Ana içeriğe geç
Sözlük

layık ile cümle

layık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu ödüle institutut öğretmeni olarak layık görülen tek bir aydındır.Bol ocenený titulom zaslúžilý učiteľ.
Taraftarlara layık olmaya çalışacağım.Až to pomohlo firmám profitovať.
25'i kadın olmak üzere 105 kişi ikinci defa bu madalya ve unvana layık görülmüştür.25 modelov znázorňuje na jednej polovici cnosti a na druhej zábavu a neresti.
Topluluk bu adaylıklardan sekizinde ödüle layık görüldü.Na toto ocenenie bol nominovaný ešte osemkrát.
Grup başarısı ile müzik piyasasında 'En çok dinlenen kız grubu' unvanına layık görülmüştür.Udeľuje sa dievčenskej skupine za najväčšie umelecké výkony v hudobnom priemysle.
Glashow, Weinberg ve Salam bu çalışmaları ile 1979'da Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldüler.Glashow, Weinberg in Salam so zanjo leta 1979 prejeli Nobelovo nagrado za fiziko.
Rybak, saygın bir ödül olan Anders Jahres Ödülü'ne 2004 yılında layık görülmüştür.Rybak je leta 2004 prejel prestižno nagrado Anders Jahres kulturpris.
Makedonya'nın en büyük sanat ödülü 11 Ekim Odülü 'ne layık görüldü.Socialistična republika Makedonija ji je podelila nagrado 11. oktomvri.
Kitap Hugo Ödülü'ne layık görülmüştür.Nominiran je bil tudi za nagrado Hugo.
Faust Mefistofeles'ı Margueririte'ye layık olacak bir hediye arayıp getirmesi için yanından gönderir.Mefisto obljubi Faustu, da mu bo preskrbel za Margareto še vse drugačno darilo.
2003'te Kanada Nişanı'na layık görülmüştür.Leta 1991 je bil odlikovan s Kanadskim redom.
2002'de "Britanya Müziğine Sıradışı Katkı" dalında Ivor Novello Ödülü'ne layık görüldü.Leta 1996 je drugič prejel nagrado Ivor Novello Award za »Izjemne prispevke Britanski glasbi«.
Araştırmaları uluslararası pek çok ödüllere layık görüldü.Delo je bilo na evropski ravni okrašeno z mnogimi nagradami.
Ülkesinde ise Yılın Futbolcusu ödülüne layık görüldü.Za življenjsko delo v nogometu je 1999 prejel Bloudkovo nagrado.
Hikâye 1960 yılında En İyi Kısa Hikâye dalında Hugo Ödülü'ne layık görülmüştür.Knjiga je bila leta 1960 nominirane za nagrado Hugo za najboljši roman.
Ertegün, 1991 yılında Boston'daki Berklee Müzik Okulu'ndan onursal doktora ünvânına lâyık görüldü.Leta 1997 je prejel Častni doktorat glasbe univerze Berklee College of Music.
Paolozzi birçok ödüle layık görülmüştür.Makarovičeva je prejemnica številnih nagrad.
Otobiyografisinde Gandi hiçbir zaman bu onura layık olmadığını düşündüğünü açıklar.V svoji avtobiografiji Gandhi vseeno pojasni, da ni tega naziva nikoli cenil in je bil zanj tudi boleč.
Albüm 26 Kasım 1991'de altın, 1 Nisan 1992'de platin sertifikaya layık görülmüştür.Album je februarja 1971 prejel zlat certifikat in platinastega v novembru 1986.
Ödüller 1989 tarihinden bu yana verilmekte olup geçen bu süre içinde 150'den fazla kişi layık görülmüştür.Premijos skiriamos nuo 1989 m., per tą laiką apdovanoti daugiau kaip 150 asmenų.
Taraftarlara layık olmaya çalışacağım.Puolėjai stengiasi pelnyti įvarčius.
Wallenberg ayrıca, Kanada, Macaristan ve İsrail’de de fahri vatandaşlığa layık görüldü.Valenbergas taip pat tapo Kanados, Vengrijos, Australijos ir Izraelio garbės piliečiu.
1988 yılında Birleşmiş Milletler Barış Gücü Nobel Ödülünü almaya layık görülmüştür.1988 m. JT Taikos palaikymo pajėgoms skirta Nobelio taikos premija.
1921 yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmaları nedeniyle Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü.1921 metais gavo Nobelio premiją fizikos srityje už fotoelektrinio efekto išaiškinimą.
2011'de BBC Sport tarafından yılın kişiliği ödülüne layık görüldü.Tais pačiais metais laimėjo BBC metų sporto asmenybės apdovanojimą.
Gösterdiği başarılardan dolayı 1921 yılında Kızıl Bayrak Nişanı'na layık görülür.Už nuopelnus šiuose mūšiuose 1921 m. gavo Raudonosios Vėliavos ordiną.
1920 yılında Kızıl Bayrak Nişanına layık görüldü.1922 m. apdovanotas Raudonosios Vėliavos ordinu.
1997'de Rusya Federasyonu Kahramanı ödülüne layık görüldü.1999 m. apdovanotas Rusijos Federacijos didvyrio ordinu.
Honda, 2011 AFC Asya Kupası'nda en değerli oyuncu ödülüne layık görüldü.Ku Džačiolas tapo rezultatyviausiu 2011 m. AFC Azijos taurės žaidėju.
