the chocolate. It was delicious.
Bu restorandaki köri pilavı lezzetli.The curry rice at this restaurant is delicious.
Çok fazla tuz, lezzeti öldürür.Too much salt will kill the flavor.
Kim Lehçe öğrenmek ister?Who wants to learn Polish?
Kim lehçe öğrenmek istiyor?Who wants to learn Polish?
Annem babamla 80'lerde evlendi.My mom married my dad in the 80s.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben hiç onun lehinde değilim.To tell the truth, I'm not in favor of it at all.
Benim mavi elbisemde bir kan lekesi ortaya çıktı.My blue dress appeared with a blood stain.
Bu balık lezzetlidir.This fish is delicious.
Ben lezbiyenim.I'm a lesbian.
Onlar lezbiyen.They're lesbians.
O bu gece Leningrad'a gidiyor.He's leaving for Leningrad tonight.
Lebkuchen geleneksel Alman Noel kurabiyesidir.Lebkuchen are a traditional German Christmas cookie.
Esperanto 'Esperantist'lere rağmen var oluyor.Esperanto exists despite the 'Esperantists'.
O, İskoç lehçelerinin farklı yönlerini kullanır.She uses different aspects of Scottish dialects.
Yemek lezzetliydi.The food was delicious.
Bizim lezzetli kahvemiz taze kavrulmuş kahve çekirdeklerinden yapılır.Our delicious coffee is made from freshly roasted coffee beans.
Kurabiyeler için teşekkürler. Onlar lezzetliydi.Thanks for the cookies. They were delicious.
Akşam yemeği çok lezzetliydi.The dinner was so tasty.
Bu elmalar çok lezzetli!These apples are so delicious!
Bu restoran lezzetli yemekler servis eder.This restaurant serves savoury meals.
Dr. Schmidt'le konuşmak isterim.I'd like to speak to Dr. Schmidt.
Lexus 1983 yılında Toyota tarafından yapılmıştır.Lexus was founded in 1983 by Toyota.
Tom gıcır gıcır Lexusunu çarptı.Tom crashed his brand-new Lexus.
Tom'un yeterli parası olsaydı Mary'le Boston'a giderdi.If Tom had had enough money, he would have gone to Boston with Mary.
Mark ve Leonor ilişkilerini kestiler.Mark and Leonor broke off their relationship.
Mary kendini lezbiyen olarak açıklıyor.Mary declares herself to be a lesbian.
Artık 1950'lerde değiliz!We're not in the 1950s anymore!
Ben buna karşı değilim ama bunun lehinde de değilim.I'm not against it, but I'm not for it, either.
Benim de itirazım yok, ama bunun lehinde değilim.I have no objection, but I'm not in favor of it, either.
Bu deodorant, gömlek üzerinde beyaz lekeler bırakıyor.This deodorant leaves white stains on the shirt.

İlgili Sayfalar