Daha iyisine layık.Elle vaut mieux que ça.
Daha iyisine layık.Hän ansaitsee jotain parempaa.
Daha iyisine layık.Hon förtjänar nåt bättre.
Daha iyisine layık.Hun fortjener bedre end det.
Daha iyisine layık.Jest więcej warta.
Daha iyisine layık.Lei vale molto di pių.
Daha iyisine layık.Merită mai mult de atât.
Daha iyisine layık.Nó xứng đáng được hơn thế.
Daha iyisine layık.Ő jobbat érdemel.
Daha iyisine layık.Ona má na víc.
Daha iyisine layık.Se merece algo mejor.
Daha iyisine layık.Sie hat Besseres verdient.
Daha iyisine layık.Ze is meer waard.
Daha iyisine layık.Είναι καλύτερη από εμάς.
Daha iyisine layık.Тя заслужава нещо по-добро.
Daha iyisine layık.Тя заслужава нещо по-добро.
Daha iyisine layık..המחשב טועה .עשינו את הדבר הנכון
Daha iyisine layık.إنها تستحق أفضل من هذا
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Autrement dit, votre position dans la vie n'est plus accidentelle, mais méritée.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Cu alte cuvinte, poziţia în viaţă nu este accidentală ci meritată şi binemeritată.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.-där de som förtjänar det når toppen- -tror man även, vad värre är- -på ett samhälle där de som förtjänar det-
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.En otras palabras, tu posición en la vida llega a considerarse no accidental sino digna y merecida.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Ens position i livet virker ikke længere tilfældig, men fortjent.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.In altre parole, la tua posizione nella vita non sembra più accidentale, ma meritata e guadagnata.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.In anderen Worten, die eigene Position im Leben erscheint somit nicht zufällig, sondern verdient.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Innymi słowy, czyjaś pozycja życiowa nie wydaje się przypadkowa lecz zasłużona.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Inými slovami, vaša životná pozícia nie je náhodná, ale zaslúžená.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Jinými slovy, vaše pozice v životě se začne jevit nikoliv náhodná, ale zcela zasloužená.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.다시 말해서 삶에서의 위치는 우연이 아니라 각자가 자초한 마땅한 결과라는 것입니다.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Más szóval, a pozíciónk nem véletlennek tűnik, hanem megérdemeltnek.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Met andere woorden: je positie in het leven is ineens niet meer toevallig, maar verdiend.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Nói cách khác, vị trí của bạn trong cuộc sống không phải là một điều ngẫu nhiên, mà là do cố gắng mà đạt được.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Ou seja, a nossa posição na vida deixa de parecer acidental, mas sim merecida.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Toisin sanoen, henkilön asema elämässä ei ole sattumanvarainen vaan ansionsa mukainen.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Tvoj položaj v življenju se ne zdi več naključen, ampak zaslužen.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Με άλλα λόγια, η θέση σας στην κοινωνία δεν είναι κάτι τυχαίο, αλλά αποτέλεσμα αξίας και κατάκτησης.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.В результаті положення в житті стає не випадковим, а закономірним і заслуженим.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Другими словами, твоя позиция в жизни оказыватся не случайной, но по праву заслуженной.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.С други думи, вашата позиция в живота не изглежда да е случайна, а основателна и заслужена.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.במילים אחרות, מעמדך בחיים מתחיל להראות לא מקרי, אלא ראוי ומגיע לך.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.بعبارة اخرى,فان موقعك في الحياة لا ياتي بمحض الصدفة و انما هو مستحق و مُكتسب.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.実力で獲た物 と言え だから 失敗がとても痛烈なのです
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.A kikre nem volt méltó e világ, bujdosva pusztákon és hegyeken, meg barlangokban és a földnek hasadékaiban.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(dem var Verden ikke værd), omvankende i Ørkener og på Bjerge og i Huler og Jordens Kløfter.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.di loro il mondo non era degno! -, vaganti per i deserti, sui monti, tra le caverne e le spelonche della terra
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(dos quais o mundo não era digno), errantes pelos desertos e montes, e pelas covas e cavernas da terra.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.Jichžto nebyl svět hoden, po pustinách bloudíce, i po horách, a jeskyních, i v doupatech země.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(이런 사람은 세상이 감당치 못하도다)저희가 광야와 산중과 암혈과 토굴에 유리하였느니라
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(Których nie był świat godzien;) tułali się po pustyniach i po górach, i jaskiniach, i jamach ziemi.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.ktorých svet nebol hoden; blúdili po púštiach a po vrchoch a skrývali sa po jaskyniach a po dierach zeme.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(njih ni bil svet vreden!), po puščavah tavajoč in po gorah in brlogih in podzemeljskih jamah.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.- verden var dem ikke verd - de vanket om i utørkener og fjell og huler og jordkløfter.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.των οποιων δεν ητο αξιος ο κοσμος, πλανωμενοι εν ερημιαις και ορεσι και σπηλαιοις και ταις τρυπαις της γης.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.Ако търпите наказание, Бог се обхожда с вас като със синове; защото кой е тоя син, когото баща му не наказва?
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(котрих не був достоєн сьвіт,) по пустинях скитались та по горах та по вертепах і проваллях земних:
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.те, которых весь мир не был достоин, скитались попустыням и горам, по пещерам и ущельям земли.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.אשר העולם לא היה כדי להם הם תעו במדבר ובהרים ובמערות ובנקיקי הארץ׃
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.وهم لم يكن العالم مستحقا لهم. تائهين في براري وجبال ومغاير وشقوق الارض.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.在 曠 野 、 山 嶺 、 山 洞 、 地 穴 、 飄 流 無 定 . 本 是 世 界 不 配 有 的 人
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.在 曠野 、 山嶺 、 山洞 、 地穴 、 飄流無定 . 本 是 世界 不配 有的 人