İnşallah devre arasında iyi çalışıp Antalyaspor'u layık olduğu yere çıkartmak istiyoruz.Būdami prie pievelės, žaidėjai turi įvertinti atstumą iki duobutės ir pasirinkti tinkamą metalinę riedmušą.
Heidi Range, Liverpool'daki 2006 Yerel Kahramanlar Ödülleri'nde "Müziğe Katkı" ödülüne lâyık görüldü.Range yra laimėjusi „Contribution In Music Award“ ('Indėlis į muziką') apdovanojimą 2006 m. Liverpulyje.
Hansteen 1847'de Norveç Kraliyet St. Olav Nışanı'na layık görüldü.1908 m. E. Munkas buvo apdovanotas Karališkuoju Norvegijos Šv.
Yaptığı kültürel çalışmalar sayesinde birçok ödüle layık görüldü.Jo pastangos gamtosaugoje buvo įvertintos daugybe apdovanojimų.
1850'de Royal Astronomical Society'nin altın madalyasına layık görüldü.1863 m. apdovanotas Karališkosios astronomijos draugijos aukso medaliu.
2004'te Rusya Halkın Sanatçısı unvanına layık görülmüştür.2006 m. suteiktas Rusijos nusipelnusio meno veikėjo vardas.
Amerikan Komedi Ödülüne de layık görüldü.Už dalyvavimą buvo apdovanota JAV olimpinės dvasios apdovanojimu.
Sen buna layıksın.Seda tasub teha.
Temple, 1935'te altı yaşındayken Oscar'a layık görülmüştür.Aastal 1935 pälvis ta Oscari, olles vaid kuueaastane.
1972'de Kenneth Arrow ile birlikte Nobel Iktisat Ödülüne layık görülmüştür.Ta sai 1972. aastal koos Kenneth Arrow'ga Nobeli majandusauhinna.
"Johannes V. Jensen" adıyla tanınan yazar, 1944'te edebiyat dalında Nobel Ödülü'ne layık görüldü."Pikk teekond" on teos, mille eest Johannes V. Jensen sai 1944. aastal Nobeli kirjandusauhinna.
Akademik çalışmaları ile birçok ödüle layık görüldü.Talle on ta akadeemilise töö eest antud mitmeid auhindu.
Taraftarlara layık olmaya çalışacağım.Segaduse kasutamine pooldajate võitmiseks.
2002'de "Britanya Müziğine Sıradışı Katkı" dalında Ivor Novello Ödülü'ne layık görüldü.2002 sai ta Ivor Novello auhinna väljapaistva panuse eest briti muusikasse.
Çumra ilçe olmaya layıktır." demiştir.Hiis saab elanikkudele ohverdamiskohaks."
Dergisinin En iyi Estate ödülüne layık görülmüştür.Kahel korral on ta saanud ajakirja kõige ilusama tagumiku auhinna.
2006 yılında Metal Hammer tarafından yılın gitaristi ödülüne ve diğer birçok ödüle layık görülmüştür.2006 – Zafira võidab Kuldrooli ja mitu muud auhinda.
1998'de Berklee Koleji Seçkin Müzik Emekçisi Mezunları Ödülüne layık görüldü.1998 pälvis ta Berklee kolledži muusika alal väljapaistva vilistlase auhinna.
Japon fizikçi Takaaki Kajita ile ortaklaşa 2015 Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülmüştür.2015. aastal anti talle ja Takaaki Kajitale Nobeli füüsikaauhind.
X-ışınları ile ilgili çalışmalarından dolayı 1917 Nobel Fizik Ödülüne layık görüldü.Aastal 1917 sai ta karakteristliku röntgenikiirguse avastamise eest Nobeli füüsikaauhinna.
Blair 1991'de Disney Legend ödülüne layık görüldü.Kandre sai Aftonbladeti kirjandusauhinna 1991. aastal.
Ruben Östlund'un yönettiği İsveç filmi The Square Altın Palmiye ödülüne layık görüldü.Festivali peaauhinna Kuldne Palmioks võitis Rootsi lavastaja Ruben Östlundi satiiriline film "The Square".
2012 yılında People’s Choice Awards tarafından En Gözde Film İkonu ödülüne layık görüldü.2014 aasta jaanuaris võitis ta People's Choice Awardsi festivalil Favorite Breakout Artisti auhinna.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.A ja som veľmi plakal, že sa nikto nenašiel hoden otvoriť a prečítať knihu ani nazrieť do nej.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Da gråt jeg sårt fordi ingen blev funnet verdig til å åpne boken eller se i den.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.E eu chorava muito, porque não fora achado ninguém digno de abrir o livro nem de olhar para ele.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Et je pleurai beaucoup de ce que personne ne fut trouvé digne d`ouvrir le livre ni de le regarder.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.In jaz sem jokal silno, da ni bil nihče za vrednega spoznan odpreti knjige, ne gledati je.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Io piangevo molto perché non si trovava nessuno degno di aprire il libro e di leggerlo
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.I płakałem bardzo, iż nikt nie był znaleziony godny, aby otworzył i czytał księgi, i wejrzał w nie.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Ja minä itkin kovin sitä, ettei ketään havaittu arvolliseksi avaamaan kirjaa eikä katsomaan siihen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod